12 Mart 2011 Cumartesi

Oya Ağacı ( Lagestromia indica)


Oya Ağacı ( Lagestromia indica)


Öncelikle İstanbul bu bitkiye rutubetli oluşuyla uygun değil. Küllemenin sebebi rutubet ve yanlış ortama dikilmesidir. Oya ağacı gölgeden nefret eder. Aşırı güneş, ışık ister.
Serbest bırakılıp hastalıktan budanmadığı zaman doğru yerde 9 metreye kadar gelişebilir. Ağacın anavatanı Güneydoğu Asya’da Hindistan - Çin bölgeleridir. Çiçekleri yaz ortalarında açmaya başlar, yapraklar dökülene kadar devam edebilir. Genelde pembe olan ufak 2 - 3 santimlik küçük çiçekler yeni sürgün dallarının ucunda 25 - 30 santimlik buketler halinde bulunur. Pembe dışında beyaz, kırmızı, lila ya da karışık renkli olabilir. Yapraklar sonbaharda kırmızı - turuncu değişik renklere dönüşür. Oya ağacı her türlü toprakta yetişebilir. Aşırı kireçlilerde demir eksikliğinden yapraklarda sararma olabilir. Toz demiri sulandırarak ilkbaharda toprağa dökün. Ayrıca toz kükürt de yardımcı olabilir. Zaten kükürt yaprakta oluşabilecek küllemede kullanılabilir. Benim tavsiyem etkilenmiş bölümleri budayın. Ya da önceden tedbir alın ve sonbahar - kış aylarında bitkiyi budayın. Geometrik şekil sevenlere ideal sivrilikler sunabilir.
Oya ağacının gövdesi çok güzeldir. Açık renkli yer yer dökülmeler çınar gövdesi gibi şık durabilir.
Kışın açık renk, budanmış grup halinde dikilen en güzel örnek oya ağaçlarını İstanbul Hilton Oteli’nin girişinde görebilirsiniz. Kısa süreli kar yağışına dayanabilir ama Akdeniz iklimi, asıl sevdiğidir. Bodrum Belediyesi de yollara dikmiş, pek şık olmuş. Aslında kuzey bölgelerde leylak neyse, güneyde de oya ağacı aynı şey olabilir (Ama oya ağacı o kadar güzel kokmuyor).
Üretimi çok kolay; ilkbaharda taze sürgünü kesip hemen köklendirme tozuyla dikin. Çok yavaş büyüyor, ama çiçekleri için bu yavaşlığa katlanılır. Piyasada 1 milyondan başlayan fiyatlarla oya ağacı bulabilirsiniz. Bahçenizde yanlış yerde gölgede dikili oya ağcı varsa kışın sökün, güneşe dikin. Kökleri fazla etkilenmez. Yer değişimine adapte olabilir. Çok yaşlılara dikkat.
Murat Pilevneli.

Camellia (Kamelya, Japon Gülü)


Camellia (Kamelya, Japon Gülü)



Theaceae familyasındandır. Tropik ve supkropik Doğu Asya'da (Doğu Hindistan) doğal olarak yaşar Herdem yeşil çalı formunda bitkilerdir. Saksı çiçekleri yetiştiriciliğinde Camellla japonica önemli tür olup, bu türden birçok kültür formu elde edilmiştir. Çiçeklen yalınkat veya katmerli, beyaz, pembe, kırmızı ve ebrulı renkli olabilir.


Kamelya (Camellia japonica)
Genel Özellikler
Anavatanı Kore, Kuzey Çin, Japonya ve Endonezya olan iç mekan süs bitkisidir. Yaprakları oval, sert yapılı ve parlak yeşil renklidir. Çiçekleri yalıtkan veya katmerli renkleri beyaz, pembe, kırmızı ve ebruli olabilir. Sürekli yeşil çalı formunda bitkilerdir. Tabiatta 82 türü bulunan Camellia cinsinin süs bitkileri yetiştiriliciliğinde önemli tek türü C.japonica’dır.
İklim Özellikleri
Kış döneminde asıl çiçeklenme dönemi olduğundan Mayıs ayına değin bitki sıcaklığı 4-7 C olan yerlerde bulundurulur. Mayıs-Kasım ayları arasında dışarıda yarı gölgeli bir yerde tutulabilir. Özellikle çiçeklenme döneminde yüksek orantılı nem ister. Yarı gölge yerleri sever. Yoğun gölge yerlerde bulundurulmaları halinde, çiçek tomurcukları derhal dökülür.
Toprak İstekleri
Hacim olarak 4 kısım kireçsiz tınlı toprak, 2 kısım turba ve 1 kısım kaba kumun karışımıyla elde edilir. Ayrıca hacim olarak 2 kısım kum, 2 kısım tınlı toprak, 2 kısım turba, 1 kısım yaprak çürüntüsü ve ½ kısım yanmış ahır gübresinin karışımıyla oluşan harç da kullanılabilir.


Üretim Tekniği
Çanta Çiçeği’nin üretimi tohum, çelik aşı ve daldırma ile yapılabilir. Bununla birlikte çelik ve aşı en çok kullanılan üretim şekilleridir. Çelikler yarı olgunlaşmış yan süngülerin uçlarından 10 cm uzunluğunda olmak üzere Haziran-Ağustos ayları arsında hazırlanır. Alınan çeliklerin dipleri yaralanır ve 24 saat süreyle 20 ppm’lik IBA’te tutulduktan sonra, hacim olarak eşit miktarlardaki turba ve kum karışımına dikilmelidir. Köklendirme sislemede veya orantılı nemi yüksek bir yerde yapılmalı ve ortam sıcaklığı 22 C olmalıdır. Bu koşullarda çelikler 2-3 ayda köklenir. Fazla sayıda çelikleri ile yine Haziran-Ağustos aylarında ve aynı koşullarda üretim yapılabilir. Öte yandan, yarma aşı en çok kullanılan aşı yöntemi olup,bu yöntemle hızlı şekilde üretim yapılabilir.Ayrıca İlkbaharda adi daldırma ile de üretim söz konusudur.
Gübreleme
Saksı değiştirme her 2-3 yılda bir Temmuz-Haziran aylarında yapılır. Aralık-Haziran ayları arası 2 haftada -1.5g/1 Açelya gübresi verilir.
Sulama
Bütün kış boyunca ve çiçeklenme döneminde yeknesak şekilde nemli tutulur. İlkbahar ve yazın bol su verilir. Temmuz’dan itibaren sürgünlerin daha iyi gelişebilmesi ve çiçek tomurcuğu oluşumu için 4-5 hafta süreyle verilen su azaltılır. Orantılı nemi yüksek tutmak için, yazın sıcak ve kuru havalarda bitkinin yapraklarına su püskürtülmelidir. Sulamanın oda sıcaklığında kireçsiz su-en iyisi yağmur suyu-ile yapılmasına özellikle dikkat edilmelidir. Çünkü Camellia’lar asit topraklarda yetişir ve kireçten hiç hoşlanmaz.
Budama
Düzensiz büyüyen sürgünler torlu görünüşü muhafaza etmek için çiçeklenme bittikten sonra Nisan ayında kısaltılmalıdır.
Hastalık ve Zararlıları
Önemli hastalıkları Kloroz, Ödem, Tomurcuk dökülmesi ve Kök çürüklüğüdür.
Kaynaklar :
http://www.bahcenet.com/

