29 Ekim 2010 Cuma

Okulda beslenme kültürü

Okulda beslenme kültürü

Obezite aşırı şişmanlık nedeniyle vücutta yağ birikmesi ile oluşan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite besinlerle alınan enerji miktarının fiziki hareketlerle tüketilen enerjiyi aştığı durumlarda ortaya çıkar.
Sağlık Bakanlığınca 14 Temmuz 2008 tarihinde kamuoyu ile paylaşılan ''Obezite ile Mücadele Ulusal Eylem Planı''nına göre “Dünyada şişman sayısının 1,6 milyara, obez sayısının da 400 milyona ulaştığı, 2015 yılında ise şişman sayısının 2,3 milyara, obez sayısının 700 milyona ulaşmasının beklendiği kaydedildi. Sağlık Bakanlığınca yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de obezite sıklığının erkeklerde yüzde 21, kadınlarda yüzde 42 olduğu aktarıldı


Çocuklarda obezite görülme sıklığının son 20 yılda yüzde 6-7'den yüzde 15-16'ya yükseldiğinin belirtildiği açıklamada, obezite ile savaş için İstanbul'da Dünya Sağlık Örgütünce (WHO) "WHO Avrupa Obezite ile Mücadele Konferansı" düzenlendiği ve konferans sonucunda "Obezite ile Mücadele Avrupa Şartı"nın imzalandığı hatırlatıldı.” Bu açıklamanın devamını sağlık bakanlığının resmi internet sitesinden takip edebilirsiniz.
Obezite konusunda Hollandada yapılan bir araştırmaya göre “obezler ve sigara içenlerin ülkenin sağlık sistemi açısından daha ekonomik olduğu iddia edilmektedir. Sigara içenler ve obezler daha az yaşadığı için kısa dönemde sağlık maliyetleri yüksek olsa da uzun dönemde sağlıklı insanlara göre daha az sağlık maliyeti olduğu sonucu çıkmaktadır. Sigara kullanımı ve obezitenin yol açtığı hastalıkların tedavilerinin ileri yaşlarda ortaya çıkan alzheimer gibi hastalıklara oranla çok düşük maliyetinin olması sebep olarak gösterilmektedir. Araştırmaya göre Hollanda sağlık sistemi her obezite kişi başına 50.000 USD (2007) tasarruf etmektedir.”[1] Hollanda da bu şekilde düşünülse de ülkemizin en büyük zenginliği genç ve dinamik nüfus potansiyelidir. Fakat gerekli önlemle alınmazsa bizim ülkemizde de mecburen sağlık masraflarından tasarruf sağlanacaktır.

Çocukluk yıllarımı hatırlıyorum da, okuldan geldikten sonra kırlarda koşup oynamak ne güzeldi. O günlerde evinin bahçesinde oynayabilen çocukların aşırı kilolu olma şansı çok azdı. Bu fırsatı bu gün özellikle büyük şehirlerde yakalamak son derce zorlaştı. Modern şehir yaşamı çocuklarımızı evlere hapsetti. Günümüz şehir yaşamında aileler çocuklarının dışarı çıkıp tek başına oynamasına izin vermekten bile korkar hale geldi. Anne babalar çocuklarını bakkala gönderirken gözleri arkada kalıyorsa, çocuklar yorulana kadar sokakta oynama şansını nereden bulacak.

Çocukluğumuzda okuldan geldikten sonra doya doya sokaklarda oynar, akşam ezanını duyduğumuzda evin yolunu tutardık. Şehir hayatının hareketsiz ortamına girene kadar fazla kilo nedir bilmezdik. Şimdi çocuklarımın aşırı kilolu olmasını engelleyemez oldum. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü çocuklarımızın eve hapsolması fazla kalorilerini atmalarına engel oluyor. Kaç aile spor salonlarına gitme imkânı bulacak veya bahçeli bir evde oturacak. Dolayısıyla hareketsiz şehir yaşantısı çocuklarımızın obez olmasını teşvik eden en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

Obeziteyi artıran diğer önemli alışkanlık yeme içme alışkanlıklarımızda meydana gelen değişimdir. Bu değişim Türk yemek kültürünün yerini hamburger kültürünün alması şeklinde hızlı bir değişimle kendini gösteriyor. Okul kantinlerinin tost, hamburger, ekmek arası patates kızartması gibi yağlı ve kalorisi yüksek gıdaları satması obeziteyi hızlandırıyor. Yemek kültürümüzün geleneksel Akdeniz kültüründe olduğu gibi hafif, zeytinyağlı ve sebze yemekleri ile desteklenip bu hafif beslenme kültürü okullarımızda da yaygınlaştırılmalıdır. Şekerli içecekler ve çikolata tüketimi sınırlandırılmalı, çocuklarımızın abur cubur yeme alışkanlıkları yerine düzenli yemek yeme alışkanlığını kazanması sağlanmalıdır. Okullardaki yemekhaneler obezite ile mücadele etmede en büyük yardımcılarımızdır. Yemekhaneler çocuklarımıza düzenli yemek yeme alışkanlığını kazandırmaları yönü ile obezite ile mücadelede yararlı olacaklardır.

Beslenme alışkanlığının sağlıklı bir şekilde yerleşmesi için ailelere de önemli görevler düşmektedir. Sevgili anne ve babalar çocuklarınıza ihtiyaçlarından daha fazla harçlık vermeyin. Harçlıkların fazlası aşırı ve sağlıksız gıdaların tüketimi için harcanıyor. Çocuklarınızın yiyeceklerini eğer okulda yemekhane varsa ve imkânınızda müsaitse yemekhaneden karşılamalarını sağlayabilirsiniz. Eğer okulda yemekhane yoksa üzülmeyin, evinizde hazırladığınız tertemiz gıdalardan hazırlayacağınız sağlıklı menülerle çocuklarınızın düzenli beslenmelerini sağlayabilirsiniz.

Ailelerimiz obezite’nin farkına varmalıdır. Bu konuda gecikmeden tedbirler almanın yollarına bakmalıdırlar. Sağlıklı beslenme alışkanlığının yanında çocuklarımıza düzenli spor yapma alışkanlığı kazandırmak için çalışmalıyız. Sağlıklı bir vücuda sahip olmadan başarı ve mutluluğun gelmeyeceği iyi bilinmelidir.


ETKKİNLİK

Çocuklarımızın spor yapabilmesi için projeler üretelim.

Beslenme alışkanlıklarımızda uyguladığımız yanlışlıklar nelerdir?

Sağlıklı beslenmek için bir liste hazırlayınız.

Kaynak:Okul ve Haya Başarısı isimli kitabımdan alınmıştır. Hayat yay. 2010, ist. S.190

İstanbul'da Orman Fidanlıkları Fidan ve Tohum Üretimi

İstanbul'da Orman Fidanlıkları Fidan ve Tohum Üretimi

FİDAN ÜRETİMİ
Zamanımızda patlama noktasına ulaşan kentlerde bazı bilim adamlarının adlandırdığı gibi KENT ORMANCILIĞI 'nı bir uzmanlık konusu olarak gittikçe geliştirmekte ve dolayısı ile biz orman fidanlıklarını da boylu,repikajlı fidanlar ve süs bitkisi yetiştirmeye zorunlu kılmaktadır. Bugün ülke nüfusunun toplandığı kentlerdeki yaşam;şehir parklarını, lunaparkları cadde ve refüj ağaçlandırmalarını zorunlu kılmaktadır. Kent içi ağaçlandırmalar kent insanının sağlığı ve konforu için kaçınılmazdır. Ancak bu çok yönlü ağaçlandırma hizmetlerini gerçekleştirirken kent ekolojisine uyum sağlayabilecek ,trafik ve endüstrinin yarattığı her türlü hava, toprak, su kirlenmelerine dayanabilecek kaliteli ,vasıflı, nitelikli fidanlar yetiştirmemiz gerekmektedir.





2004 YILI FİDAN SAYIMLARI
Fidanlık Müh. Üretim Programı Mevcut (Adet) Kullanılabilecek Fidan (Adet)
Bahçeköy 93.500 90.426 48.582
Çobançeşme 480.000 483.902 237.105
Göktürk 321.000 2.173.753 2.129.268
T O P L A M : 894.500 2.748.081 2.414.955

2005 YILI FİDAN SAYIMLARI
Fidanlık Müh. Üretim Programı Mevcut (Adet) Kullanılabilecek Fidan (Adet)
Bahçeköy 64.500 118.422 44.800
Çobançeşme - 60.901 60.901
Göktürk 1.065.200 877.300 400.500
T O P L A M : 1.129.700 1.056.623 506.201


TOHUM ÜRETİMİ

Tohumların Olgunlaşma Dönemleri ve Hasatları: Bitkilerin tohumları türlere ve iklim koşullarına bağlı olmak üzere çeşitli mevsimlerde olgunlaşmaktadırlar. Bitkilerin tohumlarını toplamak için olgunlaşmalarını yakından takip etmek gerekir. Tohum toplama bilgi ve deneyim gerektirmektedir. Erken toplanan tohumların çimlenme kabiliyetleri çok düşüktür, geç kalındığında ise tohumlar özellikle kuşlar ve diğer hayvanlar tarafından yenmekte veya dökülerek kaybolmaktadırlar. Bu nedenle tohumlar embriyonun olgunlaştığı zaman ile tohumların dökülmesi aralığında toplanmalıdır. Bu süre bazı tohumlarda çok kısadır. Örneğin, mahonya, ıhlamur, çitlenbik gibi. Oysa dağ muşmulası, ateş dikeni, ak diken gibi bazı türlerde ise olgunlaşma ve tohum dökme arasında aylarca süre geçmektedir.

