3 Kasım 2010 Çarşamba

Paulownia Ağacı detaylar



Paulownia Ağacı



Talih ağacı-şans ağacı-kral ağacı

Paulownia Ağacı

Literatürlere ;Dünyanın En Hızlı Büyüyen ağacı olarak giren Paulownia Ağacı(çin kavağı-tezağaç-talih ağacı-şans ağacı-kral ağacı)nın ülkemizin değişik bölgelerine uyum sağlayan A.B.D, Asya ve Avrupa da ülkemize benzer karakterdeki iklim bölgelerinde adaptasyon çalışmaları tamamlanmış safhat çeşitlerden P.Tomentosa,P.Catalpifola, P.Fortunei,P.Elongata;nın sitemizin Ürün Geliştirme Satış Destek ve Teknik Hizmet ekibi desteğiyle sponsor firmalarımızca tüplü fide-fidan üretimi ve satışı ile araştırma ve deneme kuruluşları için üretim materyali olarak tohum ve çelik temini yapılmaktadır

Fide veya Fidanlar dikildikten sonra oldukça hızlı otsu bir büyüme gösterirler. İlk yıl dikim zamanına, sağlanan uygun şartlara ve bölge iklimine de bağlı olarak 4-7 m boylanma yapabilir. 2 m altında boylanma yapan fidanlar toprak seviyesinden ertesi yıl mart ayında budanarak sürgün teklemesi ile yeniden boylanması sağlanır. Böylelikle kışa girerken sağlam bir gövde, düzgün budaksız bir dip tomruğu için avantaj sağlanır. İyi bir boylanma yapan fidan ertesi mart ayında tepedeki odunlaşmamış ve genellikle kış soğuklarından kurumuş olan 20-30 cm lik kısım karşılıklı duran sağlam gözlerden kuzeye bakan yada hakim rüzgar yönündeki bırakılarak karşıdaki sürgün gözü çaprazlama kesilerek tepe budaması yapılır. Böylece tek sürgün üzerinden yeniden boylanması sağlanır. Bu uygulama genellikle bir-iki defa yapıldıktan sonra ağacın kendi halinde taçlanması sağlanır. Büyüme esnasında yaprak koltuklarından çıkan yan sürgünler bir kaç santimetre olunca koparılmalıdır. Fidan döneminde kesinlikle yapraklar koparılmamalıdır. Yazlık fide dikimlerinde genellikle istenilen boylanma sağlanamaz. Ancak fideler yerinde kök gelişimini tamamladığından tavsiye edilen dikim şeklidir. Yazlık fide dikiminde istenilen boylanmayı yapamayan fidanlar ertesi yıl erken ilkbaharda toprak seviyesinden kesilir. Bitkide dipten yeni sürgünler gelir. Bunlardan en kuvvetlisi bırakılır, diğerleri koparılır. Bırakılan sürgün çok hızlı büyür ve yıl sonunda 7 m boya kadar çıkabilir. Bu bitki üzerinde 75-80 cm boyunda yapraklar meydana gelir ve bunların koltuklarında tekrar sürgünler görülür. Bu sürgünler de düzenli olarak koparılmalıdır. Ancak yapraklar koparılmaz ve zararlanmamalarına dikkat edilir. Bu yapraklar zararlanırsa veya koparılırsa büyüme yavaşlar. İkinci yıl bitkinin bu hızlı büyütülmesi çok önemlidir. Çünkü ağacın en kaliteli kerestesini bu kısım oluşturacaktır.
Soğuklarla birlikte bitki dinlenmeye girmekte ve yapraklar dökülmektedir.
Kış aylarında en tepedeki 15-20 cm lik kısım kuruyabilir. Bundan endişe etmemek gerekir. Çünkü ertesi yıl ilkbaharda havaların ısınması ile birlikte, bu kuruyan kısmın altında en üstteki göz sürmekte ve ileride bu kısımdaki kerestede önemsiz bir halka meydana gelmektedir. Gövde de çatallanmayı önlemek için tepe budaması yapılmalıdır.
Paulownianın fazla zararlısına rastlanmamakla birlikte, bazı tırtıllar, çekirge ve sinekler yapraklarını ve tepedeki büyüme noktasını yiyebilmekte bu da büyümenin yavaşlamasına neden olmaktadır. Sistemik insektisitler ile ilaçlama yapılır. Toprak altı zararlıları paulownianın köklerini çok severler. Özellikle fide döneminde halk arasında lokma kurdu denilen larvalar kökleri en alttan kök boğazına kadar yiyerek bitkiyi öldürebilir. Bu durumda kök bölgesinde toprak altı ilaçlama yapılmalıdır.
Ayrıca danaburnu da fide döneminde kök ve kök boğazını keserek zarar yapabilmektedir. Yoğunluk fazla olursa zehirli yem hazırlanmalı
ve danaburnu zararlılarının kesafeti azaltılmalıdır.

Tarımsal Uygulama Paulownia buğday, pamuk, mısır, soyafasulyesi, yonca, patates, sebze ve çiçekler ile aynı anda yetiştirilebilir. Değerli bir bitkidir çünkü, toprak verimliliğini arttırır. Kışları ısıyı yükseltir, yazın ise ısıyı düşürür.
Buna ek olarak toprak ve hava rutubetini yükseltir.Paulownialar zirai uygulama konusunda aşağıdaki konularda çiftçilere çeşitli avantajlar sağlarlar:
Su seviyesini düşürerek tuzlanmayı önlerler.
Derin kök sistemi ile erezyonu engeller.
Ekinler üzerindeki rüzgar zararını engeler.
Toprak ve hava rutubetini yükseltir, dolayısı ile sulama ihtiyacını azaltır.
Yapraklarını döktüğü zaman, derin topraklardan çektiği besin maddelerini yüzeydeki toprağa aktarırlar.
Sonbaharda dökülen yapraklar küçük ve büyükbaş hayvanlar için çok değerli bir besin maddesidir.
İkici veya üçüncü yıl cinsel olgunluğa erişen ağaç ilkbaharda çiçek açar. Paulownia çiçekleri üç ay gibi uzun bir süre ağaç üzerinde kalır ve çok miktarda olur, bu bol miktarda bal üretimi demektir.
Paulownia dan, kısa aralıklarla çok miktarda değerli kereste üretimi mümkündür. Kesim periyodu 2 ile 16 yıl arasındadır. Sıcak ve rutubetli bölgelerde yetişen Paulownia çok hızlı bir gelişim gösterir. Hızlı büyüyen ağacın kerestesi daha yumuşak olur. Kerestesinin dünya pazarlarındaki m3 fiyatı 200$ - 500$ (US) arasında değişir.
Kesim yapıldıktan sonra mevcut kök yapısını kullanarak daha da güçlü bir şekilde yeniden büyür. Yeni fide yatırımı yoktur.
Halk arasında paulovniya , polovnia ,paulovnia, talih ağacı , şans ağacı , kral ağacı,çin kavağı , tezağaç ,ROYAL , EMPİRES olarak bilinir.
EKONOMİK DEĞERİ :
Paulownia ağacının en büyük özelliği, diğer ağaçların 25-30 yılda gösterdiği büyüme performan­sını birkaç yılda göstermesidir. Yetiştiricilik yapmak isteyenlere hem kolay hemde kısa sürede yetişmesi açısından kazanç kapıları aralayan bu ağaç ülke­mizde henüz tanınmamasına karşın, Çin de yaklaşık 2600 yıldır yetiştiriliyor. Paulownia ağacı, bir yıl içe­risinde 5-6 metreye kadar ulaşan boyuyla tarım sek­törüne yönelik yatırım yapmak isteyen insanların bu ağacı seçmelerine neden oluyor.
Paulownia; derin bir kök sistemine sahip (kazık ve saçak köklü), sonbaharda yapraklarını döken bir ağaç. Yetişkin bir ağacın boyu 15-25 metre, ortala­ma ömrü ise 70 yılın üzerindedir.
Paulowniadan kısa aralıklarla çok miktarda değerli kereste üretimi mümkündür. Kesim periyodu sunta için 2 yılda bir ve kereste için 7-16 yıl arasındadır. Hızlı büyüyen ağacın daha yumuşak kerestesi olur. Ekonomik çapa (45-55cm ) 5-6 yılda erişir. Ortalama gövde boyu 8 metre kabul edildiğinde, bir ağacın hacmi 1,2 m³ gelmektedir. 11 yaşındaki bir paulownia 3.5 m³ 'e rahatlıkla ulaşabilir. Dekar'a olan getirisi diğer zirai ürünlerle kıyaslanmayacak derecede yüksektir.
Kesimden yani hasat yapıldıktan sonra, toprakta kalan kök tekrar sürgün vermekte ve yeni bir fidan olmaktadır. Bu işlemi 8 defa tekrarlamak mümkün

PAULOWNİA AĞACI (ÇİN KAVAĞI)
Paulownia Çinde doğal yayılma alanları bulunan, çok hızlı büyüyen, içinde ülkemizin de bulunduğu Kuzey Yarıkürede yaklaşık 24 milyon dekar arazide ara tarımda, peyzajda, sanayi ormanları ve özellikle kerestesi için yetiştiriciliği yapılan bir ağaçtır. Ortalama ömrü 70 yıl olup, uygun şartlar sağlandığında 5-7 yılda kesime gelebilmekte ancak en ekonomik kesim zamanı 10. yıldır. Kesimi yapılan ağaçda ertesi yıl kesim yerinden tekrar sürmekte ve tek sürgün bırakıldığında hazır kök sistemi sayesinde hızla gelişip daha çabuk kesime gelebilmektedir.Burada dikkat edilecek nokta kesim yapılırken toprak seviyesinden yapılıp açılan yaranın toprakla kapatılmasıdır. Dolayısıyla bir kere plantasyon dikimi yapıldıktan sonra aynı bitkilerden 60-70 yıl kadar verim elde edilebilmektedir.

Paulownia fidanı dikimi yapılacak arazi öncelikle tesviye yapıldıktan sonra sulama düzeni oluşturulup dip kazanla toprağın alt katmanlarındaki pulluk katmanının (taban taşı) patlatılması ve gevşetilmesi tavsiye edilir. Dikimde fidan çukuru en az 80-100 cm derinlik ve 50-60 cm çapında açılarak alt kısımdan çıkan toprak ve üst kısımdan çıkan toprak ayrı ayrı yığılarak toprağın yapısına göre organik gübreyle (yanmış çiftlik gübresi) en az 1/6, en çok 1/3 oranında karıştırılıp üstten çıkan toprak alta alttan çıkan toprak üste gelecek şekilde dolgu yapılıp fidan oluşturulacak geniş çanağın ortasına tüpten çıkarılarak yerleştirilir ve cansuyu verilir.
Paulownia dikimleri yıl boyu yapılabilme imkanına sahiptir. Sera ortamlarında gelişmeye başlamış fidelerin dikimi ilkbaharda son donlar bittikten sonra başlar ve sonbahar ortalarına kadar devam eder. Ancak Akdeniz Bölgesi gibi sıcak bölgelerde yaz aylarında fazla sıcaklık nedeniyle dikimler fideler topluca açık hava ve güneşe alıştırma işlemlerinden sonra arazide yerlerine dikilmelidir. Ülkemizde kış aylarında arazide çalışmaya uygun zamanlarda kışlık fide ve fidan dikimi yapılabilir. Kışın dikimi yapılan fideler dinlenme döneminde olduklarından açık arazide ilkbaharda uygun iklim şartlarını yakaladıklarında gelişmeye başlarlar. Fide veya fidanlar tüplü olduğu gibi çıplak köklü fidan dikimide yapılabilmektedir. Ancak çıplak köklü fidanlarda söküm, nakliye ve dikim aşamalarında köklerin iyi muhafaza edilmesi gerekir.