Farklı Tohum çimlendirme yöntemleri

TOHUMLARI DUMANLA ÇİMLENEN BİTKİLER










Her bitkinin tohumu toprağa eker ekmez çimlenmez.

Bazı ön uygulamalardan geçmeden bu tohumlar çimlenmeden toprak içinde yıllarca bekleyebilirler.

Çimlenme ancak kendi yerel iklimlerinde oluşan doğal olaylar meydana geldikten sonra gerçekleşecektir.

Evde kendi imkanlarınızla bir benzerini yaratacağınız bu doğal olaylara ön uygulama diyoruz.

Uygulamalardan sonra ki ekimlerde yetiştirici sabırlı olmalı çünkü sabırsız davranıp, ekim saksılarına tohumların çıkmadığını düşünerek yeni tohum ekenler genelde sezon sonunda 2 farklı bitkinin filizleri ile dolu saksılar elde etmekteler.

Aşağıda özellikle Avustralya,

Güney Afrika ve Akdeniz bölgesi kökenli bitkilerin çimlendirilmelerinde kullanılan ve geleneksel yöntemlerin dışında size yeni fikirlerde verecek olan değişik uygulama örneklerinin sadece nasıl yapıldığını değil neden yapıldığının da sebeplerini bulacaksınız.

Umarız çimlendirme ve fideleme sürecinde Zengarden Ev ve Bahçenin derlediği bu bilgiler, siz bitki severlere faydalı olur.












Ön uygulama ne demek?

Bazı tohumlar doğaları gereği çimlenmelerini engelleyen kimyasal maddeleri içlerinde barındırırlar. Bu kimyasallar onların vaktinden önce çimlenmelerini engellemek içindir.

Ne zaman bu kimyasallar etkinliğini yitirirse o zaman tohum çimlenir.

Örneğin yazın toprağa düşen bir tohum sıcak havada sulasanız dahi çimlenmeyebilir.

Bunun nedeni, tohum takip eden ayların kış ayları olduğunu bildiğinden, filizlenirse donarak öleceğini de bilir.

İşte bu kimyasallar onu yaz sıcağında çimlenmekten alı koyar.

Oysa kışın soğukta bu kimyasallar, yağmur ve karlarla etkisini yitirirler. Bahar geldiğinde toprak ısınır ısınmaz tohum çimlenecektir. İşte bu tohumlara –

Soğuk Katlama – ya da soğuk uygulama tabir edilen işlemleri uyguluyoruz.

Avustralya bitkilerinden bazıları ise , kışın gelmesini değil aksine bahar sonunda sıcaklar başladığında oluşan orman ve çalı yangınlarını beklerler.

Yangın ertesinde hektarlarca alan boşalmış, kupkuru kalmıştır.

İşte o zaman o bomboş arazide toprak altında bekleyen hatta yıllarca beklemiş olan tohumlar,

hemen yangının ertesinde boş alanı doldurmak için çimlenip, gelişmeye başlarlar.

İşte bu tohumlar dumanla, yangın ertesi çimlenen tohumlardır.

Kıyı Ege ve Akdeniz havzasında da pek çok tür yangın sonrası çimlenen bitkilerden oluşur.

Zira Avustralya ve Akdeniz havzası birbirlerinden uzak olsalar da aynı iklim kuşağı içindedirler.










Yangın sonrası çimlenen bitkileri çimlendirme teknikleri:









Dumanla çimlendirme :


Güney Afrika, Avustralya ve Akdeniz havzası doğal makilik ve çiçekli bitkilerini çimlendirmek için kullanılan en etkin yöntemdir. Öyle ki, dumanla çimlendirilen tohumların çimlenme yüzdesi, normal ekimlerde yüzde 5 iken, bu yöntemle yüzde 94 e varmaktadır.


Duman, bu bölgelerde yaz aylarında görülen kuru ve taze makiliklerin yanması ile oluşan özel bir dumandır. Bu duman içinde bulunan kimyasal, tohumlara doğal ortamda bir yangın olup geçtiğini ve artık çimlenmeleri gerektiğini haber verir. Toprak altında, yağmurda yağsa, baharda gelse yıllarca hiç çimlenmeden bekleyen tohumlar, duman uygulamasından sonra derhal çimlenirler.


Dünya’da bu yöntem daha çok yeni keşfedilmiş olup, duman ile uygulama neredeyse zor ve düzensiz çimlenen tüm tohumlar üzerinde etkilidir. Pahalı kimyasallardan ve hormonlardan çok daha etkili bir yöntemdir. Dumanda bulunan bu kimyasalı bahçede aşağıda anlatılan yöntemleri uygulayarak elde edebilirsiniz. Ve bu kimyasalı güvenle yetiştirdiğiniz tüm tohumlar üzerinde kullanabilirsiniz. Zira araştırmalar göstermiştir ki, dumanlı su ile çimlenen tohumlar, normal çimlenen tohumlara göre daha güçlü ve sağlıklı fideler vermektedirler.








Uygulama için malzemeler:


1- Taze yaprak ve ince bitki dalları. Özellikle makiliklerden alınan taze yaprak ve dallar içinde duman için gereken kimyasallardan bolca barındırır.


2- Kuru yaprak ve ince kuru dallar.


3- Bu dal ve yaprakları içinde bir arada yakabileceğiniz mangal, bidon, büyük toprak saksı benzeri ateşten etkilenmeyecek büyükçe bir kap. Tencere ve benzeri yeterince büyük olmayabilir. Boş peynir tenekeleri ise kullanılabilecek büyüklüktedir.