Tohumun olgunlaşma zamanları aynı türde, iklim ısındıkça daha erken tarihlere kayar. Bu durum bitkinin bulunduğu yüksekliğe bağlı olarak da değişir. Güneşli-güney bakılarda ve alçak rakımlarda tohum 2-3 hafta erken olgunlaşır. Tohum toplamada öncelikle bu noktalardan başlayıp daha sonra Kuzey bakı ve yüksek mıntıkalara çıkılmaktadır.

Bir çok ağaç ve çalı türündeki süs bitkileri tohumlarında uygun nem sıcaklık ve oksijen koşulları altında ekilseler dahi o yıl çimlenip yeni bitkiler geliştirilemezler. Bu tohumların bazı çimlenme engellerine sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Tohumlarda çimlenmeyi engelleyen bu faktörler genellikle 3 grupta toplanır:

Kabuk kalınlığı veya sertliğinden kaynaklanan engeller,
Tohum embriyosunun gelişmemiş olmasından veya embriyonun dinlenme ihtiyacından kaynaklanan engeller,
Büyümeyi engelleyen bazı maddelerden kaynaklanan engellerdir.
Bu engelleri gidermek için bir takım işlemler gerekmektedir. Asit metodu ,(Örneğin; akasya, erguvan v.b.gibi), mekanik zedeleme metodu da bu engelin giderilmesinde etkin bir yöntemdir. Türün özelliğine göre sıcak suda şişirme metodu (Gladiçya), soğuk suda şişirme metodu (bazı ladin ve göknar türleri), katlama metodu uygulanan yöntemlerdir.

Tohum, üretimde dikkat edilecek nokta, toplanan tohumların, ekim zamanına kadar göreceği işlemdir. Toplanan tohumların etli kısımlarından, karpellerinden, kozalaklardan ayrılma işlemi, fidanlıklarda özel makinelerle yapılmaktadır. Tohum çıkarmada; güneş metodu, etli kısımların ezilerek yıkanması, kum, odun talaşı gibi maddelerle muamele işlemleri uygulanmaktadır. Tohumun çimlenme kabiliyetini kaybetmememiz için basit bazı kurallara dikkat edilmelidir.

Çuval ve kap değişimlerinde meyve ve tohumların zedelenmemesine dikkat edilmelidir.
Tohumların temizlenmesi sırasında tohumlar, kuvvetli darbelere maruz bırakılmamalıdır.
Kozalakların veya kabukların açılması için ani ve yüksek sıcaklıklardan kaçınılmalıdır.
Temizlenen tohumlar, ekim zamanına kadar tohumun özelliğine uygun koşullarda saklanmalıdır. Örneğin, rutubetli saklanan tohumlar yosun, testere talaşı gibi rutubetlendirilen maddelerin içinde, su geçirmeyen kaplarda, kuru saklanan tohumlar ise serin, rutubetsiz ortamlarda ağzı kapalı kaplarda saklanmalıdır.
Ağaçların tohum verimleri türe, rakıma ve yıl içindeki iklim durumuna göre değişikler gösterir. Örneğin; kızılçam 2 yılda bir zengin tohum verirken, sedir 4 yılda bir zengin tohum tekerrür eder. Ülkemizde ağaçlandırma için üretimi yapılan fidanların tohumları;

Tohum bahçelerinden,
Tohum plantasyonlarından,
Tohum meşcerelerinden,
Tohum toplama alanlarından temin edilmektedir.
Bunlardan, tohum bahçeleri, üstün ağaçlardan alınan aşı kalemi veya çeliklerden üretilen fidanlarla tesis edilen tohum bahçeleridir ve öncelikle tercih edilir.

Tohum plantasyonları yeri aşısız tohum bahçeleri, üstün ağaçlardan serbest veya kontrollü tozlaşma sonucu elde edilen tohumlardan yetiştirilen tohumlarla tesis edilen bahçelerdir.

Tohum mescereleri, selektif ıslah neticesinde bulunmuş doğal mescerelerdir.

Tohum toplama alanları ise daha çok yapraklı ve süs bitkisi tohumlarının toplandığı şehir parkları ve diğer alanlardır.

Kaynak: http://www.istanbulcevor.gov.tr

Kurağa Toleranslı-Dayanıklı Bitkiler

Kurağa Toleranslı-Dayanıklı Bitkiler
Kurağa toleranslı bir bitki en az 2-3 ay sulama yapılmadan hayatını devam ettirebilmektedir.

Bunun anlamı (tespiti ) şudur;genel olarak doğal yetişim alanındaki bitkilerden bazen de deneyimler sonucu 2-3 ay kıtasal olarak yağmursuz kurak geçmesi demektir.

Kurağa toleranslı bitkilerin seçimi peyzaj alanlarında kullanılacak suyun miktarını önemsenmeyecek derecede azaltır.



Tek Yıllık Çiçekli Bitkiler


Cosmos sulphureus



Gomphrena globosa



Leonotis nepetifolia



Portulaca grandiflora



Zinnia elegans



Zinnia haageana





Sukulent ve Kaktüs Bitkileri



Aloe saponaria



Aloe vera



Euphorbia tirucalli



Kalanchoe fedtschenkoi



Opuntia humifusa



Stapelia spp.



Tradescantia pallida









Çimler ve Çimsi Bitkiler


Cortaderia selloana



Festuca glauca



Imperata cylindrica



Muhlenbergia capillaris



Muhlenbergia lindheimeri



Nassella tenuissima



Panicum virgatum



Pennɩsetum setaceum



Schizacɨyrium scoparium


Sorghastrum nutans



Spartina bakeri



Uniola paniculata





Palmiye ve palmiyeye Benzer Türler



Acrocomia aculeata



Beaucarnea recurvata



Brahea armata



Butia capitata



Chamaerops humilis



Chrysalidocarpus lutescens



Cocos nucifera



Copernicia baileyana



Copernicia hospita



Copernicia macroglossa



Cycas circinalis



Dioon edule



Jubaea chilensis



Livistona chinensis



Livistona decipiens



Nannorrhops ritchieana



Phoenix canariensis



Phoenix dactylifera



Phoenix reclinata



Phoenix rupicola



Sabal mexicana



Sabal causiarum



Sabal domingensis



Sabal etonia



Sabal palmetto



Serenoa repens



Trachycarpus fortunei



Washingtonia filifera



Wodyetia bifurcata





Çok Yıllık Bitkiler



Alstroemeria psittacina



Artemisia absinthium



Asclepias tuberosa



Aspidistra elatior



Baptisia alba



Catharanthus roseus



Coreopsis verticillata



Crinum asiaticum



Cycas revoluta



Datura inoxia var. quinquecuspida



Gaura lindheimeri



Heliopsis helianthoides



Lychnis coronaria



Manihot esculenta



Mirabilis jalapa



Monarda punctata



Narcissus spp.



Oenothera speciosa



Protasparagus densiflorus



Pycnanthemum floridanum



Ruta graveolens



Salvia lyrata



Scaevola aemula



Solidago odora



Tagetes lemmonii



Tradescantia spathacea



Tulbaghia violacea



Yucca filamentosa



Zamia furfuracea



Zamia pumila



Çalılar


Agave americana



Aralia spinosa



Aucuba japonica



Buddleja davidii



Caesalpinia pulcherrima



Callicarpa americana



Calycanthus floridus



Camellia sasanqua



Chaenomeles speciosa



Choisya ternata



Conocarpus erectus var.sericeus



Cyrilla racemiflora



Elaeagnus pungens



Euphorbia pulcherrima



Galphimia glauca



Gaylussacia frondosa



Hamelia patens



Hibiscus mutabilis



Hypericum calycinum



Ilex glabra



Ilex cornuta 'Burfordii'



Ilex vomitoria



Ilex x 'Nellie R. Stevens'



Illicium parviflorum



Jatropha multifida



Juniperus conferta



Juniperus davurica 'Parsonii'



Juniperus horizontalis



Leonotus leonurus



Leucophyllum frutescens



Ligustrum x vicaryi



Myrica cerifera



Pandanus utilius



Perovskia atriplicifolia



Pittosporum tobira



Plumbago auriculata



Raphiolepis indica



Raphiolepis umbellata



Rhus copallinum



Rosa laevigata



Rosemarinus officinalis



Salvia greggii



Scaevola sericea



Spiraea cantoniensis



Tamarix parviflora



Tecoma stans



Vaccinium arboreum



Vaccinium elliottii



Vaccinium myrsinites



Vaccinium stamineum



Viburnum rufidulum



Yucca aloifolia



Yucca elephantipes



Yucca gloriosa







Ağaçlar:



Adansonia digitata



Aesculus pavia



Albizia julibrissin



Aleurites fordii



Arbutus unedo



Callistemon viminalis



Carissa macrocarpa



Carya glabra



Castanea sativa



Casuarina equisetifolia



Catalpa bignonioides



Catalpa speciosa



Cedrus deodara



Cedrus libani



Celtis occidentalis



Chionanthus virginicus



Cinnamomum camphora



Coccoloba uvifera



Cotinus coggygria



Cupressocyparis Leylandii



Cupressus glabra



Delonix regia



Diospyros virginiana



Erythrina variegata



Euphorbia milii



Ficus benghalensis



Ginkgo biloba



Gleditsia triacanthos



Guajacum sanctum



Gymnocladus dioicus



Ilex opaca



Jatropha integerrima



Juniperus scopulorum



Magnolia grandiflora



Melia azedarach



Osmanthus americanus



Ostrya virginiana



Oxydendrum arboreum



Parkinsonia aculeata



Parrotia persica



Pinus echinata



Pinus elliotti



Pinus nigra



Pinus palustris

Pinus thunbergii



Platycladus orientalis



Quercus coccinea



Quercus falcata



Quercus geminata



Quercus laevis



Quercus shumardii



Sassafras albidum



Spathodea campanulata



Taxodium distichum







Sarmaşıklar :



Antigonon leptopus



Bignonia capreolata



Bougainvillea spp



Canavalia rosea



Clytostoma callistegioides



Cuscuta spp



Dolichos lablab



Ficus pumila



Gelsemium sempervirens



Helianthus debilis



Ipomoea pes-caprae



Lonicera japonica



Passiflora caerulea



Senecio confusus



Trachelospermum jasminoides

Vitis rotundifolia

TERCÜME:SÜREYYA ALTUNIŞIK

Mucize Bitki Köylüleri Zengin Etti!