Paulownia dikimlerinde sıra arası ve sıra üzeri mesafeler yetiştirme gayesine göre değişebilmektedir. Paulownia ara tarımda kullanılacaksa sıra üzeri mesafeler 3-4 m, sıralar arası mesafeler yapılacak olan tarımsal faliyete göre değişmekte 10-20 m arasında olabilmektedir. 8-12 yıllık bir yetiştiricilikten sonra kesim yapılacaksa 4x6 m ; 5-7 yıllık bir yetiştiricilikten sonra kesim yapılacaksa 4x4 m; arazi çevresine çevre dikimleri yapılacaksa fidanlar arası mesafe 1,5-2 m ye kadar düşebilmekte, sunta veya kağıt sanayine yönelik bir yetiştiricilikle her yıl yada iki yılda bir kesim yapılacaksa 2x2 m veya 2x1 m aralık ve mesafe ile dikim yapılmalıdır.

Paulownia özellikle fidan döneminde kesinlikle su stresi yaşamamalıdır.Paulownia suyu seven bir bitkidir. Solma oluştuğunda köklerdeki su gövde tarafından emilir ve köklerde yapısal bozulmalar oluşur. Bu olay fidan dönemindeki paulownia kurtulsa bile bitkinin ileriki dönemlerinde gelişimini kötü yönde etkiler. Bu nedenle toprak yapısına göre sulama periyodik olarak yapılmalıdır.Toprak nemi çok düşük veya çok yüksek olmamalıdır. Bitki susuz bırakılmamalı ancak her gün ve çok fazla su verilirse kökler boğulur ve bitki ölür. Toprak devamlı nemli bulundurulur. Genellikle kumsal topraklarda ve sıcak havalarda haftada bir sulama yapılması uygundur, anacak fidan döneminde kökleri yeterince derinliğe ulaşana kadar haftada iki defa sulanması tavsiye edilir. Tavsiye edilen sulama şekli salma sulama olup sulama fidanların etrafına yapılan çanaklara, biraz gelişmiş ağaçlarda ise karık usulu ile yapılır. Kökleri oldukça derine indiğinden ilk 2 yıldan sonra genellikle yeterli yagış alan bölgelerde sulamaya gerek kalmaz, ancak bitkiler devamlı gözlenir ve yapraklarda solma emaresi görüldüğü taktirde hemen sulama yapılır.

Paulownia çok hızlı büyüyen ve özellikle genç dönemde geniş yapraklara sahip bir bitki olduğundan yüksek azota ihtiyaç gösterir. Paulownia fideleri kimyevi gübrelerin hızlı etkilerine karşı çok hassastır. Dikimle birlikte verilen organik gübre ( yanmış çiftlik gübresi ) genelde ilk yıl gelişimi için gerekli bitki besin elementi ihtiyacını karşılamaktadır. Bu uygulama özellikle fide dikimlerinde fidelerin kimyevi gübrelerin olumsuz etkilerinden korumuş olmaktadır. Dikimden 1-2 yıl sonra ilkbahar aylarında genellikle azotlu gübrelerle gübreleme her yıl periyodik olarak yapılması tavsiye edilir. Kompoze gübrelerle gübrelemede genellikle bitkilerin gelişimine ve gösterdikleri semptomlara göre yapılması tavsiye edilmekle beraber en uygunu toprak tahlil sonucuna göre uygulama yapmak en uygun olanıdır.






Paulownia ülkemizde kışı çok sert geçen karasal iklimin hakim olduğu yerler hariç, hemen hemen her yerde, genellikle kavak yetişen yerlerde yetiştirilebilmektedir. Paulownia tomentosa -25 C, P.elongata -18 C, P.fortunei ve P.catalpafolia ise -10 C ye kadar olan uzun süreli kış soguklarına gövde dayanımı olup günlük ortalama sıcaklık +8 C olduğunda paulowniada gelişme başlar ve 24-29 C de en iyi gelişme görülür. Paulownia bol ışıklı, güneşli yerleri sever. Fidanlar uzun süre gölgede kalırlarsa ölebilirler. Yağışın düzenli olduğu yerlerde 500-2000 mm yağış alan alanlarda fidan dönemi dışında genellikle sulamaya gerek yoktur. Kuvvetli rüzgar alan yerlerde özellikle genç ağaçlar ve fidanlar zararlanabilirler. Böyle bölgelerde 2 yıl önceden hakim rüzgar yönündeki sıralar arası dar tutularak dikim yapılır ve yan dallar alınmayarak doğal olarak paulownialardan rüzgar perdesi oluşturulduktan sonra diğer sıralar dikilir veya kuvvetli rüzgarlı yerlerde ya rüzgar kıranlar tesis edilmeli daha sonra Paulownia dikilmeli veya tesisten vazgeçilmelidir.

Paulownia ağacı fazla toprak seçiciliği olmamakla beraber derin, gevşek yapılı, hafif killi, kumlu, geçirgen topraklardan hoşlanır. Bitki besin maddesince fakir olan topraklara dayanıklı olmakla birlikte, zengin topraklarda çok daha iyi gelişir. Toprakta taban suyu seviyesi en yüksek olduğu dönemde 1.5 m den yukarıda olmamalıdır. Bitkinin dinlenmede olduğu kış aylarında ve gelişme başlangıcındaki ilkbaharın ilk aylarında uzun süreli toprak üstündeki su göllenmesi köklerin boğulmasına neden olabilir. Toprak pH sı en uygun 6-8 arasında olmalıdır.

Paulownia Ağacı




Paulownia Ağacı



Paulownia, dünyanın en hızlı büyüyen ağacıdır. Bu ağaç 2000 yıl öncesinden beri Çin'de yetiştirilmektedir. Kerestesi çok kalitelidir. Hatta Japonya'da, üzerine en kolay yazı yazılan kereste olduğu için kartvizit olarak kullanılmaktadır.

Kendine en yakın ağaçtan 6 kat fazla oksijen üretir.

Yaprakları hayvan yemi olur. Kuru yapraklarda yaklaşık %16 protein vardır.

Çiçekleri bol ve nektarlıdır. Bal üretiminde kullanılır.

Dökülen yaprakları toprağı organik maddelerce zenginleştirir.


Nerelerde yetişir?
Aldığımız bilgilere göre, Stockholm'de bir deneme yapılmış ve ağaç orada da yaşamış. Ancak ağaçta hızlı bir büyümeyi beklemek için Akdeniz, Ege ve tropikal iklimin uygun olduğunu söyleyebiliriz. Buna rağmen diğer iklim koşullarında da kavaktan hem üretilen kereste miktarı, hem de kalitesi olarak daha üstündür. Ayrıca belirtmek gerekir ki daha yavaş büyüyen ağaçların kereste kalitesi daha iyidir. Bu sebeple Anadolu şartlarında bu ağacı yetiştirmek, kavağa göre daha avantajlıdır.

Paulownia, 0-2000 rakım ve -28, +50C sıcaklık dereceleri arasında yetişebilen; kış aylarında yaprakların döken; 1,5 - 2m. kök derinliğinde saçak ve kazık kökleri bulunan; bahar dikimi yapıldığında ilk dikim yılında 5-6m.boy, 30-35cm. gövde çevresi oluşturabilen; çok çeşitli amaçlarla yetiştirilen bir ağaçtır.

(Not: 2000 m ve civarı yüksekliklerde verilen sıcaklık dereceleri ekvatoral iklim için geçerlidir. Ülkemiz şartlarında bu yükseklikte dayanabileceği sıcaklık + 2 C'dir. -bu hususta verdiği bilgilerden ötürü Can Acar'a teşekkür ederiz-)

Yetişeceği arazide taban suyunun 1,5-2 m.'nin üzerinde olmaması gerekir. Bu bir bataklık ağacı değildir. Bol su ve güneş ile hızlı gelişir.


Neden Paulownia?

Şu an dünyada 17 milyon dönüm arazi üzerine paulownia ekilidir (2004 yılı). Çünkü bu ağaç dönüme en fazla gelir getiren bitkidir. Eskiden Çin'de bir çocuk doğunca kapının önüne 3 adet paulownia dikilirmiş. Çocuk büyüyüp evleneceği zaman bu ağaçlar kesilip satılırmış. Hem kız hem de oğlan için toplam 6 ağaç parası ile düğün masrafları fazlasıyla karşılandığı gibi evin içi de döşenirmiş. Bu durum ilginç gelse de bugün bile geçerliliğini korumaktadır. Gelin basit bir hesap yapalım:

Çocuklar 20 yaşında evlendi diyelim.
1 paulownia 20 yılda 3-5 m3 kereste üretir. 3 m3 ürettiğini farz edelim.
Paulownia kerestesi m3 satış fiyatı 100-500 $ arası değişmektedir. 100 $ diyelim.
1 ağaç 3 m3 x 3 ağaç x 2 çocuk = 18 m3
18 m3 x 100 dolar = 1800 $
Bugünkü dolar kuru (16 Mayıs 2003) 1 500 000 TL. x 1800 = 2 700 000 000 TL.
En kötü koşullarda elinize geçecek para budur.

Bu sebeple en azından insanlar bahçelerine zevk için de olsa bu ağacı dikmeliler. Büyüdüğü süre boyunca da Nisan, Mayıs, Haziran aylarında bu ağaç mor çiçeklerle kaplanır ve çok güzel bir görüntü sergiler.




Büyüme hızı inanılmazdır. Akdeniz koşullarında 5-10 cm. boyunda Nisan ayında dikilen fideler, 133 gün içerisinde 5 metre boya ulaşır.

Akdeniz Bölgesinde 4 yılda 1m3 kereste verebilirken rakımı yüksek bölgelerde 5-6 senede 1m3 kereste oluşturabilecektir. Fakat bu kereste hızlı büyüyen ağacın kerestesine oranla daha kaliteli olacaktır.

4 yıl sonunda ağaçlarınızı hasat ettiğinizde, toprakta kalan kökten yeni filizler çıkacak bu filizlerden daha kaliteli kereste verebilecek ve daha hızlı büyüyecek ağaçlar elde edeceksiniz. Tek bir kökten 50 yıl boyunca yaklaşık 8 defa kereste almak mümkündür.