4- Ateşi yakacağınız kabın üstünü kapatacak büyüklükte bir kapak.


İçinde taze makilik ve funda yaprakları, taze çalı dalları ve yine aynı şekilde kuru yaprak ve dalların karışımını aynı anda yakabileceğiniz toprak ya da metal bir kap bulun. Karışımı alta kurular gelecek şekilde aynı mangal yakar gibi tutuşturun. Gaz ya da gazete gibi yardımcı malzemeler kullanmayın. Sadece taze ve kuru organik maddeler olsun. Tutuşturduktan sonra ihtiyacınız olan şey, kaptan çıkan isli dumandan başka bir şey değil.








Dumanı elde etmek için :



1 – Kabın alt kısmına kuru yaprak ve çalıları yerleştirin. Otları tutuşturmadan önce tuğlalardan bir yükselti yapın ve üzerine içi su dulu metal, ağzı olabildiğince geniş bir kap koyun. Kuru yaprakları tutuşturun iyice yanmaya başladıklarında üzerlerini yaş dallar ve yapraklarla örtün. Bırakın için için yansınlar. Göreceksiniz kısa süre sonra koyu renkli kokulu bir duman çıkmaya başlayacak. Duman iyice yoğunlaşmaya başladığında, bu işlemleri yaptığınız büyük kabın üzerini kapakla kapatın ve hafifçe aralayın. Bu süreçte duman suya iyice işleyecektir. Duman tamamen kesilene dek arada bir suyun seviyesini de kontrol ederek devam edin. Unutmayın amacınız suyu kaynatmak değil aksine düşük ısıda bol bol duman üretmektir. Süreç sonunda suyun içine kül benzeri parçalar düşmüş olabilir. Onları süzün ve artık duman kimyasalları içine işlemiş suyunuz hazırdır.
Bu suyun içinde tohumlarınızı 6-12 saat bekletebilir ve öyle ekebilirsiniz. Bu su ile ekim toprağınızı, ekim öncesi ve sonrasında sulayabilirsiniz. Bu sayede kimyasallar toprağa daha iyi karışacak ve çimlenme gerçekleşecektir. Aynı şekilde bu su ile doldurduğunuz sprey yardımıyla ekim saksılarının toprak yüzeyini ıslatabilirsiniz.










2- İkinci yöntem : İçinden hava ve dumanın geçebileceği metal bir süzgeç edinin. Ya da boş metal 2-5 kiloluk bir peynir tenekesinin alt ve yan kısımlarını bir çivi yardımıyla delerek kendi süzgecinizi yapın. Bu süzgecin içine ıslatıp şişmesini sağladığınız 1-2 litre kadar vermikülit yerleştirin. Aynen ilk örnekte olduğu gibi kuru otların üzerine kuracağınız tuğladan yükseltinin üzerine bu kabı, içinde vermikülitlerle birlikte yerleştirin. Birinci örnekteki uygulamanın aynısını yapın. Bu kez amaç vermikülitin içinden geçecek olan dumanı çekmesini sağlamaktır. Dumanı iyice çeken vermiküliti buzdolabı poşetleri içinde uzun zaman hava almadan saklayabilirsiniz.


Bu vermiküliti, suda bekletilecek tohumların suyuna katabilir, duman içindeki kimyasalların vermikülitten tohumlara geçmesini sağlayabilirsiniz. Aynı şekilde ekim saksılarının yüzeyine sereceğiniz 2-3 mm kalınlığında duman tatbik edilmiş vermikülit, her sulamada kimyasalları toprağa taşıyacak, çimlenme gerçekleşecektir.


Zengarden Ev ve Bahçe’den aldığınız ve çimlenme oranını dumanla artıracağınız tohumlarda yukarıdaki uygulamaları yapınız. Dumanla çimlenen tohumları 6-12 saat arası dumanlı suda beklettikten sonra ekimini yapınız. Bu uygulama çimlenme oranlarınızı gözle görülür şekilde artıracaktır.








Diğer çimlendirme teknikleri:


Kaynayan su:


En sık kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntemle çimlenen tohumların çok kalın kabukları vardır. Amaç kalın tohum kabuğunun içine su almasını sağlamaktır. Doğada yangın sırasında yüz binlercesi telef olsa da , yüksek ısıdan kabukları çatlayıp, zarar görmeden toprakta tutunanlar ilk yağmurlarla birlikte çimleneceklerdir.








Bunu ev ortamında yapabilmek için:


Ayrı bir kapta su kaynatılır ve bir süzgeç içine konan tohumların üzerinden 1-2 litre kadar kaynatılmış su akıtılır. Daha sonra kaynatılmış ve 15 dakika dinlendirilmiş su dolu bir kabın içine bu tohumlar alınır ve sabah dek bekletilir. Su ısısını yavaş yavaş kaybederken oluşan küçük çatlaklardan tohum içine nem almaya başlar ve çimlenmeye hazırlanır. Sabah sadece içine su alarak şişen tohumlar ekilir. Diğerleri ise yeniden temiz, kaynatılıp 15 dakika dinlendirilmiş su dolu başka bir kaba alınır. Bu halde bekletilen tohumların şişenleri yine ekime hazırken, şişmeyenleri dikkatlice tırnak törpüsü ile aşındırmak ya da çentik atmak su almalarına yardımcı olacaktır.








Tohum Kabuğunu inceltmek, çentik ve zımparalama:


Bunun için çok dikkatlice tohumun canlı, yaşayan bir organizma olduğunu unutmadan, içinde sakladığı embriyo ya zarar vermeden uygulama yapmalısınız. Zamanla özellikle çentik atmada, yani sert ve keskin bir cisimle tohumun sadece kabuğunda küçük bir soyma işlemi yapmaya tecrübe kazanacaksınız. Eğer ilk kez yapıyorsanız, biraz zaman alan ama kontrolü daha kolay, tırnak törpüsü ya da su zımparası ile zımparalamayı deneyebilirsiniz. Pek çok tohuma aynı işlemi uygulamak için, silindir şekilli plastik bir kap bulun ve iç duvarına zımparalı kağıt yapıştırın. Tohumları içine atın ve kabı sallamaya başlayın. Duvardaki zımparalara sürtünen tohumların kabukları yavaş yavaş incelecektir. Unutmayın nasıl yaparsanız yapın amacınız tohumun içine su ve nem almasını engelleyen kalın kabuğunda içine nem alacak zayıf bir nokta yaratmaktır. Tüm kabuğu eşit oranda inceltmenize gerek yoktur.