Mucize Bitki Köylüleri Zengin Etti!
Yaprağı ve meyvesi sabun, yağ, baharat, ilaç ve kozmetik sektörlerinde değerlendirilen defne, Adana'da orman köylüsünün de yüzünü güldürdü..
Tarimda e-Ticaret Merkezi


Tarim ve bahçe malzemeleri ihtiyaçlarinizi www.aldesem.com internet sitesinden güvenle temin edebilirsiniz.
Adana'nın Karaisalı İlçesi'nde fidanlar zarar verdiği için kıl keçisi yetiştiriciliğini terk eden 30 haneli Çukurköy sakinleri, rehabilite edilen 336 hektar alanda


4 ay süreyle defne yaprağı ve meyvesini toplayıp 320 bin lira gelir sağladı. 3- 4 aylık çalışmayla hane başına 10- 12 bin lira gelir elde eden Çukurköylüler, 2'nci defne hasadını şölen havasında başlattı. Orman köylülerinin sevincine Orman Genel Müdürü Osman Kahveci de ortak oldu. Köylülere defne sürgünlerini kesmek için bahçe makası hediye eden Osman Kahveci, Türkiye'nin defne üretiminde dünyada birincisi olduğunu belirtti.

Ormancılıkta odun dışı 110 farklı ürün olduğunu, yıllık 120 milyon dolar kazanç sağlanan bu ürünlerden orman köylüsünün daha çok yararlandırılması için rehabilitasyon çalışmalarına ağırlık verdiklerini kaydeden Kahveci, “Defne, yaprağından meyvesine kadar sabun, yağ, baharat, ilaç ve kozmetik sanayisi açısından önemli bir bitkidir. Bize düşen görev, defne alanlarının rehabilitasyonunu sağlayıp, köylümüzün yararına sunmaktır. Orman Genel Müdürlüğü olarak defne, harnup, ıhlamur, kekik, adaçayı gibi odun dışı orman ürünlerinde hedefimiz 2- 3 milyar dolarlık gelir sağlamak. Ayrıca arıcılığın gelişmesi noktasında da bal ormanları oluşturuyoruz. Geçen yıl 500 bin hektar alanda ağaçlandırma programı uyguladık. Orman varlığını arttıran nadir ülkeler arasındayız. Türkiye'nin orman varlığında her yıl 30 bin hektarlık artış var” diye konuştu.

Orman Genel Müdürü Osman Kahveci'yi, ‘Defne değil define’ sloganının yazılı olduğu pankartlarla karşılayan Çukur Köyü Muhtarı Ahmet Kantar ise köy sakinleriyle birlikte defneden yapılan şampuan, sabun, defne çiçeği balı, defne yağı ile karakalem portresini hediye etti. Kantar, Osman Kahveci'ye fahri hemşehrilik beratı da verdi. Hasat şöleninde köylülerle kol kola girip, halay çeken Kahveci, sünnet olan 10 yaşındaki Uğur Şahin'e de kirvelik yaptı. Kahveci ve köylüler, hep birlikte defne tohumu ekip, fidanı dikti ve bu yılın ilk hasadını birlikte yaptı.

Yaraya konulan buz iyileşmeyi yavaşlatıyor

Yaraya konulan buz iyileşmeyi yavaşlatıyor

Burkulma, incinme ve darbede uygulanan buz tedavisinin gerçekte iyileşmeyi yavaşlattığını belirlendi.


asar gören yere uygulanan buzun kaslardaki iltihaplanmaya engel olduğunu belirten Ohio'daki Cleveland Kliniği Nöroinflamasyon Araştırma Merkezi'nde görevli araştırmacılar, bunun aslında tedaviyi zorlaştırdığını söylediler.

Zedelenen kas dokularının iltihap toplamaya başladığını ifade eden araştırmacılar, iltihaplanan hücrelerin ise kasların yenilenmesini sağlayan insülin benzeri IGF-1 hormonunu salgılamaya başladığını kaydettiler. Bunun da hasarın kısa sürede giderilmesini sağladığını söyleyen araştırmacılar, ancak hasarlı bölgeye buz tedavisi uygulandığında iltihaplanma olmadığını ve kasların bu hormonu salgılamadığını belirttiler. bu nedenle iyileşmenin de yavaşladığı açıklandı.

Kaynak:bahçesel

Ahududu / Frambuaz (Rubus idaeus)

Ahududu / Frambuaz (Rubus idaeus)

Ahududu / Frambuaz (Rubus idaeus), gülgiller (Rosaceae) familyasından, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türü.
Genelde ormanların açık verdiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektardır. Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden ürer.
İki türü ticari olarak mevcuttur: yazın çok kısa bir dönemde yetişen vahşi türü ve sürekli meyve veren türü.
Ahududu yaprakları, taze veya kurutulmuş olarak bitki çaylarında kullanılır. Yaprakları 3'lü veya 5'li gruplar halinde bulunur ve altları gümüş-beyaz renktedir.

Son yıllarda yapılan iyileştirme çalışmalarıyla dikensiz ve destek gerektirmeyen dik boylu kültür ırkları elde edilmiştir. Ayrıca Rubus cinsinin diğer üyeleriyle yapılan çaprazlamalar sonucunda çok sayıda hibridler elde edilmiştir.

Kaynak : Vikipedi


Böğürtlene benzeyen meyveleri olgunlaşınca kızarır. Türkiye’de özellikle Karadeniz bölgesi’nde ve Bursa’da yabani olarak yetişen ahududu, İngiltere ve Amerika’da yaygın biçimde üretilmektedir. Ahududu, C vitamini, demir ve organik asitler içeren meyveleri özellikle şeker hastalarına, mide ekşimesinden yakınanlara, romatizmaya, peklik çekenlere ve idrarında albümin bulunanlara öneriliyor.Karaciğer dostu olan ahududu, anjinde, bronşitte, idrar yolları hastalıklarında ve ağız iltihaplarında da kullanılan bir şifa bitkisidir.

TOPRAKSIZ TARIM KÜLTÜRÜ

TOPRAKSIZ TARIM KÜLTÜRÜ Bitkilerin durgun, akan besin solüsyonu veya besin maddelerince zenginleştirilmiş katı yetiştirme ortamları içerisinde yetiştirilmesidir.
Bu sistemle yetiştiricilik iki başlık altında toplanmaktadır. Bitkilerin besin solüsyonu içerisinde su kültürü (hidroponik), katı ortamlar da yetiştirilmesi ortam (substrat) kültürü olarak adlandırılmaktadır.

Su kültürünün teknik donanım ve bilgi gerektirmesi, pek çok ülkede ortam kültürünün yaygınlık kazanmasına neden olmuştur. Ayrıca bu yöntemlerle yapılan yetiştiricilikler açık ve kapalı sistem olarak da sınıflandırılabilmektedir.

Açık sistem: Bitkiye verilen besin solüsyonu tekrar kullanılmamakta dışarı atılmaktadır.

Kapalı sistem: Bitkiye verilen besin solüsyonu bir yerde toplanıp tekrar dönüşümü sağlanarak kullanılmaktadır.

Topraksız Yetiştiricilikte Kullanılan Sistemler:
Su Kültürü (Hidroponik): Bitkilerin durgun veya akan besin solüsyonu içerisinde yetiştirilmesidir.

Durgun Su Kültürü: En eski topraksız yetiştirme tekniğidir. Günümüzde bitki besleme ile ilgili çalışmalarda kullanılmaktadır.

Besleyici Film Tekniği (NFT): 1960 yılında İngiltere’de Dr. Allan Cooper tarafından geliştirilmiştir. Orijinal adı Nurient Film Technigue'dir. Bu sistemin temel prensibi, yeterli su, besin maddeleri ve havalanmayı sağlamak üzere bitkilerin kökleri boyunca besin eriyiğinin ince bir tabaka halinde (1 cm'den az ) yeniden dönüşümünün sağlanmasıdır.

Aeroponik: Bu yöntemde besin solüsyonu çıplak bitki köklerine su halinde püskürtülmektedir. Bitkilerin gelişimi için gerekli olan oksijen ve su yeterince sağlanmaktadır. Sistem su ve besin elementleri kullanımını azaltmak amacıyla geliştirilmiştir.

Ortam Kültürü:
Tekne ve Yatak Kültürü: Bu sistemde bitkiler 15-20 cm derinlikteki uzun dar plastik, kereste veya çimentodan yapılmış yastıklarda yetiştirilirler. Fazla suyun drene edilebilmesi için yastıklar eğimli bir şekilde hazırlanmaktadır. Nem kayıplarını önlemede ve iyi bir nem dağılımını sağlamak için yatakların üzeri plastik örtü ile kaplanır.