(Verdikleri bilgilerden ötürü Sakınç Tarım İşletmelerine teşekkür ederiz.)

PAULOWNİA TÜRLERİNİN TÜRKİYE’YE ADAPTASYONU ve TANITILMASI ARAŞTIRMA PROJESİNİN


PAULOWNİA TÜRLERİNİN TÜRKİYE’YE ADAPTASYONU ve TANITILMASI ARAŞTIRMA PROJESİNİN

İLK DEĞERLENDİRME RAPORU



Dünya Bankasınca desteklenen “Tarımsal Araştırma Projesi” (TARP) kapsamında hazırlanan ve Türkiye’de uygulanacak ormancılık araştırmalarına temel olan Araştırma Master Planı”nda öncelikli Araştırma Program ve Projeleri arasında belirtilen “Bazı Paulownia Türlerinin Türkiye’ye Adaptasyonu ve Yaygınlaştırılması” adlı projeye 1998 yılında başlanmıştır. Projenin amacı Türkiye’de hangi şartlarda Paulownia ile endüstriyel odun üretimi yapılabileceğinin belirlenmesi ve yerli orman endüstrisinde ne derecede kullanılabileceğinin belirlenmesidir.

Proje kapsamında, Paulownia’nın anavatanı Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunan Çin Ormancılık Akademisi ve Pekin Ormancılık Üniversitesi ile yapılan bilimsel işbirliği sonucunda ülkemize uyum göstermesi mümkün olan türlere ve bu türlerin orijinlerine ait tohum materyali temin edilerek çalışmalara başlanmıştır.

Paulownia cinsinin P. tomentosa, P. elongata ve P. fortunei türlerine ait toplam 19 orijin ve bir Paulownia melezine ait tohumlardan elde edilen fidanlarla öncelikle İzmir-Torbalı Orman Fidanlığı’nda bir Gen Bankası ve Ege, Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve GAP bölgelerinin 7 farklı ekolojik yöresinde istatistik değerlendirmelere uygun denemeler kurulmuştur. Bu denemelerde yapılan gözlemlerle elde edilen veriler değerlendirilmektedir.

Deneme alanlarının ilk aşama değerlendirmesine göre Paulownia ülkemiz şartlarında kereste elde etmek amacıyla yetiştirilmesi belli şartlarda mümkün görülmektedir. Bununla birlikte Paulownia’nın ekolojik isteklerinin ülkemizde tam olarak karşılayacak yetişme alanı bulunmadığı belirlenmiştir.

Paulownia anavatanı Çin’de yıllık 500-900 mm yağış alan bölgelerde yayılış göstermekte, fakat bu yağışın % 80’i vejetasyon döneminde gerçekleşmektedir. Killi - kumlu, derin, direnajı iyi ve alüviyal toprakları tercih eden Paulownia toprak reaksiyonunun (pH) 5-8,5 olduğu topraklarda yetişebilmektedir.

Deneme alanlarının kurulduğu bölgelerde yıllık yağış miktarları Paulownia için uygun olmasına karşılık vejetasyon dönemindeki yağışın yıllık yağışa oranı % 17-47 arasında değişmektedir. Ayrıca vejetasyon döneminde uygun ortalama sıcaklık Akdeniz Bölgesinde altı, Karadeniz Bölgesinde beş aydır. Deneme alanlarında toprak tipi birbirine benzer olmakla birlikte topraktaki kil oranının artmasıyla fidanların yaşama oranları düşmekte, çap ve boy gelişmeleri azalmaktadır.

Toprak ve iklim koşullarındaki yetersizliklerin yanısıra Paulownia fidanlarının ilk iki yılda yoğun bakıma gereksinimleri vardır. İlk yıl dikimden önce toprak işlemesi yapılmalı, en az 1 m derinliğinde açılan dikim çukurlarına fidanlar yeterli gübre ile birlikte dikilmelidir. Dikim tekniği diğer orman ağacı fidanlarından farklıdır. Ayrıca fidanların sulamasında karık sistemi uygulanmaktadır. Fidanlar 2 gövde yaşına ulaşana kadar rüzgar, hayvan ve insan zararlarına karşı hassastır. 2-5 yaşları arasındaki bireylerde don, rüzgar kırıkları, güneş yanıkları ve toprak drenajındaki sorunlara bağlı olan mantar zararı sonucu ölümler görülmüştür.

Budamalarda anavatanında uygulanan tekniklerle iki yaşlı bireylerde yapılan budama yeterli olurken ülkemizde her yıl budama yapılması gerekmektedir. Kaliteli kereste elde edilmesi için gövdenin budaksız olması istendiğinden Paulownia yetiştiriciliğinde budama işlemleri uygun aralıklarla ve yetiştirme süresince yapılması gerekecektir.

Ülkemizde en iyi çap ve boy gelişmesi kıyı Akdeniz Bölgesindeki alüvyal topraklara sahip tarım alanlarında kurulan deneme alanlarımızda görülmüştür. Beş yıllık yağış ortalaması 690 mm, yıllık yağışın % 34 ü vejetasyon süresinde olan bir bölgede kurulan deneme alanında beşinci yıl sonunda en fazla P. fortunei türünün Zhejiang-Lin'an orijininde 21 cm ortalama çap ve P. fortunei türünün Guangxi-Guilin orijininde10,8 m ortalama boy elde edilebilmiştir. Aynı bölgede yer alan beş yıllık yağış ortalaması 1232 mm, yıllık yağışın % 17 si vejetasyon süresinde olan bir yörede kurulan bir diğer deneme alanında beşinci yıl sonunda Anhui-Tongling orijinli P. fortunei 14,6 cm ortalama çap ve P. fortunei türünün Guizhou-Xinren orijininde 8,7 m ortalama boy elde edilebilmiştir.

Ege Bölgesinde 658 mm yıllık yağış alan ve bu yağışın % 17 sinin vejetasyon mevsiminde olan yörede kurulan denemede beş yıl sonunda P. tomentosa’nın Anhui-Tongling orijininde 15,6 cm ortalama çap, ortalama boy ise P.tomentosa’nın Shangdong-Chenwu orijininde 7,0 m olarak belirlenmiştir. GAP, Marmara ve Karadeniz Bölgelerinde kurulan denemelerde yaşama oranları düşük olduğundan Paulownia için bir değerlendirme yapılamamıştır.

Buna göre endüstriyel odun üretimi için gerekli olan 30-40 cm çap ve asgari 3-5 m boylu gövde elde edilebilmesi için Paulownia’nın beş yıllık idare süresi yetersizdir. Kerestelik odun elde edilmesi için hedeflenen idare süresinin belirlenebilmesi için mevcut deneme alanlarının daha uzun süre takip edilmesi gerekmektedir.

Ülkemizin yerli türlerinden kavakta aynı koşullarda daha yüksek odun hammaddesi elde edilebilmektedir. Özellikle Akdeniz Bölgesinde benzer koşullarda okaliptüsten alınacak verim daha fazladır. Kavak ülkemizde her yörede yetiştirilebilen bir tür ve pazar fiyatının belli olması nedeniyle üreticiler için öncelikle önerilmeli, Akdeniz bölgesinde yapılacak endüstriyel odun üretiminde okaliptüste ikinci derecede öneriler arasında yer almalıdır. Paulownia’nın odunu yerli odun endüstrisi tarafından henüz kullanılmadığından ülkemizde pazar fiyatı oluşmamıştır. Paulownia yetiştiriciliği pazar fiyatı oluşana kadar olan süreçte üreticilerce tarla sınırlarında, kanal boylarında galeri ağaçlandırmalarında, sınırlı olarak da tarımsal ürünlerle birlikte yapılmalıdır.

Dikim ve bakım masraflarının fazla olmasının yanısıra en küçük bir hatalı uygulamada fidan kayıplarının mümkün olması ve dış etkenlere karşı diğer türlerimizden kavak ve okaliptüse göre çok daha fazla hassas olması üreticilerce göz önünde bulundurulması gerekir.

Dünyadaki iklim değişiklikleri nedeniyle son yıllarda giderek azalan yıllık yağış miktarı dikkate alındığında tarım alanlarında vejetasyon süresince mutlaka sulanarak yapılması gereken Paulownia yetiştiriciliğinde ileriki yıllarda beklenen odun üretimi elde edilemeyebilir.

23 Ocak 2007

Can ACAR
EGE ORMANCILIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
Mustafa Kemal Bulvarı No:75 Zeytinalan 35315 URLA/IZMIR-TURKEY
Tel:90-232-7663495 Fax:90-232-7663499

2 Kasım 2010 Salı

Macadamia Fındığı (Cevizi)

Macadamia Fındığı (Cevizi)


Macadamia Cevizi , Avocado, Papaya, mango ve muz yetişen bölgelerde rahatlıkla yetiştirilebilecek bir ağaçtır. Bazı kaynaklarda ise Macadamia fındığı olarak geçer. John Macadam tarafından Avustralya’ nın yağmur ormanlarında keşfedilmiş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Çok sert bir ceviz türüdür.

Macadamia Cevizi , hiçbir meyvede bulunmayan palmitoleic asit içerir. İnsan vücudu tarafından üretilen bu asit yaşlandıkça daha az üretilir. Nemlendirici bir yağ olduğundan kozmetikte yaygın kullanılır ve diğer ceviz türlerinde olduğu gibi kolesterolün kontrolünde çok önemlidir.


Macadamia Cevizi 3 °C ‘ye kadar soğuklara karşı dayanmasına rağmen, verim için için ideal sıcaklık 16- 25 °C arasıdır. Teorik olarak, yetişmiş bir Macadamia ağacı -2 dereceye kadar soğuğa dayanabilir.

Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldığında verim ve kalite ciddi şekilde düşer. 600 m üzeri yüksekliklerde Macadamia Cevizinin büyümesi yavaştır ve verim geç olur. Deniz seviyesinden 600-650 m gibi yüksekliklerde Mauka, Kau ve Keaau çeşitleri, deniz kıyısında ise (90-300 m) Purvis, Makai ve Keaau türlerinin dikimi tercih edilmelidir. Ayrıca rüzgar da verimi etkileyen en önem nedenlerdendir.

Ticari yetiştiricilik için önerilen Macadamia Cevizi türleri Keaau, Kakea, Kau, Purvis, Pahala, Mauka ve Makai’ dir. Bu çeşitlerin yağ oranı %73 den fazladır ve şeker oranı çok düşüktür.

Tohumdan yetiştirilebilse de verim almak 10-12 yılı bulabildiği için aşılı ağaçlar ticari yetiştiricilikte tercih edilmelidir.

Macadamia Cevizi türleri dik , geniş ve şemsiye şeklinde şekillere sahip olabilirler. Türlerine göre dikim sıklığı da 3,5 x 7 veya 10 x 6 önerilir.

Yetiştiricilikte genç fidanlara gübreleme önerilmez. İlk once toprağa alışması beklenir. Gübrelemede ise gübrenin fidan gövdesine değmemesine dikkat edilmelidir. Topraklar doğal olarak çinko bakımından fakir olduklarından her sene Çinko takviyesinde bulunmak gereklidir.