Ateşle çimlendirme:


Bu yöntem oldukça tecrübe isteyen ve hayli zor bir yöntemdir. Zira ısının ne kadarının tohuma ulaştığının kontrolünü yapmak çok zordur. Bunun için taze ve kuru yaprak, çalı ve ince taze dallardan bir öbek oluşturulur. Tohumlar toprak bir saksı içinde 1 cm derine gömülür. Kuru ve taze bitki parçalarından oluşan öbek saksı üzerine konur ve ateşe verilir. Ateş 2-3 dakika canlı tutulur ve sönmesi sağlanır. Söndürmek için su yerine saksı üzerini örtmek daha doğrudur. Ateş sönünce ardından sulama yapılır ve diğer bitkiler gibi çimlenme beklenir. Ancak bu yöntem en son uygulanacak zor ve tecrübe isteyen bir yöntemdir. Bunun yerine dumanla çimlendirme tercih edilir.




Kaynak:


http://www.zengardentr.com/


http://blog.buzzinipaperweights.com/

Farklı peyzaj uygulamaları


Kaynak:

İç Mekan Bitkileri Hakkında Genel

İç Mekan Bitkileri Hakkında Genel


Genel Özellikleri
Tanımı
İç mekan bitkilerinin tanımı yapılırken kaplar içinde ( salon ya da seralarda ) yetiştirilen bitkiler olarak tanımlansa da, gerçekte iç mekan bitkilerine kesin bir tanımlama yapılamamaktadır. Yetişme koşullarına göre bitkiler iç ya da dış mekanda kullanılabilir. Örneğin; Akdeniz Bölgesi’ nde doğal ya da park ve bahçede kullanılan bir bitki (Ficus elastica), Ankara gibi farklı bir yetişme ortamında saksı ya da kap içinde iç mekan bitkisi olarak kullanılabilir. Bahçe çiçeği olarak bilinen lale, nergis gibi soğanlı bitkiler, çakıllarla düzenlenmiş bir saksı içinde iç mekanda değerlendirilebilir.
Önemi
Günümüz insanı, konforun artmasıyla yaşama mekanlarını daha kolay ısıtabilmekte ve havalandırma sistemleri ile donatabilmektedir. İyi koşullarla donatılmış mekanlar, tüm konforuna karşın dış mekandan ve doğadan arıtılmış, tamamen yapay çevreler olmak zorundadır. Bitkiler, yapay olarak oluşturulmuş mekanlarda doğal elemanlardan izler taşır. Dekorasyonun tamamlayıcı unsurları olarak görev yapar. Modern teknolojinin yarattığı çelik yapılar, cam, beton gibi masif yüzeyler arasında, yaşayan ve doğadan yansımayı taşıyan bitkiler, iç mekan organizasyonunda önemli yer tutar. Mevsimsel değişiklikleri yıl
boyunca canlı olması ve çeşitli renklere bürünmesi gerek mimari formlar gerekse yaprak, çiçek, gövde özellikleri ile mekana hareketlilik kazandırır
İç mekanda kullanılan bitkilerle yapılan bir düzenleme ile bitkinin renk, koku, form veya ölçü özelliklerinden yararlanılarak mekan, daha çekici ve farklı bir atmosfere sahip olur. Cansız malzeme ile yapılacak bazı işlevlerin canlı bir obje ile başarılması, doğal peyzajı, kapalı mekanlarda yaşatmaktadır. Mekanın işlevine bağlı olarak, mekanda istenmeyen objelerin gizlenmesi, keskin hatların yumuşatılması gibi özellikleri nedeniyle bitkiler, iç mekan düzenlenmesinde kullanılmaktadır.
Bitkiler gürültüyü filitre etmeleri, akustik kontrolü, tozu tutmaları, parlamayı ve yansımayı önlemeleri ile ışığı kontrol altına almaları ve havayı oksijen üreterek temizlemeleri nedeni ile ekolojik işlevlere de sahiptir. Özellikle ev, okul, hastane ve büro gibi mekanlarda kullanılması önerilen bitkiler, estetik katkıları ile birlikte sağladıkları oksijen ile daha az stresli mekanların oluşturulmasına yardımcı olur.
Bitkiden beklenilen işlevin gerçekleşmesi için bitkide bir takım özelliklerin olması gerekir:
a) Bitki belli derecede olumsuz koşullara dayanıklı olmalıdır.
b) Değişen ekolojik koşullara karşı dayanıklı olmalıdır.
c) Kap ve saksılarda iyi gelişim göstermelidir.
d) Her dem yeşil olmalıdır.
Benzer ekolojik istekleri olan bitkiler, uygun ekolojik koşullar gösteren yerde kullanılmalıdır. Tasarımcı, her bitkinin sıcaklık, ışık, nem gibi isteklerini iyi bilerek o bitkiye uygun koşulları sağlamalıdır,
İç Mekan Bitkilerinin Sınıflandırılması
Ekolojik isteklerine Göre Sınıflandırma
Tüm bitkilerin yetişebilecekleri, ışık, sıcaklık ya da nem gibi ekolojik koşullar birbirinden farklıdır. Örneğin, ortamdaki sıcaklığın, bitkinin istediği sıcaklıktan az ya da fazla olması, onun çiçeklenmesi, büyümesi gibi yaşamsal sürecini etkilemektedir.
Sıcaklık
Bitkilerin büyüme ve gelişmeleri ile bulundukları yerlerin sıcaklığı arasında sıkı ilişki vardır. Sıcaklığın derecesi metabolik olayları farklı yönde etkilemekte, böylece bitkinin gelişimi de farklı olmaktadır. Genellikle iç mekan bitkileri 0 0 C’nin üzerindeki sıcaklıklarda yetişebilmektedir, dona maruz kaldıklarında ölebilir. Tropikal kökenli bitkilerin çoğu 100 C’nin altındaki sıcaklıklardan zarar görür. Yüksek sıcaklık derecelerine dayanıklılıkları da bitki çeşidi, hava orantılı nemi ve sulama suyunun miktarına göre değişmektedir. İç mekan bitkileri genellikle de 400 C’ nin üzerinde ölmeye başlar.
İç mekan süs bitkilerini sıcaklık ihtiyaçlarına göre üç grupta sınıflandırabiliriz:
Yüksek Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler: Tropikal kökenli bitkiler bu grupta yer alır. Kışın 16- 20 0 C,yazın ise 18-25 0 C sıcaklık, genel olarak % 80-85 orantılı nem ve çoğunlukla yarı gölge veya gölge yerlerde iyi gelişme gösterir.
Orta Derecede Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler: Kışın 8- 15 0 C, yazın ise 15-18 0 C sıcaklık veya daha yüksek sıcaklıkta aydınlık ve havadar yerlere gereksinim gösterir.
Düşük Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler: Kışın 5-8 0 C sıcaklıktaki iç mekanlarda, yazın ise bahçelerde yetiştirilebilen bitkilerdir. Bu bitkiler için en uygun yaz mevsimi sıcaklığı 15-20 0 C dir.