Torba Kültürü: Ortamlar bitki başına 10-15 litre olacak şekilde plastik torbalara doldurulmalıdır. Genellikle 50-70 litre kapasitesindeki torbalar yaygın olarak kullanılmaktadır. Ortam kültüründe kullanılan inorganik substratlar kum, çakıl, kaya yünü, perlit, vermikulit, volkanik tüf (siyah, beyaz, kahverengi vb.) organik substratlar ise torf, ağaç kabukları, talaş, mantar kompost atığı sayılabilir. Ortamların genellikle temiz, hastalık ve zararlı taşımaması ve hafif olması vb. özellikler aranır.

Topraksız Tarımla Sebze Yetiştiriciliğinin Nedenleri
Seralarda aynı ürünün münavebe yapılmaksızın arka arkaya uzun yıllar yetiştirilmesi bir yandan toprak yorgunluğu ve tuzluluğu oluşturmakta, öte yandan da topraktaki hastalık ve zararlı populasyonunu yükseltmektedir. Tuzluluğun giderilmesi yıkama ile çoğalan hastalık ve zararlılarla mücadele toprak dezenfeksiyonu veya değiştirilmesi ile yapılabilir. Ancak bu uygulamalarda çeşitli güçlükler olup, üreticiye artı bir yük getirmektedir. Bu nedenlerle son yıllarda seracılıkta aşama yapmış ülkelerin bir çoğunda (Hollanda, İngiltere, Japonya, Belçika, Yeni Zelanda, Kanada, İsrail vb.) sera sebze üretiminde %90’lara varan oranlarda topraksız kültür uygulamalarına geçilmiştir. Ülkemizde de son yıllarda fakülte ve bazı araştırma kuruluşlarında bu konuda çalışmalar yapılmıştır. Kuruluşumuz olan Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünde topraksız kültürle sebze yetiştiriciliğinde yapılan değişik çalışmalardan başarılı sonuçlar alınmıştır.

Bölgemizde serada sebze yetiştiriciliği yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle meyilli ve taşlı arazilerde teraslama yaparak taşıma toprakla, ayrıca Erdemli'de taban suyunun yüksek olduğu bataklık bölgelerde sera sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ancak bu bölgelerde elde edilen ürün miktarı istenilen düzeyde olmadığı bilinen bir gerçektir. Bunun nedenleri arasında toprakla ilgili sorunların payı büyüktür. Bunun gibi sorunlu bölgelerde topraksız yetiştiriliciliğin bir an evvel uygulanması gerekmektedir.

Topraksız Kültürde Sebze Yetiştiriciliğinin Avantajları
Topraklı yetiştiriciliğe göre erkencilik sağlamaktadır.

Topraksız yetiştiricilikte birim alandan daha yüksek, daha kaliteli ve daha lezzetli ürün alınır.

Besin çözeltisi homojen olduğu için çözelti içerisindeki azalan elementlerin düzenli olarak temini, ayarlanması test edip örnek alınması daha kolaydır.

Bitkiler normal toprak işlemenin yapılmadığı veya pratik olmadığı (Kayalık, taşlık, ve bataklık) arazilerde kolaylıkla yetiştirilebilirler.

Besin solüsyonu ve ortam yataklar içinde bulunduğundan kök hastalıklarından korunmak için kolaylıkla sterilize edilebilirler, Bu durum aynı zamanda münavebeyi ortadan kaldırmaktadır.

Sızıntıların durdurulması ve yüzey buharlaşma en aza indirildiğinden birim ürün için daha az suya ihtiyaç duyulur.

Besin çözeltisinin ayarlanabilmesi ve sürekli yenilenebilmesi nedeniyle nispeten yüksek tuzlu sular kullanılabilir.

Az iş gücü yani toprak işleme, yabani ot mücadelesi, sulama, gübreleme ve ilaçlama yetiştiricilikte maliyeti yükselten faktörler arasındadır. Topraksız yetiştiricilikte iş gücünü gerektiren bu işlemler en aza inmektedir.

Ortalama verim yüksek ve yapılan kültürel işlemler daha kolaydır.

Bunların ötesinde gübre ve tarımsal mücadele ilaçları özellikle kapalı sistemlerde direk toprağa verilmediği için toprak ve yeraltı sularının kirlenmesinin önüne geçilmekte bu nedenle de çevre kirliliği sorununa çözüm getirilmektedir.

Toprasız Kültürde Kullanılan Bazı Ortamlar ve Özellikleri
Torf: Suda yetişen sazlık veya bataklık bitkilerin kalıntılarıdır. Bunlar su altında kısmen parçalanmış durumdadır. Bileşimleri bunları meydana getiren bitkiye göre değişebilir. Açık kahverengi veya sarımsı kahverengi lifli tipler odunsu, toprak halinde veya taneli olup asitle az alkali arasında yer alırlar. Bu organik artıkların tamamıyla ayrışmamış olanlarına torf, iyi ayrışmış ve organik maddesi fazla olanına toprak adı verilmektedir. Torfun hacim ağırlığı düşük, su tutma kapasitesi yüksektir. Büyük oranda gözeneklilik gösterirler. Bu özellikleri nedeniyle sebze tarımı ve harç yapımı için çok elverişlidir.

Kaya Yünü: %60 diabase ve %20 kireç taşı karışımından yapılır. %20 kömür tozu ilave edildikten sonra 1500-2000C° sıcaklıklarda eritilerek elde edilir. %96 gözenekli poroz bir maddedir ve gözeneklerinin büyüklükleri aynıdır. Bu durum su tutma kapasitesi açısından çok önemlidir. Steril bir ortamdır.

İçeriğinde
% 47 SIO2, % 8 FeO3, % MnO

%14 Al2O3, % 16 CaO, %12 Na2O

%10 MgO, %1 K2O

maddeleri bulundurmaktadır. Yeni kullanılmış kaya yününün pH değeri nispeten yüksektir (7’nin üzerindedir). Kullanılmadan önce yıkama ve asit ilavesi ile 5-5.5 değeri arasında ayarlanması gerekmektedir.

Volkanik Tüf: Özellikle Orta ve Doğu Anadolu Bölgelerinde yaygın olarak bulunan kolay dağılabilen değişik renkte (koyu kırmızı, beyaz ve siyah) olan volkan faaliyetleri sonucunda oluşan hafif bir yetiştirme ortamıdır. Su tutma kapasitesi yüksektir. Yalnız olarak kullanılabileceği gibi diğer ortamlarla değişik oranlarda karıştırılarak da kullanılabilir. Özellikle karıştırıldığı ortamların havalanmasını artırır.

Topraksız Kültürde Kullanılacak Ortamlarda Aranılan Özellikler
Sulamalar arasında bitkinin su gereksinimlerini karşılayabilecek ölçüde su tutma kapasitesine sahip olması

Suda eriyebilir tuz konsantrasyonunun nispeten düşük olması

Belirli bir oranda gübreleme ve sulama programını uygulayabilmek için ortamın standart ve birörnek olması.

Hastalık ve zararlılardan temiz olması ve toksik etki yapmaması

Kolay temin edilebilmesi ve ucuz olması gerekmektedir.

Bu özellikleri taşıyan doğal ya da sentetik orijinli, organik veya inorganik kökenli değişik materyaller topraksız kültürde kullanılabilir.

Doğal organik malzemelerden torf, çeşitli ağaçların kabukları, lif veya talaşları, yaprak çürüntüleri, şehir atıkları veya tarıma dayalı endüstri atıkları (saman, şaraphane ve mantarhane atıkları, değişik bitkilerin kavuzları).

Doğal inorganik malzemeler, hidrojel, polistren veya üreformaldehid, köpük, kaya yünü, camyünü, perlit, kum, çakıl, vermikulit, volkanik tüf vb. kullanılabilecek ortamlardır.

Topraksız yetiştiricilik çok yeni bir teknik olmasına karşın British Colombiada mevcut seraların %90’nı A.B.D’nin Teksas eyaletinde her 10 seradan 9’unda İsveç’te hıyar yetiştiriciliğinin %50 si, domatesin %20 si, Fransa’da %50 si, Hollanda’da sera sebze yetiştiriciliğinin %90 ‘a yakın kısmı topraksız kültürde yapılmaktadır.

Ülkemizde de son yıllarda fakülte ve bazı araştırma kuruluşlarında bu konuda çalışmalar yapılmıştır. Kuruluşumuzda yapılan çalışmalarda ithal kayayünü ile yerli yetiştirme ortamlarının kullanılabilirliği topraklı yetiştiricilikte karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır.

Bu araştırmalar sonucunda torf, mantar kompost atığı, volkanik karakterli tüf vb. gibi yerli substrat materyallerinin yalın olarak veya belirli oranlarda karışımlarının kullanılmasından başarılı sonuçlar alınmıştır. Kaya yününe alternatif ortam olarak Ürgüp volkanik tüfünün sera yetiştiriciliğinde kullanılabilirliği belirlenmiştir.

Topraksız kültürde sebze yetiştiriciliğinde uygun yöntemler ile substratların kullanılması ve bitkilerin iyi beslenmesi durumunda, erkencilik bakımından toprağa göre öncelik ve verimin daha yüksek olduğu, kalite yönünden en az toprakta yetiştirilenler kadar kaliteli ve daha lezzetli oldukları ortaya çıkmaktadır

Sonuç olarak topraksız kültürde yetiştiriciliğin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de en azından toprakların sorunlu olduğu bölgelerde, bir an evvel başlaması gerektiği kanısındayız. Ancak bu sistemde üretim topraktaki kadar kolay olmamakta; daha fazla bilgi istemektedir. İlk bakışta bu sistem çok masraflı ve çok zahmetli görülmesine karşın, üretim sonunda elde edilen ürün miktarı, kalitesi ve özellikle toprak kökenli hastalık ve zararlılar bakımından risk azlığı gibi avantajlar sağlamaktadır.