Macadamia Cevizi olgunlaştığında yere düşer ve yerden toplanır. Bu nedenle yüzey temiz ve otlardan temizlenmiş olmalıdır. Macadamia Cevizleri haftada bir kez yerden toplanmalıdır. Çok fazla bekletilirse kalitesi düşer , fare ve diğer kemirgenler tarafından çeşitli zararlara maruz kalır. Hasat boyunca dallar sallanarak yere düşmesi sağlanır. Olgunlaşmamış Macadamia’ lar toplanmamalıdır. Hasattan sonra ise yeşil kabuk hemen atılmalıdır.

Liçi-Lychee

Liçi-Lychee

·Liçi meyvesi 4000 yıl önce keşfedilmiş , mükemmel bir renk ve tada sahip tropikal/subtropikal bir meyvedir. Dünyanın birçok bölgesinde bilinen bir meyve olmasına rağmen, ne yazık ki ülkemizde ne üretimi ne de tüketimi vardır. Amacım bu egzotik tropik / yarı tropik meyveyi bir rüya olmaktan çıkarıp ülkemizde yetiştirmek.

·Son yıllarda nadir meyveleri yetiştirmek bir trend halini aldı. Feijoa ülkemizin iklimine uygun olduğu için bu trendin öncüsü oldu. Daha sonra Naşi bunu takip etti. Eminim ki bunu birçok değişik egzotik meyve takip edecektir ve liçi fidanlarını da ülkemizin bazı bölgelerinde görebileceğiz.

Liçi Nedir?

Liçi meyvesi kabartmalı bir kabuğa sahip, çok sıradışı bir tad ve kıvama sahip , güzel kokulu , sulu, yarı saydam , nadir bir tropik/yarı tropik bir meyvedir. Liçi meyvesi' nin orijini Çin' in Kwangtung ve Fukien eyaletleridir. Şu anda 1000 yaşın üzerinde Liçi meyvesi ağaçlarına bu bölgede rastlanmaktadır. Liçi yetiştiriciliği Çin'den komşu ülkelere , Güneydoğu Asya uzak adalara , Madagaskara oradan da Fransa ve İngiltereye kadar yayılmıştır. 1800 lerin sonlarında ise Havai ve oradan da Amerika' ya. Amerika'da ise başarılı Liçi yetiştiriciliği 1900 lerde başlamıştır.

Bilinen botanik ismi ile Litchi chinensis,Sapindaceae veya Soapberry ailesindendir. Liçi değişik isimlerle bilinir, bunlar ; lychee nut, litchi, litchee, lichee, lichi , laichi, ve leechee. Liçi yetiştiriciliğinde kullanılan en popüler türler; Güney Florida'da yetişen Brewster, Hak Ip, ve Mauritius' dir. Şu anda Amerika'da yetişen 33 değişik Liçi türü vardır. Bunlardan en çok yetiştirilenler ise Brewster ve Mauritius'dur. Bunlar dışında da nadide türler bulunmaktadır.

Liçi türleri




Liçi türleri

Brewster

Amerika'daki en yaygın ve ticari tür, Güney Florida'da yetişen Brewster'dır . Brewster tatlı ve sulu bir meyveye sahiptir. İyi olgunlaşmış Bewster gerçekten çok lezzetli ve tadı diğerlerine göre belirgin şekilde farklıdır. İnsanların Bewster ile ilgili tek şikayeti meyve çekirdeğinin büyük olmasıdır. Bewster meyvesi olgunlaştığında küçük meyve üzerindeki küçük pütürler giderek azalır.

Mauritius

İkinci yaygın ve ticari tür ise Mauritius ' dur. Madagaskar' ın doğusundaki cennet adalardan Mauritius' dan Amerika'ya gelmiştir. Mauritius' un meyvesi Bewster'dan birkaç hafta daha erken olgunlaşır ve pembemsi - yeşil kabuğu ile diğerlerinden kolaylıkla ayırdedilebilir. Meyvesi belirgin bir şekilde farklıdır ve aroması Bewster' dan daha farklıdır ve oldukça lezzetlidir. Diğer önemli bir özelliği ise küçük çekirdekli olması ve meyvelerin ağaçlarda salkım şeklinde ve bol olmasıdır. Olgunlaşmış Mauritius' un hafif asitli tohum zarı vardır ve hafif mayhoştur, meyve eti daha sulu ve katıdır. Fazla olgun Mauritius meyvesi fruit meyve eti çevresinde farkedilebilir bir zar oluşturur ve kabuk rengi bozulur.

Hak Ip

Hak Ip , diğer bir ticari ve yaygın türdür. Son zamanlarda belirgin olarak üretciler tarafından tercih edilmektedir. Hak Ip tüm ideal özellikleri bir arada barındıran değerli bir türdür. Büyük meyve, mükemmel tad, küçük çekirdek ve koyu kırmızı renk , bütün bu özellikler tercih edilen ve Hak Ip' de bulunan özelliklerdir.

Hak Ip, Brewster ile karşılaştırıldığında , Bewster' ın daha tatlı olduğu düşünülebilir. Ama bu çok olgun Bewster meyvesi için geçerlidir. Ama bu Hak Ip 'nin değerini asla düşürmez. Hak Ip, Brewster' dan daha ince bir kabuğa sahiptir. Kabuğundaki çıkıntı ve pütürler , daha kalıcıdır. Bu durum meyve olgunlaştığında da geçerlidir ve neden Liçi üreticilerin Hak Ip ' yi tercih ettiklerinin en önemli nedenidir. Yeterli gübreleme, toprağın pH değerleri , nem ve iklim değişikleri Liçi ağaçlarının verimini etkileyen şeylerdir.

Bu türler dışında Bengal, Ohia, Sweet Cliff, Sweetheart, Hanging Green, No Mai Tze, Kaimana, Kwai Mai Pink, Groff, Wai Chee, Yellow Red ve Emperor , yetiştirilen diğer önemli liçi türleridir. Bunlardan Emperor, muhteşem sıradışı görünüm ve mükemmel tadı ile diğerlerinden öne çıkar. Emperor ile ilgili tek problem ise ağacın çok yavaş gelişmesi ve ticari üretim için yeterli sayıda fidanın bulunamayışıdır.

Emperor


Tozlanma ve Büyüme

Florida iklimi gözönüne alındığında, geç sonbaharda hava kuru ve soğuktur ve Aralık ayı içersinde Liçiler çiçek açmaya başlar. Nadiren Kasım ayında da çiçek açmaya başlayabilir ve meyveler Mart ayında oluşmaya başlar. Liçi ağaçları monoecious dur . Bunun anlamı, erkek ve dişi çiçekler aynı ağaç üzerinde bulunur. Bu bazı tropik meyve ağaçlarında farklılık gösterir. Brewster çiçek açmaya başladığı zaman ilk önce erkek çiçekler uzun salkım şeklinde belirir, daha sonra dişi çiçekler bunu takip ederler. Dişi çiçeklerin tohumları daha sonra meyve oluşturur. Ne yazıkki büyük çiçekler her zaman güzel bir meyveye dönüşmezler. Liçi ağaçları sıkça kararsızlık gösterir , yani her zaman aynı kalitede ürün vermezler. Benzer ağaçlar, benzer şartlarda tamamen farklı meyve karakteristikleri gösterirler. Dünyadaki Liçi üreticileri hala bu problemin kaynağını araştırmaya devam etmektedirler ve hala ürün kalitesini garanti edecek bir bir yöntem ve kesin bir cevap yoktur . Florida şartlarında Liçi sezonu Mayıs ayının ortaları ile Haziran ayının ortalarıdır. Mauritius Mayıs ayının ortalarında olgunlaşan erkenci bir çeşittir. Brewsters Haziranda olgunlaşmaya başlar ve Temmuz ayının sonuna kadar devam eder. Bu zaman diliminden sonra olgunlaşan meyveler ise kuşlar için mükemmel bir ziyafet oluşturur.


Liçi Endüstrisi

Birçok Liçi üreticisi olgunlaşan Liçileri hızlıca pazara sunar. Erken pazara sunulan Liçiler lezzet olarak istenilen seviyede olmadıkları için tüketicilerin gözünde yanlış bir izlenim bırakmaktadır.Erken hasatın en önemli nedenlerinden birisi de zararlılar ve kuşların meyvelere zarar vermesinin önüne geçilmeye çalışılmasıdır. Kuşlar , zararlılar özellikle olgun Liçileri tercih ederler. Bu zararlar kimi zaman %50 leri bulabilir. Bununla beraber erken hasat, Liçi kalitesinin düşük olmasına , görünüm ve lezzetinin de gerektiği gibi olmamasına yol açar. Yabani hayat daima Liçi meyvesi için bir problem teşkil eder. Liçi meyvesi kuşlar, sincaplar ve yarasalar tarafından en çok tercih edilen meyvedir. Sincaplar her meyveden sadece bir ısırık alırlar ve bütün meyveleri bu şekilde tahrip ederler.

Mauritius ağaçlarının dalları Bewster' a göre belirgin şekilde daha zayıftır. Kuvvetli rüzgarlar dalları kırabilir.

L - Liçi ve Love (Aşk)

Çinde, kalp şeklindeki Liçi meyvesi aşk ve romantizmin sembolüdür. Efsaneye gore imparatorun cariyesi Lady Yang Kuei Fei taze Liçi meyvesi ister, imperator Hsuan Tsung’ dan (Tang hanedanının son imparatoru-8.yüzyıl) . İmparator da Güney Çin’ den Kuzey Çin’deki saraya 600 mil uzaklıktan meyve getirtir. İmparator bu iş için en hızlı atlara sahip süvarileri gönderir ve taze Liçiler “pony express"-atlı posta sistemi ile Lady Yang Kuei Fei ‘ye ulaşırlar


http://www.tropikmeyveci.com/

Pawpaw

Pawpaw



Fakir adam muzu olarak da bilinen Pawpaw, Kuzey Amerika orijinli bir meyvedir. Kaliteli bir Pawpaw meyvesinin lezzeti; şeftali, mango, muz gibi en lezzetli meyvelerle boy ölçüşebilecek düzeydedir.


Sıcaklık bölgesi 5-9 (USDA Climate Zone) olan yerlerde yetişebilen Pawpaw, düşük nem, kuru rüzgar ve serin kıyı bölgelerine çok duyarlıdır. Çok sıcak bölgelerde yetiştirmek zordur. Kış uykusunda iken soğuğa çok toleranslıdır ve -30 derecelere kadar dayandığı söylenmektedir. Karasal iklim meyvesi olan Pawpaw 400 saat soğuklamaya ve 160 don olmayan güne ihtiyaç duymaktadır. Kışın yapraklarını döken Pawpaw, 3-6 m arası konik olarak büyüyen bir ağaçtır. Dip sürgünü vermeye eğimli bir ağaçtır, gerekli budanma yapılmazsa çalı formuna dönüşebilir. Birçok insanın gözlemlerine göre , Pawpaw fidanı genç iken çok yavaş büyümektedir. Uygun ortam sağlandığında da yılda 1-1,5 m civarı da büyüdüğü görülmüştür.