Süs bitkilerinin sıcaklık isteklerine göre sınıflandırılması

Spathipyhlium

Dieffenbachia
Bitkiler dinlenme dönemine ihtiyaç duyar. Ülkemizde bitkilerin dinlenme koşulları kış aylarına rastlamaktadır. Bitkilerin kışın sıcaklık gereksinimi, yaza göre 5-10 derece daha az olmaktadır. İşte bu dönemde bitkilerin odun kısmı olgunlaşır, tomurcuk oluşumu gerçekleşir.
Bitkilerde ertesi yıl iyi bir gelişme ve çiçeklenme olabilmesi için dinlenme döneminin sağlanması zorunludur. Bitkiler kışın da aynı yüksek sıcaklıktaki mekanlarda bulundurulduğunda, dinlenme dönemine giremez. Bunun sonucunda odun kısımları olgunlaşamaz, tomurcuk oluşumu güçleşir, bitkiler cılız kalır.
Bitkinin yaşlı veya genç oluşu ile sıcaklık gereksinimi arasında da sıkı bir ilişki vardır. Genç bitkiler, yaşlı bitkilere göre daha yüksek sıcaklık ister. Ancak yaşlı bitkiler, ani oluşan sıcaklık değişimlerine daha hassastır. Sıcaklıktaki ani değişimler, bitkilerde solmalara, yaprakların düşmesine ve hatta ölümlere neden olur. Burada dikkat edeceğimiz bir konu da sıcaklığın tek başına etkinliği yanında diğer ortam koşullarının da etkisinin olmasıdır. Ortamdaki nem, ışık da sıcaklıkla birlikte bitkileri etkilemektedir. Bir bitki için nemli ortamda çok uygun olan sıcaklık, aynı bitki için kuru bir ortamda çok fazla olabilir.
Orantılı Nem ve Su
İç mekan bitkilerinin yaşayabilmeleri, büyüyebilmeleri ve gelişebilmeleri için zorunlu etmenlerden biri hava nemi ve sudur. Bitkiler, kökleri aracılığıyla suda erimiş besin tuzlarını alırlar. Kökler aracılığıyla alınan besin maddeleri bitkilerin üst aksamına su ile taşınır. Bitkiden su, terleme yoluyla dışarı atılır. Bu dışarı atım işlemi, bitkinin bulunduğu ortamdaki orantılı hava nemi ile doğrudan ilişkilidir. Havanın içerdiği nem düşük ise terleme fazla olur. Bir bitkinin gereksinimi olan nem miktarı; bitkinin bulundurulduğu yerin orantılı nemine, sıcaklık ve ışık durumuna, bitkinin cins, yaş ve büyüklüğüne ve sonunda mevsime, bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak değişir.
Terleme hızını etkileyen başlıca etmenler; güneş ışığı, havadaki nem miktarı, sıcaklık, rüzgar, topraktaki su ve hava basıncıdır. Bitkilerin terleme yoluyla kaybettiği su ile kökler tarafından alınan su arasında denge vardır. Ortam koşulları, bitkinin kökleriyle almış olduğu su miktarından daha fazla terleme yapmasını durumunda bitkinin yapraklarında sarkmalar, pörsümeler, sararmalar ve kurumalar gözlenir. Bu koşulların sürmesi halinde ise bitki tümüyle canlılığını yitirir.
Sıcaklık ve ışık şiddeti kış ayları süresince yaz aylarına göre daha düşük olduğundan, bitkilerin terleme hızları da düşüktür. Bu süre içerisinde bitkiler, suya daha az gereksinim duyar. Düşük sıcaklıktaki yerlerde bulundurulan bitkilerin, daha sıcak yerlerde bulundurulan bitkilere oranla su gereksinimleri daha azdır.
Bitkinin bulunduğu yerin orantılı nemi ile su gereksinimi arasındaki ilişki ise, nemin yüksek olması halinde bitkinin terleme hızı düşük olacağından, su gereksinimi de az olacaktır, buna karşılık, kuru hava esintisi olan sıcak yerlerde bulundurulan bitkilerin su ihtiyacı fazladır.
Yüksek orantılı nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli ışıktan kaynaklanan olumsuz etkiyi azaltarak bitkide dengeli bir gelişme sağlar. Bu nedenle iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde orantılı nemin önemi büyüktür. Tropikal kökenli bitkilerin nem ihtiyacı % 80’in üzerinde, diğer bitkilerin nem ihtiyacı ise %60-70’tir.
Işık
Bitkiler fotosentez yapabilmek, büyüyüp gelişmek için ışığa ihtiyaç duyar. İç mekan bitkilerinin çoğu en iyi ışık alan yerlere konulmalıdır. Bir bitkinin ışığa ihtiyacı farklı zamanlarda farklı düzeylerdedir. Bitkiler gelişme dönemlerinde bol ışığa, buna karşın dinlenme döneminde az ışığa ihtiyaç duyarlar. Bir bitkinin belirli gelişim dönemlerinde ışığa olan gereksinimi çok olduğu gibi, genç ve yaşlı bitkiler arasında ışığa dayanabilme açısından da farklar bulunmaktadır.
İç mekan süs bitkilerini ışığa gereksinimleri açısından, güneşli, aydınlık, yarı gölge ve gölge yerlerde yetiştirilen bitkiler olmak üzere sınıflandırabiliriz.
Güneşli ortam isteyen bitkiler, genellikle güneye bakan pencerelerde veya yazın bahçede doğrudan güneşli yerlerde kullanılır. Ancak aşırı güneşli ortamda hafif gölgeleme yapılabilir.
Aydınlık ortamda yetişen bitkiler ise doğrudan doğruya ve sürekli güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilen bitkilerdir. Bu bitkilerin doğu veya batı penceresinin hemen arkasında bulundurulmaları uygundur. Yarı gölge yerleri seven bitkiler ise hafif veya çok hafif güneşli yerlerde bulundurulmalıdır.
Gölge koşullarda yetiştirilen bitkiler ise, güneş almayan yerlerde ve seranın iyice gölgelenmiş yerlerinde bulundurulmalıdır. Bitkiler yetersiz ışığa karşı tepkilerini, normalden daha ince gövde ve güneş ışığına doğru yönelen uzun sürgünler üzerinde soluk renkli, cansız yapraklar oluşturarak gösterir. Bu durum görüldüğünde bitkilerin daha iyi ışıklanması sağlanmalıdır. Bunun yanında fazla ışık isteyen bitkiler, gölge ortamda kaldıklarında yapraklarda sararma ve dökülmeler görülür. Normale göre daha açık renkli yaprakların varlığı da ışık azlığının bir sonucudur.
İç mekanlarda bulundurulan süs bitkileri genelde kapalı mekanlarda tek taraftan ışık aldıklarından ışığa doğru bir yönelim gözlenir. Bunun için bitkiler ara sıra kendi etraflarında çevrilmelidir.
Bitkiler, kışın az güneşli günlerinden uzun günlere geçişte güneş ışınlarından etkilenir. İlkbaharda tüm bitkilerin sararması ve haşlanması, bitkilerin biraz gölgelemeye ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Bunun yanında güneş ışığının yetersiz olduğu durumlarda, Yapay ışık, kullanılmalıdır. Yapay ışık güneş ışığına benzerse de, 4-5 saatlik güneş ışığına eşdeğer bir ışıklanma için aynı süre yapay ışık kullanılması yeterli olmaz. Sağlıklı bitki yetiştirmek için 12- 16 saat yapay ışıklandırma yapmak gerekir. Yapay ışıklandırma da floresan tüpler kullanılır. Yapay ışıklandırmaya ihtiyaç gösterebilecek bitkiler arasında Afrika menekşesini alabiliriz. Burada dikkat edilecek konu ise, yapay ışık altında yetiştirilen bitkilerde yeterli hava neminin sağlanmasına da özen gösterilmelidir. Bunu da saksıların altına, içi su dolu bir kap koymakla sağlayabiliriz