Kaynak:http://tropikalbahce.blogspot.com/

YER KİRAZINI TOHUMDAN ÇİMLENDİRME

YER KİRAZINI TOHUMDAN ÇİMLENDİRME Saksı, plastik kasa veya manavdan bir tahta kasa alın. Tohumları çimlendirmek için satılan toprak (torf) alın (ithal torf almanızı tavsiye ederim). Tohum adedine göre alacağınız torf miktarı değişebilir. Mesela 1000 adet tohum için, 20 lt torf yeterli gelebilir yetmezse ilave edersiniz. Almış olduğunuz kasaya 6-7 cm yüksekliğine kadar toprak (torf ) doldurun. Üstüne fazla bastırmadan düzleyin. Tohumları aralıklı olarak serpiştirin. Tekrar üzerine çok ince serpiştirerek toprak (torf) ilave edin 0.5 mm kadar. Püskürtme ile sulamayı yapın. Tohumların olduğu üst katman sürekli nemli kalmalı ki çimlenme gerçekleşsin. İklimi soğuk olan bölgelerde kasanın üst kısmını şeffaf delikli bir naylon ile kapatılmasında yarar vardır. Sıcak bölgelerde buna gerek olmayacağı kanısındayım. Tropik bir bitki olması sebebiyle sıcağı ve nemi sever. Çimlenmenin kolay olmasına katkı sağlamak için, ev gibi sıcak bir ortamda ve gün ışığı alan bir yerde olmasına dikkat edilmelidir.
Çimlenme başladıktan sonra bitkiler 2-3 cm boya ulaştıklarında (narin bir bitki olması sebebiyle) köklerine zarar vermeden üst yapraklardan tutarak tek tek çıkartılarak 70'lik viyollere veya altı delik plastik bardaklara konulmalıdır. Bolca su verilmelidir ve serin bir yerde tutulmalıdır. Büyüdükçe su ihtiyacı artacağı için toprağını sürekli sulayarak nem oranını koruyun (çamur gibi de olmayacak). Ayrıca çok fazla sulamadan dolayı kök hastalıklarının önüne geçmek için mantar ilacı kullanmanızda fayda var. 10 lt suya 20gr mantar ilacı karıştırın 10 günde bir verin. 7-8 cm boya ulaştıklarında (5-6 gerçek yaprağı olduğu zaman) bahçenizde önceden hazırlanmış çukurlara dikebilirsiniz.

Düzenli sulama ve budama yaptığınızda bitkinin gelişimi de sağlıklı oluyor. Boyu uzadıkça ipe almanız gerekmekte yoksa bitki enine doğru büyür ve sarmaşık gibi yerde sürünür. Bu meyve tam olgunlaştığında tatlı, hafif ekşimsi ve asitli oluyor. Tam olgun meyvenin tadı çok güzel. Yeşilken çok ekşi, turuncu renge dönerken (olgunlaşırken) ekşiliği biraz daha azalmaya başlıyor. İlk meyveleri almaya başladığınızda onları tohumluk olarak saklayacaksınız. Daha sonra kendi tohumunuzdan yetiştirebilirsiniz. Daha sonraki toplanan meyveler tüketime hazırdır.




MEYVE OLUŞUMU VE SAKLAMA ŞEKLİ
Yaklaşık 2.5-3 ay sonra meyve vermeye başlar. Meyvelerin taze olarak (kabuklu) yaz sıcaklarında bir hafta dayanma süresi vardır. Kışın daha fazladır. Çok üretimde taze meyveyi serin bir alanda muhafaza etmelisiniz. Kurutulmuş meyvenin dayanıklı olması taze meyveye göre daha fazladır. İlk meyveyi verdiğinde tohumluk olarak almayı unutmayın.


PAZARLANMASI

Piyasada yeni olan bu ürünün satışında problem olacağını sanmıyorum. Piyasaya taze olarak vereceğiniz meyveler plastik delikli kaplarda olmalı, en iyi ve en iri meyvelerden olmalıki yüksek fiyattan satabilesiniz. Ufak taneli meyveleri ya kurutma şeklinde Ya da reçel firmalarına verebilirsiniz. Herkes tarafından tanındıkça tüketimi artacaktır. Üretimin az olmasından dolayı fiyatı yüksektir. Üretim çoğaldıkça fiyatlar aşağıya doğru çekilecektir. Bu ürünü Otel, restaurat ve büyük marketlerde taze meyve olarak satışını yapabilirsiniz. Büyük çerez firmalarına pazarlayabilirsiniz ihracat yapıp ülkemize döviz kazandırabilirsiniz.

Kurutulmuş olarak piyasada vardır fakat ithal dir. Ülkemize birkaç şirket tarafından bu ürün ithal olarak getirilerek satışı yapılmaktadır. Kuru meyvenin satışı için lütfen benimle iletişim kurun. Takıldığınız sorunlarınız varsa aşağıda verdiğim adreslerden iletişim kurabilirsiniz.

28 Ekim 2010 Perşembe

TOHUMDAN DOMATES YETİŞTİRİRKEN İZLENECEK ADIMLAR


TOHUMDAN DOMATES YETİŞTİRİRKEN İZLENECEK ADIMLAR
Viyole Yapılacak Ekimler için;
1. Eğer az miktarda ekim yapacaksanız, viyol temin ediniz.
2. Eğer bulabiliyorsanız steril tohum toprağını, (genellikle profesyonel fide üreticlerinde bulunabilir.) bulamıyorsanız torfu, viyolün gözlerine doldurunuz.
3. Değişik tohumlar ekecekseniz, tohumları ekerken etiketleme yapmayı unutmayınız.
4. Tohumları ekme işlemi tamamlanınca, tohumların üzerini ince bir toprak/torf tabakasıyla kapatarak hafifçe bastırınız.
5. “Fıs fıs” olarak tabir edilen su püskürtme aleti ile toprağın/torfun her bölgesinin tamamen nemlenmesini sağlayınız.
6. Bu ilk sulama suyuna bir miktar mantar ilacı (1 litre/2 gr.) ve hümik asit (1 litre/6cc) katmak tohumlarınız hem hastalıktan koruyacaktır hem de tohumların topraktan/torftan daha iyi faydalanarak çimlenme şansını arttırmaktadır.
7. Domates tohumları 18-25 C’de 10-12 gün içerisinde çimlenmeye başlarlar. Tohumlar, Şubat-Mart aylarında iç mekanda çimlendirilmeye başlandığından, özellikle gece-gündüz ısı değişimleri konusunda dikkatli olmak gerekir. Geceleri ısının 18 C’nin altına düşmemesi gerekir.
8. Sera etkisi yaratmak için viyolü büyük bir naylon torbaya yerleştiriniz ve ağzını biraz hava alacak şekilde düğümleyiniz.
9. Hergün toprağın/torfun nemini kontrol ediniz ve naylonun düğümünü açarak bir süre havalandırınız. Gerekiryorsa toprağı tekrar nemlendiriniz ancak asla çok su vermeyiniz.
10. Tohumlar çimlenince naylon torbayı çıkarınız ve gerekiyorsa viyolü yine iç mekanda daha çok günışığı alan bir yere alınız. Ancak doğrudan güneş ışığından uzak tutunuz.
11. Filizler biraz boylanınca ve yapraklar irileşince eğer gece don riski de ortadan kalkmışsa fidelerinizi dış mekana çıkarabilirsiniz. 1-2 saat doğrudan güneş alan ama genelde gölge bir yerde tutulmaları ve sulamalarının düzenli yapılması yerinde olacaktır.
12. Fideler iyice serpilince ve kalınlaşınca viyol gözlerinde sökülerek toprağa alınabilirler. Bol hasatlar.

TOHUMDAN DOMATES YETİŞTİRİRKEN İZLENECEK ADIMLAR


TOHUMDAN DOMATES YETİŞTİRİRKEN İZLENECEK ADIMLAR

Kasada Yapılacak Ekimler için;1. Eğer çok ekim yapacaksanız, tahta manav kasasının içine gazete ya da paket kağıdı açınız.
2. Eğer bulabiliyorsanız steril tohum toprağını, (genellikle profesyonel fide üreticlerinde bulunabilir.) bulamıyorsanız torfu, kasanın içine yayınız. 6-7 cm’lik bir kalınlık yeterlidir.
3. Değişik tohumlar ekecekseniz, tohumları toprağa ekerken etiketleme yapmayı unutmayınız.
4. Tohumları ekme işlemi tamamlanınca, tohumların üzerini ince bir toprak/torf tabakasıyla kapatarak hafifçe bastırınız.
5. “Fıs fıs” olarak tabir edilen su püskürtme aleti ile toprağın/torfun her bölgesinin tamamen nemlenmesini sağlayınız.
6. Bu ilk sulama suyuna bir miktar mantar ilacı (1 litre/2 gr.) ve hümik asit (1 litre/6cc) katmak tohumlarınız hem hastalıktan koruyacaktır hem de tohumların topraktan/torftan daha iyi faydalanarak çimlenme şansını arttırmaktadır.
7. Domates tohumları 18-25 C’de 10-12 gün içerisinde çimlenmeye başlarlar. Tohumlar, Şubat-Mart aylarında iç mekanda çimlendirilmeye başlandığından, özellikle gece-gündüz ısı değişimleri konusunda dikkatli olmak gerekir. Geceleri ısının 18 C’nin altına düşmemesi gerekir.
8. Sera etkisi yaratmak için tohum kasasını büyük bir naylon torbaya yerleştiriniz ve ağzını biraz hava alacak şekilde düğümleyiniz.
9. Hergün toprağın/torfun nemini kontrol ediniz ve naylonun düğümünü açarak bir süre havalandırınız. Gerekiryorsa toprağı tekrar nemlendiriniz ancak asla çok su vermeyiniz.
10. Tohumlar çimlenince naylon torbayı çıkarınız ve gerekiyorsa tohum kasasını yine iç mekanda daha çok günışığı alan bir yere alınız. Ancak doğrudan güneş ışığından uzak tutunuz.
11. Geçici ilk yaprakların ortasından çıkan esas yapraklar biraz büyüyünce şaşırtma işlemine başlayabilirsiniz.
12. Filizleri köklerine zarar vermeden topraktan/torftan çıkartarak torfla doldurulmuş fide torbalarına şaşırtınız ve cansuyu veriniz.
13. Şaşırtılan filizler bir süre cansızlaşabilirler. Bu normaldir. 2-3 gün içinde dirileceklerdir.
14. Filizler biraz boylanınca ve yapraklar irileşince eğer gece don riski de ortadan kalkmışsa fidelerinizi dış mekana çıkarabilirsiniz. 1-2 saat doğrudan güneş alan ama genelde gölge bir yerde tutulmaları ve sulamalarının düzenli yapılması yerinde olacaktır.
15. Fideler iyice serpilince ve kalınlaşınca toprağa alınabilirler. Bol hasatlar.