Pawpaw Meyvesinin Besleyici Değeri

  • Pawpaw meyvesi çok yüksek besleyici bir içeriğe sahiptir.
  • Muza göre su oranı %75 azdır.
  • Pawpaw'ın besleyici değeri vitamin, mineral ve amino asitler bakımından ve kalori yönünden , elma , şeftali ve üzümlerden daha fazladır. (bakınız tablo ,Kentucky State Üniversitesi web sitesi.)
  • Antioksidanlar bakımından zengin olduğu düşünülmekte fakat bu konuda yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.
  • Pawpaw Meyvesi, diyet için gerekli , faydalı biyoaktif bileşikler içerir.

Pawpaw çiçekleri Mart- Mayıs arasında açar ve yaklaşık 6 hafta sürer. Bu süreler türe ve iklime gore değişiklik gösterebilir. Çiçekler birçok dişi organ içerdiğinden, bir çiçekten birden fazla meyve oluşabilir.

Şekil olarak Mangoya benzer. Meyvelerde 10-14 arası iki sıra halinde çekirdekler bulunur. Olgunlaşan meyveler yumşak ve ince kabukludur

Genç Pawpaw fidanı ilk iki yıl tam güneş ışığına karşı çok hassastır, korumak gerekebilir. Pawpaw fidanı, yerine alıştıktan sonra ise tam güneşli ortamlarda iyi gelişim gösterir.

Verimli toprakları seven Pawpaw, aşırı sulamadan zarar görebilir. Düzenli sulama gelişim sırasında çok önemlidir. Toprak, hafif asitli (pH 5-7) ve iyi drenajlı olmalıdır. Ağır ve alkali topraklardan kaçınılmalıdır. Gübrelemede, potasyumlu ve organic gübrelerden iyi sonuç alınır.


Pawpaw ağacı çok az budamaya ihtiyaç duyar. Sadece ölü dallar ve ters dallar budanmalıdır.

Kalem ile çoğaltılmada başarı oranı düşüktür. Çekirdekten çoğaltma önerilmektedir. Daha sonra ise birçok aşılama yöntemi ile Pawpaw fidanları aşılanabilir. T göz aşısı tavsiye edilmemektedir bunun yerine çentik aşı uygulanabilir.

Pawpaw çok fazla zararlısı olmayan bir ağaçtır. Tozlanma için birden fazla türe ihtiyaç duymaktadır. Tek bir ağaç ile meyve alamazsınız. Hele de tohumdan üretilen fidanlarda, birden fazla ağaç olsa bile meyve tutumu çok uzun yıllar alabilir. Bu uyarıyı yapmamdaki amaç yıllarınızın boşa geçmemesi içindir. Kendine verimli türün varlığını ise şu ana kadar doğrulayabilmiş değiliz.

Pawpaw Türleri :

Davis

Meyve Küçük. Meyve eti sarı, yeşil kabuklu. Büyük Çekirdekli. Tadı iyi.

Mary Foos Johnson

Sunflower ‘a benzer

Mitchell

Meyve Orta. Meyve eti altın rengi, Hafif sarı kabuklu. Tadı Mükemmel.

Overleese

Meyve Büyük. Az çekirdek fakat büyük. Meyve eti sarı. Tadı Mükemmel.

Prolific

Meyve Büyük. Meyve eti sarı. Tadı Mükemmel.

Sunflower

Meyve Orta geniş. Meyve eti altın rengi, Sarımtırak kabuklu. Az çekirdek. Tadı iyi. Kendine verimli

Sweet Alice

Meyve Orta geniş. Çok Verimli. Meyve eti sarı. Tadı iyi.

Taylor

Meyve Küçük. Meyve eti sarı, yeşil kabuklu. Tadı orta, mükemmel

Taytoo

Meyve Orta. Meyve eti sarı, açık yeşil kabuklu. Tadı Mükemmel. Çok verimli

Wells

Meyve oldukça büyük. Meyve eti portakal renginde, yeşil kabuklu. Tadı harika



Meyveleri oldukça büyüktür ve 500 gram kadar olabilir.


Kaynaklar

  • Callaway, M. Brett. Pawpaw (Asimina triloba): a "Tropical" Fruit for Temperate Climates. New Crops. 1993.
  • Callaway, M. Brett. The Pawpaw (Asimina triloba). Kentucky State University, Frankfort, KY. 1990.
  • Callaway, M. Brett and Dorothy J. Callaway. Our Native Pawpaw: The Next New Commercial Fruit? Arnold Arboretum, Harvard University. Fall 1992, pp 20-29.
  • Layne, D. R. Pawpaws. In: Register of Fruit and Nut Varieties, 3d ed. A.S.H.S. Press, Alexandria, VA, 1996.
  • Layne, D.R. The Pawpaw [Asimina triloba (L.) Dunal]: A New Fruit Crop for Kentucky and the United States. HortScience vol. 31, 1996, pp. 15-22.
  • Peterson, R. Neal. Pawpaws in the Garden, and Pawpaws in the Nursery Trade. Pawpaw Foundation, 1990.
  • Peterson, R. Neal. Pawpaw (Asimina). Acta Horticulture, ISHS. Feb.1991, pp. 569-600.
  • Reich, Lee. Uncommon Fruits Worthy of Attention. Addison-Wesley, 1991. pp. 3-13.
  • Kentucky State University Pawpaw Research Project
Kaynak:http://www.tropikmeyveci.com/

Şahdut

Şahdut

(Pakistan Mulberry (Morus macroura)-Himalayan Mulberry)


Dutların kralı olarak bilinen Şahdut yada diğer isimleriyle Himalayan Mulberry-Morus macroura-Shahtoot..

8-12 cm uzunluğunda meyveleri ile gerçekten de bu ismi hak etmektedir.

Bir süredir süren çalışmalarımız neticesinde hem siyah hem de beyaz Şahdut' u başarılı bir şekilde çoğaltmış bulunmaktayız.

Bu mükemmel dut çeşidi ile ilgili yazımı ilgi ile okuyacağınıza eminim.

Şahdut gayet tatlı ve ahududuyu andıran bir lezzete sahiptir.



Siyah dut ile hemen hemen aynı aromaya sahiptir, hatta klasik İngiliz Siyah Dutlarından daha tatlıdır. Meyveler İlkbahar sonları ile yaz mevsiminin ortalarına kadar olgunlaşır.

Şahdut ağacı dikildiği ilk yıldan itibaren meyve vermeye başlar. Toprak ve kuraklığa karşı toleranslı bir ağaçtır. USDA standartlarına göre Zone 7 hatta 6 olan bölgelerde bile yetişebilir. Her türlü iklime dayanıklılığı ile meşhur bir türdür. Orijini , isminden de anlaşıldığı gibi Himalaya dağları ve Çin’ dir. Şahdut Pakistan’da genellikle kurutularak tüketilir ve insanlar tarafından bir şeker kaynağı olarak görülür.



Şahdut ,kışın yapraklarını döken bir ağaçtır ve boyu 6-10 m yüksekliğe ulaşabilir, çok güçlü gelişir. Dalları sarkık görünümlüdür ve sıktır. Gölge amaçlı kullanıldığında ve gerekli form verildiğinde çok çekici bir görünüme sahiptir. Yol üzerlerine dikildiğinde, meyvelerin yere düşeceğinin de dikkate alınması gerekir. Ama tavuklar için mükemmel bir besin kaynağıdır! Birçok Anadolu köyünde büyük avlularda gölgesi ve mükemmel görüntüsü için yetiştirildiğini görebilirsiniz.

Gübreleme çok da gerekli değildir ama sulama ve gübreleme meyve verimini çok olumlu etkiler ve ağaç çok hızlı gelişir. Çocukluğumdan beri gözlemlerime dayanarak şunu ifade etmek isterim, sulama dışında dut ağacına gübre verildiğini hiç tanık olmadım. Şahdut yaprakları yarı yuvarlak uçludur. Yetişkin Şahdutlarda yaprakların rengi yeşil ve koyu yeşil arasıdır. Dallanma yukarıdan daha çok dışarı doğru gerçekleşir.

Şahdut - Beyaz Kral Fidanı: İlk yıl sonunda 3m civarı


Ağacın uykuda olduğu kış aylarında yan dallar budanabilir. Budama ağacın büyümesini hızlandırır ve aynı zamanda kontrollü bir gelişme sağlar.

Şahdut’ un bilinen bir zararlısı veya hastalığı yoktur. Dolayısıyla ilaçlamaya pek ihtiyaç duyulmaz. Hemen hemen tek zararlısı olan kuşlar için de favori meyvelerden biridir!

Taze meyve içeriğinde Fruktoz 14%; Glikoz 13.1%; Sakaroz 1.1%; diğer karbonhidratlar 1.8%; Vitamin C 10 mg/100 gr *(Avustralya Analiz Laboratuvarı)

Beyaz Kral Pakistan dutu ise bir kültür çeşididir ve yine Şahdut gibi uzun ve gösterişli meyvesi ile dikkat çeker.

http://www.tropikmeyveci.com/

Altın Elma - Ambarella

Ambarella / Golden Apple (Spondias dulcis)


Altın Elma, Ambarella veya Domuz Eriği gibi isimlerle bilinen, kışın yapraklarını döken bir ağaçtır. Son zamanlarda çok popüler olan tropik meyveler listesinde önemli bir yeri vardır. Süs ağacı olarak da kullanılan bu meyve ağacının boyu , 12-18m yüksekliğe ulaşabilir ve çok hızlı büyür. Soğuk sezonda yaprakları dökülmeden önce parlak sarı renge dönüşür. Küçük beyaz çiçekleri büyük salkımlar şeklinde oluşur ve erkek dişi çiçekler aynı ağaçta bulunur. Uzun saplı meyveler salkım şeklindedir.
Meyve henüz yeşil iken toprağa düşer ve bu birkaç hafta sürer. Olgunlaştığında meyve altın sarısı bir renge dönüşür. Büyük ve yassı bir çekirdeği vardır. Olgunlaştığında Ananas –mango benzeri çok hoş bir kokusu vardır. Kabuğa yakın kısımlar oldukça acıdır. Çekirdeğe doğru ise daha tatlıdır.


Nasıl Yetiştirilir


Ağaç , nemli tropikal ve yarı tropik alanlarda yetişir ve yılda 2m kadar boyu uzar. Drenaj iyi olduğu sürece her türlü toprak çeşidinde yetişebilir. Alkali topraklarda bazen mineral eksikliğinden dolayı sorun yaşayabilir.

Ağaçlar genç iken soğuğa çok duyarlıdır ve kuvvetli rüzgar ve dondan korunmalıdır. Hafif gölge alanlarda da meyve vermesine rağmen tamamen güneş gören yerlerde çok iyi yetişir
Çekirdeklerden kolaylıkla yetiştirilebilmektedir. Çekirdekler yaklaşık 4 haftada çimlenir. Fidanlar 4 yaşlarında meyve vermeye başlar.