Süs bitkilerinin ışık isteklerine göre sınıflandırılması

Ficus benjamin

Aglaonema
Form Özelliklerine Göre Sınıflandırma
İç mekan bitkileri form özelliklerine göre; sarkıcı, tırmanıcı, ya da mimari formlu olarak üç ana sınıfa ayrılır.
Sarılıcı Tırmanıcılar: Daima dikine büyüyen bitkilerdir. Bazıları destek etrafında dolanır, bazıları ise tutucu organları aracılığıyla desteğe yapışır. Bu bitkiler destek üzerinde gelişebildikleri gibi duvar boyunca da gelişebilirler. Hatta iç mekanlarda desteklere sardırılarak, mekan bölücü olarak kullanılabilir.

Syngonium

Scindapsus 
Sarılıcı Tırmanıcı ve Sarkıcı Olanlar: Tırmanıcı olarak yetiştirildiklerinde tek bir desteğe tüm gövdenin sarılması tavsiye edilmez. Saksı içinden, gövdenin sarkması ya da birden fazla desteğe tüm gövdelerin bağlanması daha estetik bir görüntü verecektir. Sarkıcı olarak yetiştirildiklerinde, dağınık gelişmelerini önlemek amacı ile uçlarının alınması gerekebilir. Ficus pumila, hedera, philodendron, scindapsus gibi bitkiler hem sarılıcı hem sarkıcı olabilir.
Sarkıcılar; toprak yüzeyini örtebilir ya da bir yere saksı ile asıldıklarında aşağı doğru gelişirler. Sarkıcı bitkilerin bir kısmı ilginç yaprakları ile, bir kısmı da çiçekleri ile etkilidir. Bu bitkiler askıya alınabilen bir saksıya konulabildiği gibi yüksek sütun şeklindeki saksılara da konulabilir.
Mimari Formlu Olarak Kullanılan Bitkiler: İç mekanda tek başlarına kullanılabilir. Dekoratif etkileri ile odak etkisi oluşturma, vurgulama, yönlendirme gibi işlevlerine göre geniş mekanlarda kullanılır. Mimari formlu bitkileri kendi içlerinde, sütun formlu, ağaç formlu gibi sınıflandırabiliriz. Mimari formlu bitkiler tek olarak kullanıldıkları gibi sarkıcı ya da yer örtücü olarak kullanılan bitkilerin yayılıcı etkisini azaltmak için birlikte de kullanılabilir.

Araucaria

Ficus benjamin “ Alii’’

Formlarına göre iç mekan bitkileri
Yaprak Özelliklerine Göre Sınıflandırma
Bazı iç mekan bitkileri çiçekleri veya formundan çok yapraklarının güzellikleri nedeni ile tercih edilirler. Bunlar renkli veya ilginç yaprakları ile iç mekanlarda ilgi odağı oluşturur.
Yaprağını dökmeyen bitkilerin daha çok tercih edildiği bilinmektedir. Büyük çoğunluğunun bakımı kolaydır. Bu bitkilere gerekli bakım yapıldığında yıllarca sağlıklı biçimde yaşar, gerek evlerde gerekse bürolarda canlı birer dekorasyon oluşturur.

Yaprak formlarına göre iç mekan bitkileri

Dracaena

Codiaeum
Eğrelti otları, ve palmiyeler, yaprağını dökmeyen beğenilen bitkilerdir. Eğrelti otları, doğal olarak ormanlık yerlerde bulunur. Bu bitkileri iç mekan bitkisi olarak da rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Yaprak yapıları ve renkleri ile etkili iç mekan bitkileri

Schefflera

Drecaena
Ayrıca otsu bitkiler dediğimiz, devamlı yeşil kalabilen ve mutfağımız için her zaman gerekli olan bitkiler de mevcuttur. Bu bitkiler için gerekli nem mutfağımızda olduğundan yetiştirilmesinde problem yoktur. Ada çayı bitkisini örnek olarak verebiliriz.
Yaprakları için yetiştirilen bitkiler uygun koşullar altında çiçek açabilir. Ancak, bunlar çiçekleri için yetiştirilen bitkilerin çiçekleri kadar güzel, gösterişli ve uzun süreli değildir.
Yılbaşı kaktüsü ( Schlumbergera bridgesii), Çin kaktüsü ( Euphorbia milii ), Sütun kaktüsü ( Cereus sp.), Mum çiçeği ( Hoya carnosa ), vb. dikenli ya da etli yapraklı bitkiler grubuna girerler.