Tibet goji berry kurusu


Tibet goji berry kurusu.Goji Berry, dünyanın en yüksek antioksidan taşıyan bitkisidr. Tibet gojisi çok farklı bir gojidir, 3000 metrenin üzerinde bir yükseklikte bozulmamış bir doğada, Himalayalarda yani Tibet'te yetişir ve Tibette güneşte kurutulur.Tibet gojisinin içindeki mineraller diğer yerlerde yetişen gojilerden çok daha fazla ve etkilidir.





1. Ömrünüzü Uzatın

Vücudunuzdaki on trilyon hücre her an serbest radikallerin saldırısına maruz kalmaktadır. Bu zararlı çevresel ajanlar canlı hücrelerin yenilenme hızından daha hızlı bir şekilde yıpranmasına ve yaşlanmanın daha hızlı gerçekleşmesine neden olurlar. Goji “Uzun Ömür Meyvesi” olarak bilinir. İçerisinde ana molekül olan polisakkaritler ve güçlü antioksidanlar sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudunuzu korur.

2. Enerjinizi ve Dayanıklılığınızı Arttırın

Asya’nın en etkili adaptojenleri arasında sayılan Goji, egzersiz toleransınızı, gücünüzü ve dayanıklılığınızı arttırır. Özellikle hastalık sonrası nekahat döneminde ortaya çıkan bitkinlik, halsizlik şikayetlerini ortadan kaldırır.

3. Genç Hissedin, Genç Görünün

Goji hipofiz bezinden salgılanan insan büyüme hormonu (hCG, gençlik hormonu) salınımını arttırır. hCG’nin olumlu etkileri pek çoktur: vücut yağ oranını azaltır, uyku düzensizliklerini engeller, hafızayı güçlendirir, iyileşme hızını arttırır, cinsel istek ve gücü düzenler ve vücuda daha genç, diri bir görünüm kazandırır.

4. Kan Basıncınızı Düşürür

Yaklaşık olarak her dört yetişkinden birinde yüksek tansiyon değerleri gözlenmektedir (hipertansiyon). Kontrol altında tutulmayan yüksek kan basıncı zamanla inme (felç), kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle “sessiz katil” olarak adlandırılır. 1998 yılında yapılan bir araştırma, Goji içerisinde çokça yer alan polisakkaritlerin kan basıncı yükselmelerini belirgin bir biçimde önlediğini göstermiştir.

5. Kanserden Korur

Goji, kanser önleyici bir madde olan Germanium içeren yeryüzünde bu güne kadar tespit edilmiş tek bitki türüdür. İçerisindeki özel polisakkaritler ve antioksidan maddeler kansere neden olabilecek genetik değişimlerin gerçekleşmelerine engel olur. Bazı bilim adamları özellikle karaciğer kanserlerinden korunmada Goji’nin etkili olacağına inanmaktadır. Bu karaciğerin vücuttaki en önemli detoksifiye edici (zehirden arındırıcı) organ olması nedeniyle önemlidir.

6. Sağlıklı Kolesterol Seviyelerine Ulaşın

Goji, kolesterol seviyelerini düşüren beta-sitosterol maddesi içerir. Ayrıca antioksidanları sayesinde kolesterolün oksidasyonunu ve damar duvarında plak oluşturmasını engeller. Goji içerisindeki flavonoidler ise atar damarlarınızın açık kalmasını ve elastikiyetinin korunmasını sağlar.

7. Kan Şekerini Dengeler

Uzun yıllardır Çin’de erişkin tip diyabet tedavisinde kullanılan Goji’nin polisakkaritleri sayesinde kan şekerini ve insülin cevabını düzenlediği görülmüştür. İçeriğinde yer alan betain maddesinin de özellikle diabet hastalarında sıkça görülen karaciğer yağlanması ve damar rahatsızlıklarını önlediği bilinmektedir.

8. Cinsel Gücü ve Fonksiyonu arttırır

Goji üzümü Asya tıbbında yer alan başlıca cinsel güç arttırıcı bitkidir ve efsanevi olarak cinsel arzuyu tetiklediğine inanılır. Eski bir Çin atasözü evinden ve karısından uzaklara gitmek zorunda olan erkekler için “Kim ki evinden yüz kilometre uzağa gidecekse Goji yememelidir!” der. Modern bilimsel çalışmalar ise Goji’nin kandaki testosteron seviyesini belirgin bir şekilde arttırarak her iki cinste de cinsel gücü arttırdığını göstermektedir.

9. Kilo Verin

Asya’da yapılan bir anti-obesite (aşırı şişmanlık) çalışmasında, hastalara sabah ve öğleden sonra Goji verilmiştir. Sonuçlar çoğu hastanın belirgin kilo vermesi şeklide olmuştur. Bir başka çalışma ise Goji içerisndeki polisakkaritlerin alınan gıdaları yağ şeklinde depolanması yerine enerjiye dönüştürdüğünü göstermektedir.

10. Baş ağrısı ve Sersemlik Hissinden kurtulun

Geleneksel Çin tıbbında baş ağrısı ve sersemlik hissinin böbrek Yin (yaşam özü) ve Yang (fonksiyon) yetersizliğineden kaynaklandığına inanılır. Goji Yin/Yang dengesinin ayarlanmasında en çok kullanılan bitkidir.

11. Daha İyi bir Uyku

Goji tüm Asya’da uzun süredir insomnia (uykusuzluk) doğal tedavisinde kullanılmaktadır. Yaşça büyük insanlar üzerinde yapılan bazı tıbbi araştırmalarda, Goji alan tüm hastalarda uyku kalitesinde iyileşme bildirilmiştir.

goji-beauty

12. Görüşünüzü İyileştirir

Çin’de tarih öncesi zamanlardan beri Goji meyveleri bazı görme problemlerinin giderilmesinde oldukça popülerdir. Modern Çin bilim adamları Goji’nin karanlığa uyum süresini belirgin olarak kısalttığını bulmuşlardır. Ayrıca az ışıklı ortamlarda da görüş kalitesinin arttırır. Goji alan hastalarda görüş alanındaki siyah noktalarda belirgin azalma saptanmıştır. Goji içerisinde yer alan güçlü antioksidan karotenoidler sayesinde makula dejenerasyonu ve katarakt engellenebilir.

13. Kalbinizi Güçlendirir

Goji bir sesquiterpene olan ve kalp ile kan basıncı ayarlamalarına yardımcı olan cyperone içerir. Anthocyanin maddesi ise kalp damarlarının dayanıklılığını arttırır.

14. Yağların (Lipid) peroksidasyonunu Engeller

Kolesterol ve diğer kan yağları vücutta lipid peroksitler oluşturarak ölümcül rahatsızlıklara yol açabilirler. Yapışkan bir madde olan lipid peroksitlerin birikimi özellikle damarları olumsuz etkileyerek kalp-damar rahatsızlıkları, damar sertliği (ateroskleroz) ve inmeye neden olabilir. Goji, lipid peroksit oluşumunu önleyen kan enzimlerini arttırarak tehlike oluşturan lipid peroksit oluşumunu önler.


15. Hastalıklara karşı direncinizi arttırır

Serbest radikallerden olan süperoksit’in hastalıkların oluşumu ve ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. Süperoksit vücutta bulunan süperoksit dismutaz enzimi sayesinde etkisiz hale getirilir. Ancak bu enzim yaş ile birlikte azalmaya başlar. Ayrıca günlük yaşamın ortaya çıkardığı stres vücudun bu enzimi yeterince üretmesini baskılayarak hastalıklara karşı var olan direncin düşmesine neden olur. Goji alımının süperoksit dismutaz enzim değerlerini %40 oranında arttırdığı ispatlanmıştır.

antioksidan16. Bağışıklık (immün) yanıtını arttırır

Bağışıklık yanıtı vücudunuzun “silahlı kuvvetleri” dir. Kırk yılı aşkındır süren çalışmalar Goji’nin vücuttaki önemli savunma mekanizmalarını yöneten ve yönlendiren bağışıklık sistemini desteklediğini göstermiştir. Goji polisakkaritleri içlerinde T-lenfosit hücreler, sitotoksik T-hücreler, NK (doğal öldürücü) hücreler, lizozim, tümor nekroz faktörü-alfa ve immünglobülinler (IgG ve IgA) gibi tüm savunma hücrelerinin aktivitelerini düzenler ve sayılarını arttırır.