Kullanım alanları

Olgunlaşmamış meyveler turşu , marmelat , sos, çorba yapımında kullanılırlar. Genç Ambarella yaprakları çok asitlidir ve taze olarak tüketilir. Endonezya’da ise yapraklar haşlanır ve tuzlu balık ve pirinç ile birlikte tüketilir. Bazen de eti yumşatmak için etle beraber pişirilir.



http://www.tropikmeyveci.com

Durian Genel Bilgiler





Genel Bilgiler


Durian, Orijini Brunei, Malezya ve Endonezya olan tropikal bir meyvedir. Güneydoğu Asya’da çok yaygındır ve büyüklüğü, benzersiz kokusu! , biraz da ürkütücü görünümünden dolayı Meyvelerin Kralı olarak isimlendirilir. Meyve 30 cm uzunluğunda ve 15 cm çapında olabilir. Ağırlığı ise 1-3 kg arasındadır. Şekil olarak yuvarlak veya yumurta şeklinde olabilmektedir. Rengi ise yeşil ile kahverengi tonlarda olabilir. Meyve eti is solgun sarıdır.

Yenilebilir meyve eti kendine özgü bir koku yayar. Bu koku çok güçlü ve keskindir. Hatta taze olduğunda bile aynı kokuya sahiptir. Bu nedenle birçok ülkede toplu taşıma araçlarında taşınması yasaklanmıştır.

Durian ağaçları 25-50 m kadar boylanabilen devasa ağaçlardır. Yaprakları her zaman yeşildir ve dökülmez. Geniş sarımsı yeşil tüylü çiçekler çok miktarda balözü içerirler ve ağır , ekşimsi bir kokuya sahiptirler.

Mangosteen (Garcinia mangostana L.)

Mangosteen (Garcinia mangostana L.)



Mangosteen (Garcinia mangostana L.)



Önceki aylarda yapmış olduğum mini ankette siz ziyaretçilerimize , tadını en çok beğendiğiniz meyvenin ne olduğunu sormuştuk. Bu ankette, beklediğim gibi Mangosteen 1. Liçi de 2. sırada yer almıştı. Mangosteen' i ülkemizde yetiştirebilmek pek mümkün olmasa da sizlere tanıtmak istedim. Umarım birgün bu olağanüstü güzel görünümlü ve harika bir tada sahip meyveyi tadabilirsiniz. Aşağıdaki yazıda güzel görünüm ve tadının yanında Mangosteen 'in ne kadar önemli içeriklere ve faydalara da sahip olduğunu göreceksiniz.

Mangosteen Güney Asya kökenli ultra tropikal bir meyvedir. Küçük morumsu meyvelerinin görünüşü ve harika tadı dolayısıyla Tropikal Meyvelerin Kraliçesi olarak isimlendirilir. Mangosteen ağacı yaklaşık 10 yaşından itibaren meyve vermeye başlar. Meyve iki kısımdan oluşur; Dışında kalın morumsu ve yumşak bir kabuk bulunur, iç kısmında ise süt beyazı renkte ve yenilen meyve eti bulunur. Mandalina şeklinde dilimlerden oluşur (5-7 dilim) ve bu dilimlerin bazılarının içinde de büyük bir çekirdek bulunur. Çekirdek bulunan dilim diğerlerinden büyüktür.


İçeriğinde bulunan Xanthone ‘ un(Çok güçlü bir antioksidan) bağışıklık sistemini güçlendirmesi bakımından C ve E vitaminlerinden daha etkili olduğu düşünülmektedir. Bu antioksidanlar; Vücuttaki hücreleri onarmasının yanında beyin, kalp ve ciğer gibi organların da düzenli çalışması yönünden de çok faydalıdır. Kanseri önleyici etkisi olduğu düşünüldüğünden dolayı son zamanlarda hakkında birçok bilimsel araştırma yapılmaya başlanmıştır ve çalışmaların birçoğundan , insan sağlığına sanılandan daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Güney Asyada sivilce gibi birçok cilt probleminde kullanılmaktadır. Alerji ve astımdan kurtulmaya yardımcı olduğu da görülmüştür. Hala araştırmalar sürmekte ve bu etkilerinin tıbbi olarak kanıtlanmaya ihtiyaç vardır fakat gerçek olan tek şey inanılmaz derecede yüksek bir antioksidan içeriğinin olduğudur.

İsmindeki mango kelimesinden dolayı Mango meyvesi ile benzer olduğunu düşünebilirsiniz ama kesinlikle Mango ile hiçbir benzerliği yoktur.


Ultra tropikal bir meyve olduğundan Dünyada sınırlı ülkelerde üretilir. Bunlar; Tayland, Malezya, Filipinler, Brezilya ve Hindistandır. İklim kuşağında da görüldüğü gibi ağaçlar 5 derecenin altında yaşayamazlar. Genç fidanlar ise 10 derecenin altında hayatta kalamaz. Yüksek nem gereksinimi vardır ve yağmurlu iklimleri sever. Kuraklığa da dayanıklı değildir. Bu nedenle ülkemizde yetişebilecek bir tür değildir. Soğuğa dayanıklı bir türden bahsedilse de ben henüz ulaşabilmiş değilim. Mangosteen, Temmuz-Ekim ve Nisan-Haziran olmak üzere yılda 2 defa ürün vermektedir. Çok az ülkede üretildiğinden dolayı da en pahalı tropikal meyvelerden biridir.



http://www.tropikmeyveci.com/

Tamarind (Demirhindi)





Tamarind (Demirhindi)


Tamarind (Tamarindus indica)-Demirhindi


Genel Bilgiler


Tamarind , Arapçada 'tamr hindi' , yani Hint Hurması olarak bilinir. Bizim dilimize de Demirhindi olarak geçmiştir. Kökeni, Afrikanın kuru tropik iklime sahip doğu kesimleridir. Osmanlı mutfağında da çok önemli bir yere sahip olan Demirhindi Şerbeti bu meyveden yapılmaktadır. Özellikle Hindistan ve Mısır’da önemli miktarda yetiştirilmekle birlikte hemen hemen bütün tropik bölgelerde bulunmaktadır. Özellikle estetik (muhteşem çiçekleri –sarı ve hafif pembemsi, değişik yaprakları) , heybetli görünüşü (20-25 m boylanabilir) ve meyvelerinin lezzeti dolayısıyla en beğendiğim ağaçlardandır. Mısırda ve Bombay sokaklarında bolca görmek mümkündür.

Diğer birçok meyvede söylediğimiz gibi içeriği dolayısı ile insan sağlığına mucizevi faydaları vardır. Hem meyvesi hem de ağacın bütün bölümleri (yaprağı, kabuğu, çiçeği) çok şifalı içeriklere sahiptir. Meyveleri kahverengi ve 12-15 cm uzunluğunda baklagiller görünüşlüdür. Sert çekirdeklere ve olgun Tamarind mayhoş bir tada sahiptir. İçerik olarak aşağıdaki elementleri yüksek miktarda içermektedir.

Bunlar;

Tartarik ve malik asit , pektinin yanında bir fincan meyvede aşağıdaki miktarda besleyici içerik barındırır.

İçerik

Miktar

Kalori

143

Karbonhidratlar

37 g

Diyetsel Lif

1.3 g

Vitamin C

17.8 mg

Vitamin E

0.3 mg

Kalsiyum

25.1 mg

Magnezyum

10 mg

Sodyum

17.6 mg

Fosfor

5 mg

Potasyum

67.8 mg

Faydaları

Bu içeriklerden dolayı Tamarindin insan sağlığına aşağıdaki fayadaları sağlar:

Sindirim Sistemi Üzerindeki Etkileri
Tamarind meyvesi doğal formda tüketildiğinde sindirim sistemine aşağıdaki gibi yardımcı olur.

  • Kabızlığın giderilmesi yönünden çok faydalıdır.
  • Tamarind Meyvesi tüketimi basurdan kurtulmaya yarar.
  • Tamarind Meyvesi az su ve karabiber, karanfil ve cardamom (Kakule) ile karıştırıldığında iştah açıcı olarak mükemmel bir etkiye sahiptir
  • Safra kesesi sorunlarında en iyi doğal ilaçtır.
  • Ayrıca Tamarind Meyvesi özellikle çocuklarda bağırsak kurtlarından kurtulmak için kullanılan mükemmel bir çözümdür.

Mükemmel Vitamin C kaynağı
Tamarind meyvesi C vitamini bakımından son derece zengindir ve c vitamini eksikliğinden kurtulmak için doğal bir çözümdür.

  • İskorbüt gibi C vitamini eksikliğinden dolayı ortaya çıkan hastalıkları vücuttan uzak tutmak için doğal bir çözümdür. (Özellikle eski zamanlarda denizcilerde ortaya çıkmaktaydı)
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir ve ateş düşürmeye yardımcıdır. Tamarind , biraz süt, hurma, şeker, cardamom (Kakule) ve az kafur ile kaynatılarak içilir.
  • Tamarind meyvesi solunum yolu hastalıklarında kurtulmak için de kullanılır. Tamarind meyvesi sulandırılarak, yarım çaykaşığı karabiber ve tuz eklenir ve sıcak içilir. Bu sadece solunum yollarını değil tüm vücuttaki zararlı antioksidanları temizler.

Zengin bir Antioksidan Kaynağı
Tamarind meyvesi zengin antioksidan içeriği ile doğal olarak kansere karşı vücudu korur.


Kolesterol ve Kan Şekeri için Tamarind Meyvesi

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar Tamarind meyvesinin kolesterol seviyesinin dengede tutulmasında çok faydalı olduğunu göstermiştir. Böylece vücudu kardiyovasküler hastalıklardan korumaktadır. Ayrıca kan şekerinin dengede tutulmasında faydaları ispatlanmıştır. Bu çalışmalar henüz insanlar üzerinde denenmemiştir.

Son olarak kaynatılan Tamarind meyvesi gargara olarak kullanıldığında boğaz ağrısını tedavi edici bir özelliğe de sahiptir.

Tamarind Yetiştiriciliği

Tamarind 20-30 m boylanabilen büyük bir ağaçtır. Gövde kalınlığı 2m kadar olabilmektedir. Gövde düz ve ağaçlar çok uzundur. Mart-Mayıs arası çiçeklenirler ve muhteşem görünüşleri vardır. Yaprakları ise soğuk nemli havada ve güneş battığı zaman kapanır.

Her zaman yeşil olmakla birlikte soğuk iklimde yapraklarını dökebilirler.

Tamarind yarı kuru tropikal iklim şartlarında rahatlıkla yetişir. Yine de yağmurlu ve nemli tropikal alanlara da rahatlıkla uyum sağlar. Genç fidanlar soğuğa karşı çok hassastır ve -2 dereceden sonra ciddi hasar görürler. Her türlü toprakta yetişme özelliğine sahip Tamarind en iyi , drenajlı ve hafif asitli topraklarda yetişir. Kuraklığa son derece dayanıklıdır ve tropik, yarı tropik bütün iklimlere uygundur. Fidanlar dikildikten 3-4 yıl sonra çiçeklenmeye başlarlar.