Yaprak renklerine göre iç mekan bitkileri


Caladium
Kaktüs ve sukkulentler gövde ve yapraklarında su depolayan bitkilerdir. Kaktüslerin sukkulentlerden en önemli farkı dikenli olmalarıdır. Bu dikenler, iğne şeklinde olabildikleri gibi, tüy gibi ince dikenlerin bir araya gelmesinden oluşmuş, diken yastıkları şeklinde de olabilir. Bu gruptaki bitkiler, bünyelerinde su depoladıklarından az sulanmalıdır.

Kaktüsler
Çiçek Özelliklerine Göre Sınıflandırma
Bu gruba giren bitkilerin çiçekleri kadar çoğu zaman yaprakları da dikkat çeker. Ancak çiçeklenme ve çiçek özellikleri, yapraklarına göre çok daha fazla önem taşıyıp dikkat çektiğinden, çiçekleri için yetiştirilen bitkiler grubunda yer alır.

Aphelandra

Cyclamen
Çiçek açan birçok salon bitkileri arasında cazibesini yitirmeyen; örneğin, Afrika menekşesi olarak bilinen (Saintpaulia) bitkilerin birçok farklı rengi vardır. Kısa saplar üzerinde salkımlar halinde yalınkat veya katmerli olabilen çok renkte çiçekleri mevcuttur. Nemli ortamı sever, doğrudan güneş ışığından hoşlanmaz. Sulamanın yağmur suyu veya kireçsiz su ile yapılması çok faydalıdır. Kullanılacak toprak, havadar olmalı, bitkinin sürekli çiçeklenebilmesi için köklerin tamamen saksıyı doldurması beklenmeli, sıkça saksı değiştirme yapılmamalıdır.

Afrika menekşesi (Saintpaulia)
Orkideler, bitki dünyasının önde gelen nadir ve pahalı çiçeklerine sahiptir. Hippeastrum, hyacinthus, narcissus gibi çiçekli bitkiler ise soğanlı bitkilerdendir. Soğan, besin maddesini depo ederek üremeyi sağlayan özelleşmiş bir organdır. Cyclamen ise yumru köklü bitkidir. Bu tip yumrular, çok miktarda besin maddesi içerirler. Üretimleri, her bir parça göz içerecek biçimde bölünmesi ile olur. Cymbidium, yalancı soğan denilen birkaç boğumdan meydana gelmiş iri, etli gövde parçasından oluşan özelleşmiş depo organına sahiptir. Yeni sürgünlerin, eski soğandan ayrılması ile üretilir.

Afrika menekşesi (Saintpaulia)
Orkideler, bitki dünyasının önde gelen nadir ve pahalı çiçeklerine sahiptir. Hippeastrum, hyacinthus, narcissus gibi çiçekli bitkiler ise soğanlı bitkilerdendir. Soğan, besin maddesini depo ederek üremeyi sağlayan özelleşmiş bir organdır. Cyclamen ise yumru köklü bitkidir. Bu tip yumrular, çok miktarda besin maddesi içerirler. Üretimleri, her bir parça göz içerecek biçimde bölünmesi ile olur. Cymbidium, yalancı soğan denilen birkaç boğumdan meydana gelmiş iri, etli gövde parçasından oluşan özelleşmiş depo organına sahiptir. Yeni sürgünlerin, eski soğandan ayrılması ile üretilir.

Yaprak ve çiçekleri ile etkili iç mekan bitkileri

Etli yapraklı bitkilere örnekler
Bromeladlar (Bromeliaceaeler)
Bu familya bitkileri kısa gövdeli, rozet yapraklı çok yıllık bitkilerdir. Yaprak tabanları üst üste binerek rozet şeklini almıştır. Yağmurlu zamanlarda su burada toplanır. Aechmea, nidularium, billbergia, tillantia önemli üyelerdir.

Aechmea
Bu familyadaki bitkilerin büyük çoğunluğu, doğal ortamlarında ağaç kavukları, yaprak çürüntüleri gibi organik materyaller ya da artıklar üzerinde asalak olarak yaşar. Bunlara “ epifit bitkiler” adı verilir. Kökleri pek gelişmemiştir. Sadece bulundukları ortama tutunmalarında yardımcı olur. Bu nedenle ev koşullarında saksı harçlarına fazla su ve gübre verilmez. Yaprak hunisinden su ve besin alır.
İç Mekan Bitkilerinin Kullanımı
İç mekan bitkilerinin kullanılması konusunda özen göstermemiz gerekmektedir. Seralardan alınan bu bitkileri, iç mekan içerisinde istediğimiz her noktada kullanamayız. Seçilen yerin, bitkinin belirli temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Bitkinin yerleştirildiği yer, bitkiler için gerekli ışığı almalı, yeterli nem ve uygun sıcaklıkta olmalıdır.
Bitkileri iç mekan içerisinde koyacağımız yere karar verirken şu konulara dikkat etmeliyiz. Bitkilerin büyük bir kısmı doğrudan güneş ışığını sevmez. Ayrıca bitkiler pencere önüne konuldukları zaman, özellikle kışın, dış ve iç sıcaklık arasındaki fark büyüktür. Bitkinin bir tarafı odanın ılımlı havasından yararlanırken diğer tarafı camdan soğuk havanın etkisinde kalabilir. Bitkilerin uzun süre pencere kenarına konulmamasına dikkat edilmelidir. Bunun yanında uygun ortam ve ışık verilmişse banyonun bitkiler için ideal bir yer olduğu söylenebilir. Ancak burada aşırı sıcaklık değişimlerinden etkilenmeyecek bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin; Asparagus sprengeri banyoda rahatlıkla kullanılabilir.
Günümüzde bitkiler, çalışma hayatının monoton havasını renklendiren,ortamda canlılık katan unsurlar olarak ofislerimizde de yer almaya başlamıştır. Bitkiler, iş yerinde büyük ölçüde iş verimini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda insanları daha da huzurlu yaparak, zevkle çalışmalarını sağlamaktadır.
İç mekanda, bitkisel tasarımda amaç; mekanın tasarımıdır. Tasarımda, bitki-mekan, bitkilerin-diğer bitkilerle oluşturdukları kompozisyon ve mekan içinde yer alan oturma elemanları, çeşme, havuz, aydınlatma elemanları ile birlikte ele alınmalıdır. Tasarım; mekanın özelliklerine, kullanıcı özelliklerine, bitkinin isteklerine; işverenin isteklerine ve tasarlayıcının beceri ve görgüsüne göre değişiklik gösterebilir.
Mekanın etkisini belirlerken, bu mekanın hangi amaçla kullanıldığı ( konut, alışveriş, dinlenme ), ne kadar zaman kullanıldığı ( hafta sonları açık olup olmadığı ), mekanın genişliği ve durumu ( güneşlenme durumu ) değerlendirilmelidir.
Kullanıcı, tasarımı yaparken insan rahatlığına önem vermelidir. Özellikle ofis, konut gibi birey ve bitkinin daha bire bir ilişki içinde olduğu mekanlarda kullanıcının bakım becerisi tasarımda önemlidir. Örneğin; bitki bakım bilgisi olmayan kullanıcı için az bakım gerektiren bitki türlerine ağırlık verilmelidir. Ayrıca tasarımcı, mekanı tasarlarken mekan içerisinde ileriki zamanlarda değişimler yapabileceğini düşünmelidir. İç mekan bitkisel tasarımında bitkilerin renk, şekil, biçim, doku özelliklerinin bilinmesi hem bitkilerin birbirleriyle hem de mekanda yer alan diğer cansız materyallerle ilişkilerine dikkat edilir.