17. Kanserle savaş

Goji ile birlikte kanser ilacı kullanan hastalarda olumlu cevapların yalnızca ilaç kullanan hastalara oranla %250 oranında arttığı görülmüştür. Malign melanom, böbrek karsinomu, kolorektal karsinom, nasofaringeal karsinom ve malign hidrotoraks gibi kanser hastalarının tedavilerinde inanılmaz derecede iyileşme sağlanmıştır. Goji ile tedavi gören hastaların remisyonu (iyilik hali) Goji almayan hastalardan belirgin olarak daha uzun olmaktadır.

18. Değerli DNA’nızı korur

DNA vücudumuzdaki en önemli yapıdır. Atalarımızdan miras kalan tüm özelliklerimizin bulunduğu şablonumuz olmasının yanı sıra vücudumuzdaki on tirilyon kadar hücrenin yenilenmesi gerektiğinde, sağlıklı ve aslına uygun kopyasının üretilmesini sağlar.Kimyasallar, kirlilik ve serbest radikallere maruz kalan DNA hasarlanır ve kırılabilir ve sonuç olarak genetik (kalıtsal) mutasyonlara, kansere ve hatta ölüme sebebiyet verebilir. Goji’deki betain ve ana molekül olan polisakkaritler hasarlı DNA’nın tamiri ve restorasyonunu gerçekleştirir.

19. Tümör büyümesini durdurur

Bir hücresel protein olan Interlökin-2 (IL-2) bir çok kanser türünde oluşan anti-tümör cevapların oluşmasını sağlar. Çin kaynaklı araştırmalar Goji polisakkaritlerinin IL_2 üretimini arttırdığını göstermiştir. ABD’de IL-2, 1983 yılından beri bazı kanser ve AIDS hastalığının tedavisinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Goji ayrıca, tümör hücresinin ölümüne neden olan apopitoz olayını hızlandırır.

20. Kemoterapi ve Radyasyonun olumsuz etkilerini hafifletir

Bir çalışmada, Akciğer kanser tedavisi sırasında uygulanan radyasyon etkisinin Goji alımıyla arttığı böylece uygulanan radyasyon dozunun azaltılabileceği gösterilmiştir. Bir başka çalışma Goji’nin radyoterapi ve kemoterapiye bağlı istenmeyen yan etkileri azalttığı gösterilmiştir.

21. Güçlü kan değerleri sağlar

Goji meşhur bir kan yapıcı ve gençleştiricisidir. Bir çalışmada, Goji’nin yaşlı insan kanını belirgin bir biçimde gençleştirdiği gösterilmiştir. Bir diğerinde ise, canlı alyuvarların serbest radikallerin doğuracağı hasarlardan Goji flavonoidleri sayesinde korunduğu gösterilmiştir.Goji ayrıca kemik iliği yetmezliği durumlarının (düşük alyuvar, akyuvar ve trombosit üretimi durumu) deneysel tedavilerinde yer almaktadır.

22. Lenfosit sayınızı arttırır

Lenfositler vücut savunma sisteminin değişen koşullara yada tehditlere karşı uyum sağlayan (adaptasyon) kısmını oluşturan en önemli beyaz kan hücreleridir. Bağışıklık sisteminin adaptasyon kısmı, vücudun genel bağışıklık mekanizmalarını geçerek organizmayı tehdit eden tehlikeli unsurlara yönelik savunmanın yapılmasını sağlar. Gji lenfosit sayısını artırır ve saldırı tehdidi durumunda bunları aktive eder.

goji-16

23. Enflamasyon ve Artirite (eklem iltahabı) karşı savaşır

Yirmi yılı geçen geniş araştırmalar sonucunda, akut yada kronik enflamasyon durumlarında serbest radikal olan süperoksit değerleri, vücudun savunma sistem kapasitesinin (süperoksit dismutaz enzimi) çok üstüne çıkmaktadır. Bu gibi bir dengesizlik durumu ise dokularda ve eklemlerde harabiyete neden olmaktadır. Goji anti enflamatuvar bir enzim olan süperoksit dizmutaz seviyesini arttırarak dengenin oluşmasını sağlar.

24. Karaciğerinizi destekler

Goji çok bilinen bir karaciğer hücre koruyucusu olan serebrozid içeriği sayesinde, yüksek toksik etkisi olan klorlanmış hidrokarbonlara karşı dahil koruma sağlar.

25. Menapozal semptomları tedavi eder

Geleneksel Çin tıbbında birçok menapozal semptomun böbrek Yin yetersizliği nedeniyle oluştuğu düşünülür. Yıllardır Goji hormonal dengeyi sağlamak amacıyla Yin güçlendirici olarak kullanılmaktadır.

26. Sabah sıkıntılarını (bulantı-kusmaları) önler

Çinde sıcak Goji çayı özellikle gebeliğin ilk üç ayındaki kadınlarda sabah sıkıntılarının önlenmesinde kullanılmaktadır. Bu çayın içilmesi hızlı ve etkili bir çözümdür. 60 gram kaliteli goji suyunun üzerine sıcak su eklenmesiyle de hazırlanabilir.

27. Doğurganlığı arttırır

Goji çok uzun zamandır Asya’da kadın ve erkek infertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılmaktadır. Kadınlarda benzersiz bir şekilde Ying düzenlemesi (doğurganlık özü) gerçekleştirdiğine inanılır. Erkeklerde ise, goji polisakkaritlerinin sperm hücrelerinin ömrünü uzattığı ve testisteki hücrelerin strese bağlı azalmalarını ve ölümlerini engellediği gösterilmiştir.

28. Kaslarınızı ve kemiklerinizi güçlendirir

Goji hGH (insan büyüme hormonu) üretim ve salınımına etki ederek, vücuttaki bir çok önemli fonksiyonun (büyüme, tamir ve gelişme) yerine getirilmesini sağlar. Kasların gelişimi ile diş ve kemiklerde kalsiyum depolanmasını sağlar.

29. Böbrek sağlığını korur

Geleneksel Çin tıbbında en önemli organ olarak böbreğin, beyin ve diğer yaşamsal organları kontrol ettiği düşünülür. Böbrek fonksiyonları gerçekten de yaşamsal öneme sahiptir. Goji böbrek Yin ve Yang üzerinde etki gösteren bir kuvvet ilacı olarak haklı bir üne sahiptir.

30. Hafızanızı güçlendirir

Goji Asya’da bilinen bir beyin güçlendiricidir. İçerdiği betain vücutta kolin maddesine çevrilerek beyindeki hafıza ve hatırlama fonksiyonlarında yer alır.

31. Kronik kuru öksürüğün giderilmesine yardımcıdır

Çin bitki uzmanları tarafından gerek tek başına gerekse diğer bitkilerle birlikte öksürük ve hırıltı tedavisinde önerilmektedir.

32. Anksiyete ve stresi hafifletir

Bir adaptojen olarak Goji bünyenin stres faktörüne uyumuna ve üstesinden gelmesine yardımcı olur. Herhangi bir güçlüğe karşı kullanılabilecek bir enerji deposu oluşturur.

33. Maneviyatınızı aydınlatır

Goji’nin sürekli olarak tüketiminin neşeli ve mutlu bir ruh hali sağlar. Bu nedenle Asya’da “mutluluk meyvesi” olarak da tanınır.

34. Sindirimi kolaylaştırır

Goji uzun süredir mide hücrelerinin aktivite azalmasına bağlı olarak sindirim zorluğu ile öne çıkan atrofik gastrit tedavisinde kullanılmaktadır. Goji’nin kendisi, özellikle meyve suyu şeklinde tüketimi, sindirimi kolay bir yiyecektir.

35. Diş sağlığı

Sağlıklı diş eti sağlar.

36. Fibromiyalji

Fibromiyalji semptomlarını hafifletir.

kaynak: www.goji.gen.tr

25 Ekim 2010 Pazartesi

BİTKİ VE MEYVELERDE ÜRETİM YÖNTEMLERİ

ÜRETİM YÖNTEMLERİ
Bitkisel üretim insanların temel uğraşlarından birisi olagelmiştir. Çayır-mera, tarla, bahçe ve süsü bitkileri ile orman ağaçları ana bitkisel üretim dallarıdır. İnsanların gıda, giyim, yapı malzemesi, yakacak ve estetik gereksinmelerini karşıladıkları canlı malzemelerdir.

Bitkisel üretim; insanların gereksinmeleri için seçilmiş tek tek yada toplu haldeki bitkilerin devamlılığını sağlamak ve sürekli yararlanmayı amaçlayan, kontrollü bitki gelişimi olarak tanımlanabilir.

Bitkilerin üretilip yetiştirilmeleri ve kullanımları özel bilgi, deneyim ve teknik gerektiren uğraşlar dizisidir. Bitkilerin çok değişik fiziksel ve genetik özelliklere sahip olmaları; çok değişik ortam ve çevre koşullarına gerek duymaları; üreme ve gelişmelerinin çok farklı tipte olması, üretimlerinde de çok farklı yöntem ve tekniklerin kullanılmasını zorunlu ve yerine göre değişebilir duruma getirmiştir.

Bitkilerin istenilen miktarlarda ve kolaylıkla üretilip-yetiştirilebilmesi ancak bu yöntemlerin ve uygulanacak tekniklerin bilinmesi ile olanaklıdır. Bitki üretimi; iki temel üretim tipinin farklı modifikasyonlarında uygulanan yöntem ve tekniklerin araştırılıp geliştirilmesi ve bölgesel koşullara göre adaptasyon çalışmalarının yapılması ile kitlesel nitelik kazanabilir.