Tohumlardan üretilen Tamarindler, en iyi 25° C sıcaklıkta ve nemli toprakta çimlenirler. Çimlenme 7-14 gün arasında gerçekleşir.


Tamarind ağacı güney illerimizde rahatlıkla yetiştirilebilir.


http://www.tropikmeyveci.com/

Feijoa (Kaymak Ağacı)


Feijoa (Kaymak Ağacı)




Feijoa Fidanı Yetiştiriciliği şu an için üzerinde çalıştığım en önemli projelerden biridir. Ülkemizde henüz profesyonel olarak yetiştirilmeyen Feijoa meyvesinin, yapılan çalışmalar sonucunda, ticari değeri olan türlerinin çoğaltılması ile birlikte ilerki yıllarda çok popüler olacağına inancım sonsuzudur.
Türkiye' de satılan Feijoa türlerinin , genellikle peyzaj için kullanılan ,meyvelerinin küçük ve ticari değerinin pek olmadığını söyleyebilirim. İnternet ortamında yaptığım çalışmalarda Avustralya , Yeni Zelanda ve USA' da ticari ve daha iri meyveli kültür türleri olduğunu öğrendim ve bunları temin ederek çoğaltma çalışmalarına başladım.
Şu anda yetiştirdiğim ve çoğaltma çalışmalarını sürdürdüğüm türler; Mammouth, Triumph, Apollo, Gemini ve Dufy ' dir. 2010 yılı içersinde bu bu türlerden oluşan bir bahçe tesis etmeyi planlıyorum. Feijoa Bahçesi kurmak isteyen değerli üreticilere de her türlü yardımı sağlamayı düşünüyorum.

Feijoa Ağacına karşı duyduğum ilginin hikayesini sizlerle paylaşmadan Feijoa Yetiştiriciliği ile ilgili teknik bilgilere geçmek istemedim.
Bir gün Mısır Çarşısının arkasındaki süs bitkileri ve fidanların satıldığı dükkanları gezerken bir yazı gördüm. İlk defa duyduğum bir isimdi "Kaymak Ağacı". Nasıl bir bitki olduğunu internetten araştırdığımda, gördüğüm çiçeklere hayran oldum. Ağacın gerçek ismi "Feijoa" idi. Bir hafta sonra satın almak için tekrar aynı dükkana gittiğimde sadece 1 tane hasar görmüş bir fidan kalmıştı. 25 TL verdim sıkı ! bir pazarlık sonucu. Gerçek fiyatı 50 TL imiş. Belediye'nin fidanlığında 120 TL idi aynı fidan. Sevinç ve heyecanla eve geldim ve büyük bir saksıya yerleştirdim.

Takip eden yılda 25 adet 3 yaş fidan temin ederek Yalova'daki bahçeye diktim. Maalesef diktikten 1 hafta sonra yağan kar fidanları yaktı. İlkbaharda tekrar filizlenerek büyüdüler fakat dallar soğuğa dayanıklı olmadığı için bir sonraki kış bazı fidanlar kurudu. Bakalım gelecek yıl bitki antifirizi ile dondan zarar görmesini engelleyebilecekmiyim? Diğer taraftan başka bir bahçeme diktiğim 6 yaşında 2 tane , 4 yaşında 1 tane ve Mısır Çarşısından aldığım ilk ağacım sorunsuz olarak büyümeye devam ediyorlar. Ama gözlemlerime göre rüzgar almayan ve fazla don tehlikesi olmayan yerlerde rahatça yetiştirilebilecek bir ağaç.




FEİJOA : [Feijoa(Acca) sellowiana ]



GİRİŞ

Ülkemizin çeşitli ekolojilerinde çok sayıda bağ-bahçe türüne dahil bitki yetişebilmektedir. Dünyada bilinen ve ticari amaçla yetiştirilen türlere ve bu türlere dahil binlerce çeşidin yarısından çoğu Türkiye’de yetişmektedir. Gerek ticari amaçlı gerekse amatörce ve ev bahçelerinde yetiştirmeye uygun yeni tür ve çeşitlere her yıl yenileri eklenmektedir. Bu yeni tür ve çeşitlerin önemli bir kısmı çoğunlukla yurt dışında,bir ölçüde de yurt içindeki tarımsal araştırma kuruluşlarında yürütülen ıslah programlarında elde edilmektedir. Diğer bir bölümü de dünyanın çeşitli ülkelerinde doğal olarak yetişen tür ve çeşitlerin kültüre alınmalarıyla elde edilmektedir. Doğada mevcut olan ancak kültüre alınmamış olan çok sayıda bağ-bahçe bitkisinin de gelecek yıllarda insanlığa sunulması beklenmektedir. Özellikle Çin ve Güney Amerika’dakiler gibi nispeten bakir ormanlarda bu türlerin olabileceği tahmin edilmektedir.

Türkiye’yi bir bağ-bahçe bitkileri cenneti olarak tarif etmek mümkündür. Yurdumuzda yetişebilen çok sayıda meyve ve sebze tür ve çeşit çokluğu ile yıllık üretim miktarları bu görüşe haklılık kazandırmaktadır. Birçok önemli meyve ve sebzenin üretimi yönünden Türkiye ilk 5-10 ülke içine girmektedir.

Tarımsal araştırma kuruluşlarımız son yıllarda üreticilerimize yeni türler kazandırmışlardır. Bunların başında kivi ve avokado gelmektedir. Çok sayıda ıslah edilen yeni üzüm çeşidi, yurt dışından sağlanan şeftali-nektarin,elma,armut,kiraz,erik,kayısı gibi yaprağını döken meyve türleri çeşitleri üreticimiz ürünlerine değer katmıştır.

Son yıllarda, Yalova-Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde yürütülen çalışmalarla kividen sonra “FEIJOA” türünün de yetişme koşulları belirlenerek üreticilerimize sunulmuştur. Yaprağını dökmeyen bu yeni meyve türü ticari yetiştiricilikle kapama bahçeler yanında amatörce ve ev bahçe yetiştiriciliği ve bahçe düzenlenmesinde de yararlanabilecek bir türdür.

Bu küçük kitapçık,bu yeni meyve türünü ilgilenenlere tanıtmak ve özellikleriyle yetişme ortamı ve tekniklerini ortaya koymak amacı ile hazırlanmıştır. Bu yeni türe ilgi duyan üreticiler ve kullanıcılara yararlı olmasını dileriz.

Orijini

Feijoa (Feijoa sellowiana ya da Acca sellowiana ) Myrtaceae familyasına dahil olan bir türdür. Anavatanı Güney Amerika’dır. Brezilya, Paraguay, Uruguay ve kuzey Arjantin’de doğal olarak yetişmektedir.

Avrupa’ya 19.asrın sonlarında getirilmiştir. Bu yüzyılın başında da Avrupa ve özellikle Akdeniz ülkelerindeki arboratum ve botanik bahçelerinde yer almaya başlamıştır. (Pugliano,1987)

Ticari olarak yetiştirildiği ülkelerin başında ABD (Kalifornia ve Florida ),Yeni Zelanda, İsrail ve İtalya gelmektedir. Benzer iklimi olan diğer bazı ülkelerde de bazı koleksiyonlarda bitki yer almaktadır.

Botanik Özellikleri

Ağaççıklar 3-4 m boylanırlar. Topraktan itibaren dallanma eğilimindedirler. Dip sürgünleri temizlenmezse iri gövdeli toplu bir çalı formu alırlar. Bitkiler kışın yapraklarını dökmezler, her dem yeşildirler.

Yapraklar 4-6 cm boyunda ve ovaldirler. Sert yapılı ve gevrek olan yaprakların üst yüzleri parlak koyu yeşil, alt yüzleri hafif tüylü ve grimsidir. Dalları yanlara doğru büyür ve çok gevrektir.

Çiçekleri bu bitkinin en dikkat çekici organlarıdır. Çok güzel,büyük çiçekleri vardır. Tomurcuklar yaprak koltuklarında oluşur ve çiçek sapları 3-4 cm uzunluğundadır. Taç yaprakları 5 'li, uzun ve dışları beyaz renklidir. İç ve dip kısımları kırmızıdır. Stamenleri dik, uzun iplikler şeklinde, koyu kırmızı renkli ve çok sayıdadır.(her çiçekte 80 civarında) .Polen kesecikleri iri ve sarı renklidir. Çiçekler toplu olarak bulunur ve açarlar. Bu nedenle çok dekoratif ve göz alıcıdırlar. Fizyolojik olarak da hermefrodit (kendine verimli) dirler. Çiçeklenme Yalova ekolojisinde Haziran başında başlar ve 1,5-2 ay devam eder. Bu dönemde beyaz-kırmızı çiçekleri ve canlı yeşil yaprakları ile çok dekoratif olurlar. Çiçekler kendi kendini dölleyebildiği halde karşılıklı tozlanma ile daha iyi meyve tutarlar. Ağaçlar 3 yaşından itibaren çiçek açmaya meyve vermeye başlarlar. İleri yaşlarda her ağaçta,yüzlerce hatta binlerce çiçek bulunur. Bu dönemde canlı yeşil yaprakları ve çok sayıda iri kırmızı-beyaz çiçekleri ile çok çekici görünüm alırlar. Bu görünümleri ile de peyzaj mimarlığında yararlanılırlar.

Meyveler oval veya yuvarlak şekillidir. Önceleri mat renkli olurlar. Güneş gören kısımları kırmızımsı renk alırlar. Ancak kabuk mat ve mumsu bir tabaka ile kaplıdır. Meyve eti kendine özgü aromalı ve çok kokuludur. Meyve tutumundan sonra meyve gelişmesi çok yavaş olur. Meyve gelişme dönemi sonuna doğru birden irileşir. Bu dönem hasattan 3-4 hafta önceye rastlar. Olgunlaşan meyveler kendiliğinden dökülürler. Ancak hasat edilen veya olgunlaşıp dökülen meyveler hemen yenemez. Meyve klimakterik meyve özelliği gösterir. Hasattan sonra yenebilir duruma gelmesi(yeme olumuna gelmesi) için belirli bir süre (bir hafta) oda sıcaklığında bekletilip olgunlaştırılması gerekir. Olgunlaşma süresini kısaltmak için meyve etilen ile muamele edilebilir.

Besin Değeri:

. Meyve eti düşük kalorilidir.(şeker oranı %7-12). Besin değeri yönünden C vitamini ve Ca minerali yönünden zengin sayılır. Meyvenin en önemli özelliklerinden birisi iyot içeriğinin yüksek oluşudur. Bazı yayınlarda bu miktarlar 3 mg/100 g meyve eti olarak bildirilir. Bu özelliği nedeniyle de guatr hastalığı tedavisinde kullanıldığı belirtilmektedir Meyveler daha çok taze olarak tüketilir. Diyet yönünden 100 g meyve eti 35 kalori verir.