İç mekanda kullanılan bitkilerin belirgin özellikleri ve mekanda değerlendirilmesi
Tasarımın genel yapısını belirleyen bir diğer etmen de tasarımcının stilidir. Mekanda tasarımcı tarafından verilmek istenen etkiye bağlı olarak, tür ve malzeme seçimi yapılır. Örneğin, sıcak iklimlere ait coğrafyalardan esintiler oluşturmak amacı ile sukkulent, kaktüs türleri ve turuncu, kırmızı ya da sarı renkli mobilya, kum, çakıl malzemelere yer verilir.
Bitkisel tasarımda; tasarımcının zevki, doğru yerde doğru bitki seçimi, ekonomik olma durumu, mekana göre bitki seçimi, uygun kap ve saksı kullanımı ve bitkinin fiziksel özelliklerinin iyi tanınması gibi pek çok konuya dikkat etmek gerekmektedir.
Tasarım genel olarak üç aşamada gerçekleştirilir:
Bitkilendirme yapılacak alana ait özelliklerin belirlenmesi gerekir. Bir alışveriş merkezi için tasarım yapılacak ise amaç, kişileri davet eden çekici mekanlar oluşturmaktır. Oysa ofis tasarımında, verimliliği arttırıcı çalışma mekanları tasarlanmalıdır. Bitki için gerekli olan ışık, su ve toprak ortamda uygun miktarlarda olmalıdır.
Projenin uygulanabilir olduğuna karar verildikten sonra ikinci aşamaya geçilir. Kesin plan hazırlanır. Bitki türleri, sayıları, kapta, zeminde ya da askıda kullanıldıkları belirtilir. Havuz gibi yapılar varsa bunlar da planda detaylandırılmalıdır. Ayrıca yıl boyunca hangi dönemlerde alternatif hangi türlerin kullanılacağı ya da renk etkisi verilmek isteniyorsa, mevsimlere bağlı olarak hangi türlerin dikileceği uygulama projesinde belirtilir.
Artık uygulama aşamasına gelinmiştir. Bitkilendirme,konstrüksiyon detayları, tesisat gibi gerekli tüm veriler tamamlanmıştır.
İnsanoğlu aynı zamanda ufkunu geliştirerek yeni uygulamalar oluşturmalıdır. Bunlardan biri son günlerde oldukça yaygınlaşan şişe bahçeleri, evlerin uygun köşelerinde doğanın tüm canlılığını odamıza getirmektedir. Şişe bahçesi için en uygun olan kavanozlar, geniş ağızlı ve yeşilimtrak renkte olanlardır. Kavanozlar, ev bitkilerinin yetişmeleri için ideal ortamdır. Kavanozlar içinde atmosfer dengede olup, bol ışıklı yerlere konmalıdır. Buradaki bitkilere sık sık sulama yapmak gerekmez. Böyle bir bahçenin oluşturulması için ilk önce şişe güzelce yıkanmalı, ardından şişenin tabanına birkaç cm kalınlığında çakıl konulmalıdır. Çakılın üzerine de hazırladığımız toprak karışımını ilave etmeliyiz. Hazırlanan bu karışımın üzerine bitkileri özenle dikmeliyiz.
Yeni uygulamalardan bir diğeri de su kültürü altında bitkileri yetiştirmektir. Burada bitkiler normal kompost yerine sert, pişmiş kil tabletleri içinde köklendirilir. Bunlar, kökler için sağlam ortam sağladıkları gibi aynı zamanda hafiftir. Hidrokültür için iki kısımlı özel saksı gerekir. İç kısım, yanda ve altta açıklıklar içerirken dış kısım basit bir silindir biçimindedir. Dikilmeden önce kökler ılık suyla iyice temizlenir. Bundan sonra iç kısmın altında 3-4 cm derinliğinde kil tabletlerinden bir tabaka yapılmalıdır. Sonra bitki, kökleri iç kısmın içine yerleşmiş derecede tutulur ve tabletler bitki etrafında sıkıca duracak şekilde dökülür. Sonra saksı ılık su ile çalkalanır. Kil tabletler kökler arasında şişerek köklerin kaba tutunmasına yarar. Sonra iç kap, dış kap içine yerleştirilir. İstenen seviyeye gelinceye kadar su ilave edilir. Böylece kökler su içinde serbest olarak sarkık kalır. Su seviyesi sürekli kontrol edilmelidir. Bir hafta sonra bitki besin maddesi ilave edilmelidir. Her altı haftada bir suyun değiştirilmesi gerekir; Çünkü bitkiler, durgun suda uzun müddet bırakınca iyi büyümez. Hidrokültür masraflı değildir; ancak özel olarak hazırlanmış saksı, mutlaka alınmalıdır.
Çoğaltılması
Saksı bitkileri genel olarak tohumla (Generatif - eşeyli) vejetatif (Eşeysiz) yollarla, özleşmiş gövde-köklerle ve doku kültürü ile çoğaltılır. Bu yöntemlerden en yaygın olanı tohum ve çeltikle çoğaltmadır.



Kaynak:
http://hobibahcemiz.net/ Teşekkürler.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top