Feijoa Fidanı üretimi

Üretimde tohumlardan yaralanılır. Ancak çapraz tozlanma olduğundan açılım gösterir. Tohumların çimlendirilmesi ile elde edilen çöğürlerden istenen özellikleri taşıyanlar seçilebilir veya daha önceden (başka ülkelerde) seçilmiş olan çeşit veya tiplerle çöğürler aşılanarak fidan elde edilir. Tohumlar çok küçük ve meyveler de az sayıda olduğundan fazla meyve gereklidir.

Diğer bir fidan üretim yolu yapraklı çeliklerin köklendirilmesidir. Ancak çeliklerin köklenmesi zordur. Köklenme oranını arttırmak için çelikler 1000 ppm IBA ile (Stefano 19993) çubuk daldırma yapılmalıdır. En uygun köklenme zamanı Eylül ayında çeliklerin alınmasıdır. Yapraklı çelikler hormon uygulanmasından sonra mist altında köklendirilirler. Köklenen çelikler önce küçük saksılara dikilirler. Daha sonra,daha geniş kaplara şaşırtılarak geliştirilirler.

Feijoa fidanı temin etmek isteyen üreticiler Yalova Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsüne başvurabilirler.(Tlf:0-226-8141005-8142520)

Feijoa Yetiştirme Tekniği

İklim istekleri yönünden Feijoa’lara en yakın bitki zeytindir. Sıcaklık isteği zeytine yakındır. Yapraklarını dökmemesi de zeytine benzer. Zeytin kadar olmasa da kışın –7 °C ye kadar soğuklara dayanabilir. Su isteği zeytinden biraz fazladır. Bu benzerlikler nedeni ile zeytin alanlarında kolayca yetiştirilebilir. Deniz seviyesinden 600-700 m yükseğe kadar çıkabilir. Sürekli sert ve kuru rüzgar alan yörelerden kaçınılmalıdır. Hasattan önce oluşabilecek don(-2 °C ve daha aşağı ) meyvelere zarar verir. Kış aylarında yağan kar, yapraklar ve sürgünlerde tutulacağından ağırlık nedeniyle dallar kırılabilir. Bu gibi durumlarda sürgünler ve dallar çepeçevre birkaç sıra iple bağlanmalıdır.

Toprak istekleri yönünden fazla seçici değildir. Kuvvetli saçak ve kazık kökleri toprağa iyi dağılır ve sömürür. Bununla birlikte derin kireçsiz ve süzek topraklarda iyi gelişir. Kuru topraklarda gelişmesi zorlaşır.

Bahçe tesisinde bitkiler 4-5x2-3 m aralık ve mesafe ile dikilirler. Direk,herek veya tel gibi destek sistemine ihtiyaç göstermezler. Ancak bazı bitkilerin dal ve sürgünleri çok gevrek olur. Meyve ağırlığı veya rüzgar yükü nedeniyle kırılabilirler. Bunu önlemek için ya gövdeye yakın dikilecek kuvvetli bir hereğe veya dallar karşılıklı olarak birbirlerine bağlanmalıdırlar.

Feijoa´yalar karşılıklı tozlanma ile daha iyi meyve tutar. Çapraz tozlanan çiçeklerin %60-90 ı meyve tutar. Bu nedenle bahçe tesislerinde birden fazla çeşit kullanılmalıdır. Tozlanmada daha çok arıların etkisi olduğu anlaşılmıştır. Bu konu yetiştiricilikte dikkate alınmalıdır.

Feijoa bitkileri 50-60 yıl yaşayıp meyve verirler. Bir dekara 66-110 bitki dikilebilir. Verimi de 550-1800 kg/da arasında olabilir (Babaev 1994). Ağaçlar yerden 30-40 cm yüksekten taçlandırılırlar. Yanlara doğru eşit aralıklı 3-5 yan dal bırakılır. Daha sonra doğal gelişme formuna bırakılırlar. Bununla birlikte aşağıya doğru büyüyen,bitki iç kısımlarını kapatan sürgünlerle dip sürgünleri düzenli olarak temizlenir. Sıra üzerine doğru büyüyerek kültürel işlemleri aksatan sürgünlerle meyvesiz (obur) sürgünler de ayıklanabilirler.

Gübreleme bitkinin düzenli gelişmesi ve meyve vermesi için zorunludur. Bunda esas meyve ve sürgün gelişmesi ile topraktan kaldırılan minerallerin geriye verilmesidir. Yaprak analizlerinde optimum-eşik değerler henüz belirlenmemiştir. Bununla birlikte yeterli miktar ve kalitede ürünü sürekli alabilmek için Yeni Zelanda da dekara her yıl 10 kg N, 8 kg P O ve 10 kg K verilir. Ayrıca kök gelişmesini teşvik etmek ve toprağın su tutma kapasitesini artırmak için organik madde (ahır gübresi) de verilmelidir.

Hastalık ve zararlıları ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Yetiştirildiği bütün ekolojilerde düzenli ve sürekli mücadeleyi gerektiren belirli hastalık ve zararlıları yoktur. Her ekolojide o koşullara özgü bazı hastalık ve zararlılar bitkilere zarar verebilirler. Değişik ülkelerde karşılaşılan hastalık ve zararlılar şunlardır:

-Meyve ve çiçeklerde:Botrytis cineraea

-Köklerde :Phytophthora ve Pythium

-Yapraklarda :Sphaceloma sp.,

Diğer zararlıları da Ceroplastes sinensis, Labidostomus taxicornis, Lachnea sp., Clitra sp.ve Ceratitis copitata sayılabilir.

Zararlanma daha çok bazı zararlıların yapraklarla beslenmesi şeklinde görülür. Zararlı ve hastalığın varlığı ve şiddetine göre mekanik veya kimyasal mücadele yapılır. Öneğin salyangozlar nemli bölgelerde yapraklara tırmanarak zarar verirler. Bunlarla daha çok mekanik (el ile) mücadele edilmelidir. Kimyasal mücadelede ise dikkatli olunmalıdır. Feijoa’lar yaprak dökmedikleri için uygulanacak ilaçlar yapraklara zarar vermemelidir. Bazı koşnil türleri ile savaşımda bu duyarlılığa özen gösterilmelidir.

Feijoa Çeşitleri

Diğer bütün meyve türlerinde olduğu gibi feijoalarında seçilmiş ve isimlendirilmiş tipleri vardır. İri meyveli,düzgün şekilli,kabuğu düz, ağaç gelişimi düzgün olan bu tipler değişik ülkelerde seçilmişlerdir. Meyve ağaç özelliklerinin yanında olgunlaşma zamanları da farklıdır. Değişik ülkelerde seçilmiş olan klonlar ve çeşitlerin başında Gemine, Apollo, Mammoth, Triumph (Yeni Zelanda); Coolidge, Superba ve Choiceona (ABD) sayılabilir.

Triumph çeşidi Yeni Zelanda orjinlidir. Meyve ağırlığı 80-100 g civarındadır. Geççi bir çeşittir. Ekim sonu veya kasım içinde olgunlaşır,hasat edilebilir. Daha çok sanayi kullanımına uygundur. Normal meyve tutumu için tozlayıcıya ihtiyaç gösterirken iyi tozlayıcı Mammoth’dur.

Mammoth çeşidi Triumph’dan önce olgunlaşır. Bu tarih Ekim ortası ve sonrasıdır. Meyve şekli değişkenlik gösterir. Bu çeşit kendine verimli olsa da en iyi Triumph’la tozlanır. Ticari potansiyeli en yüksek çeşittir. Meyve ağırlığı ortalama 80 g dır.

Apollo kendine verimli ve çok kuvvetli gelişen bir çeşittir. Meyve şekli oval,kabuk parlak yeşil ve irilik nispeten homojendir. Mammoth çeşidinden 15 gün önce olgunlaşır.

Gemini çeşidi kısmen kendine verimsizdir. En iyi Apollo ve Triumph’la tozlanır. Gelişmesi orta,verimliliği iyidir. Erkencidir. Eylül ortasından itibaren hasat edilir. Mammoth çeşidinden yaklaşık 1 ay önce olgunlaşır. Tohumundan elde edilen çöğürlerden üstün nitelikli fertler seçilebilir.

Olgunlaşma ve Hasat:

Feijoa meyveleri çiçeklenme döneminden 4 veya 5 ay sonra olgunlaşır ve hasat edilir. Çiçeklenme ile hasat arasındaki süre sıcak ekolojilerde kısalır,serin ekolojilerde uzar. Olgunlaşan meyveler yere dökülürler. Bu dönemde veya hemen önce toplanmalıdır. Hasat edilen meyveler tüketim için olgunlaştırılmalı, yeme oluşumuna gelmelidir. Sıcaklık ve etilen uygulaması olgunlaşmayı hızlandırır (Akerman ve ark.1994). Olgunlaşan meyveler hafif yumuşar (armut yumuşaklığı), meyve et rengi krem rengine döner. Meyvenin iç kısmında, çekirdek evi özü açık kahverengi alır ve jelatinimsi görünür. Meyvenin gerçek tadı bu olumda anlaşılır. Meyvenin tamamı (kabuk dahil) yenebilir. Yeme olumundaki meyvelerin SÇKM içeriği %12-13 civarında olur. Asit seviyesi düşer.

Hasat edilen meyveler 1-1,5 ay kadar soğuk hava depolarında +1°C de muhafaza edilebilirler.

Değerlendirilmesi:

Sofralık olarak pazara arzında kivi gibi viol /karton kutu veya streç film kaplı tabaklar kullanılır. Taze tüketim kadar sanayi kullanımına da uygundur. Bazı ülkelerde dondurma,marmelat reçel,meyve suyu yapımında kullanılır. Hatta feijoalı yoğurt bile yapılmaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar :

1-Akerman,M.,Zauberman,G.,Fuchs,Y.1994.Improvement of the keeping quality of feijoa fruit after harvest.Horticultural Abstracts Vol.64 No.8

2-Babaev ,M.M.1994.Stand density and training of feijoa bushes.Horticultural Abstracts Vo.69.No 5

3-Chandler,W.H. l964 Evergreen Orchards.Henry Kımpton,London,ps.329-30

-Muggleston,S .1995 .Feijoa and tamarillo cultivars developedby Horth Research.Abst.Vol.65(12)11112.

5-Panatta,G.1990.Valore dietetico-nutrizionale dell’actinidia.Frutticoltura,No 10,55-60.

6-Pugliano,G.1987.Agricoltura Ricerca.No 69/70,gennaiol febbralo 1987 p.13-20.

7-Samancı.H.1995.Yeni bir meyve:FEİJOA. Marmara’da Tarım-Sayı 63,14-15.

8-Stefano U.1993 Kişisel görüşme.

Son Güncelleme (Pazartesi, 28 Haziran 2010 21:11)


KAynak:http://www.tropikmeyveci.com/

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top