EŞEYLİ ÜRETİM (Tohumla Üretim)
Gelişkin bitkiler, yaşamlarının belirli bir döneminde ya da sürekli olarak meyve ve tohum verirler. Üreme, üretme ve ıslah çalışmalarında temel üretim malzemesi olan TOHUM, bitkisel üretimin ana kaynağıdır.

Tohumla çoğaltmanın bir özelliği, yeni bireyler arasında görülen değişkenliktir. Bu özellikten kaynaklanan ve farklı çevre koşullarına uyma yeteneğine sahip bitkilerin ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Bitki ıslahının temelinde bu özellik (melezleme) ten yararlanılır.
Oysa; üretimde, pek çok güçlük ve sorun bu olaydan kaynaklanır.

Bu nedenle tohumla üretimde, sorunların ve bitkinin özelliklerinden kaynaklanan olası sonuçların önceden bilinip çözüm getirilmelidir.

Ekilen tohumlardan çıkacak genç bitkilerin kalitesi, tohumun kalitesi ile doğru orantılıdır. Otsu bitkilerde (sebze ve bahçe çiçekleri) FİDE; odunsu bitkilerde (çalı, ağaç ve ağaççık) ise ÇÖĞÜR olarak adlandırdığımız bu genç bitkilerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak kültürel tedbirler türlere göre farklılık gösterecektir.

Tohumla üretime geçmeden, bitki fizyolojisi, tohum ve tohumluğun özellikleri ve ekim öncesi işlemlere ilişkin açıklamaların yapılması yararlı olacaktır.

Bitkilerde tozlanmayı izleyen dönemde, döllenme olayının meydana gelmesi ile meyve tutma ve tohum oluşumu olayının geliştiğini biliyoruz. Bir bölüm bitki kendine döllemlidir. Oysa, bazılarında yabancı tozlama zorunlu bir olaydır. Özellikle iki evcikli bitkilerde, dişi ve erkek çiçekler farklı bitkiler üzerinde oluşur ve gelişirler. Döllenme ve tohum oluşumu için her iki cinsten çiçek taşıyan bitkilerden belirli bir çevre içinde bulunması zorunluluğu bulunmaktadır. Bunlara; İlex, incir, Amerikan cevizi, Antepfıstığı, akçaağaçlar, Taxus, Ailanthus, hurma, ıspanak ve kuşkonmaz örnek olarak gösterilebilirler. Döllenmeyen dişi çiçekler meyva bağlamaz ya da içi boş (tohumsuz) meyve oluşur.

Çiçekleri bir cinsli olan bitkilerden bir bölümünde ise, erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde olmalarına karşın farklı yerlerde bulunur. Bunlarda rüzgar ya da böceklerle döllenme zorunluğu bulunmaktadır.

İki cinsli çiçeklerde ise dişi ve erkek organların farklı zamanlarda olgunlaşmaları ya da kendine döllemsizlik durumunda yabancı tozlama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum dölleyici çeşit bulundurularak önlenebilir.

Döllenmeden sonra oluşan tohumdaki kromozomların yarısı anadan, yarısı da babadan geçmiş olur. böylece bu yeni embriyo, genetik özelliğine bağlı olarak ya anaya, ya babaya da her ikisine de benzemeyebileceği gibi bunların ortak özelliklerini de taşıyabilir. Böyle tohumların meydana getirecekleri bitkilerde çok geniş açılımın olacağı bilinmelidir. Dolayısıyla bu üretim yönteminin uygulanmasında çok dikkatli olunmalıdır.

Yabancı tozlamanın oluştuğu durumlarda tohumun saflığı korunamaz. Melez tohumların oluşumu ise aynı kalitede mal üretimine engel olur. ancak; özel olarak üretilmiş yüksek kaliteli Fı melezlerinin, bu tür karışık ve niteliksiz tohumlarla eş tutulamayacağı bilinmelidir.

Genelde odunsu bitkilerin çoğu heterozigottur. Bu nedenle yabancı tozlama sonucunda ortaya çıkacak genetik varyasyon sonsuzdur.

Çögür ya da fidelerde istenmeyen özellikler yönünden bir ayrım yapılma olanağı varsa ve yüzde olarak belirli sınırlar içinde kalıyorsa, bu tür tohumlar kitle üretimi için değerlendirilebilir.

Tohumların genetik saflığının korunabilmesi amacı ile özel olarak düzenlenmiş koruluk ya da yabancı tozlamalı elemine edebileceğimiz parsellerdeki özel üretim çalışmaları yapılmalıdır.

Tohum Orjini : Tohumun alındığı yörenin ekolojik özelliklerinin bilinmesi yanında ana bitkinin tohum özelliklerinin denenip belirli kalite ölçütlerinin bulunmasından sonra sertifikalı bitki ve tohumlar elde edilmiş olur. Kitlesel üretimde kullandığımız tohumlarda;

· Orijini belli, sertifikalı, saf ve ilaçlanmış,
· Tohumun alınma zamanı ve saklama şekli hakkında bilgi,
· benzer ekolojik bölgelerden ve tercihen aynı yöreden alınması,
· satın alınan tohumlar, ekim dönemine kadar saklamada uygun koşulların yaratılması sağlanmalı,
· ekim öncesinde, tohumun göreceği ön işlemlere ilişkin tavsiye ve direktifler yerine getirilmeli,
· tohumların çimlenmeleri ve genç bitkilerin dış koşullara uyum sağlamalarına kadar geçen dönemde gerekli özel gösterilmeli, gerekli kültürel önlemler alınmalıdır.

Tohum Kaynakları : Orman ağaçları, meyve fidanları ve sebze üretimi için gerekli kaliteli ve sertifikalı tohum gereksinimlerinin karşılanması yanında çim, çiçek, çalı ve ağaç tohumlarının toplama, üretim ve pazarlaması büyük bir potansiyel yaratmış bulunmaktadır. Bu gereksinmelerin karşılanmasında :

· Ticari Tohum Üreticiliği : Özellikle kültür varyete ve formları melezlerinin yetiştirildiği ya da özel parsel ve arboretumlarda saf olarak üretilen tohumluk malzemelerinin, nitelikleri belli malzeme olarak pazarlaması yapılır.
· Tohum Toplama : Park, orman ya da özel bahçelerden, belirlenen bitkilerden her yıl toplanarak ihtiyaç karşılanır.
· Meyve İşleme Sanayii : Çeşitli meyve ve sebze işleme tesislerinin posa ve artıkları bu amaçla değerlendirilir ya da yöntem ve tesis olarak tohum çıkarmada yararlanılabilir

Tohum Hasadı ve Uygulanacak İşlemler : Meyvelerin olgunluk zamanları ile tohumun olgunluğu arasında bir ilişki bulunmakla birlikte, kesin bir ayrım yapma olanağı bulunmamaktadır. Bazı tohumlarda, meyve içinde kalma süresi çimlenmeyi geciktirirken, bazılarında meyvenin bitki üzerinde kalması ve hatta bitki üzerinde kış geçirmesi gerekli olmaktadır. Bazılarında ise karaağaçlarda olduğu gibi çiçeklenmeyi izleyen bir aylık dönem içerisinde tohumların alınıp ekilmesi gerekli olabilmektedir.
İşlem sırası :
· Olgunluk Zamanının Saptanması : Literatür bilgileri ve fidanlık deneyimlerinden yararlanılarak, mevsim özellikleri de dikkate alınarak saptanır. Gerektirdiğinde embriyo gelişimini belirlemek amacı ile binokülerde inceleme yapılması ya da embriyo soyularak özel ortamda çimlenme denemesi ile kesin sonuç alınabilir.
· Meyve ve Tohumların Toplanması : Olgunlaşmış ancak, çatlayıp tohumların dökülmelerine neden olacak kadar geciktirilmeden toplanmalıdır. Olgunlaşınca yarılıp çatlayan meyvelere örnek olarak, bazı baklagiller, turpgiller, kapsül şeklinde meyvesi olanlar verilebilir. Bütün meyvesi bir tek tohumdan oluşanlar (sertçekirdekliler), etli meyveliler ve üzümsü meyvelilerin hasadı işleme kolaylığı sağlamak amacı ile meyveler kurumadan yapılır.
Olgunlaşan tohumlar; yerden ya da ağaçtan toplanarak, salkımlar kesilerek, bitki tümüyle
sökülerek ya da bitki sallanarak toplanır.
· Tohumların Meyveden Ayrılması : Kurutulduğunda çatlayan, çiçek tablasına bağlantısı kopan, kapsülleri açılan ya da başak biçimindeki oluşumların gölgede kurutularak, sopa paletli ayırıcılarla harmanlanması yapılır. Etli meyvelerde ise ezme, parçalama ya da fermantasyon işlemi ile parçalanan meyve etinin meyveden ayrılmasında daha çok yıkama geçerli bir yöntem olarak kullanılır. Meyve etinden kalan parçalarla birlikte, boş ve olgunlaşmamış tohumlar da atılır. Yıkanıp temizlenen tohumlar, kurutularak paketlenir ya da katlamaya alınarak soğuk depo ya da mahsenlerde bekletilir.
· Saklama (Tohumların Muhafazası) : Tohumlar, bitkinin özelliğine bağlı olarak değişik sürelerde ve değişik koşullarda saklanırlar. Bazı tohumlar (Populus Acer, Ulmus, Cedrus, Spirea vb.) kısa ömürlüdür. Yaşama yeteneklerini birkaç gün ya da birkaç ayla sınırlıdırr. Bazı tohumların (ceviz, meşe, Acer saccarum, turunçgiller) nem oranı düşürüldüğü ya da kurutuldukları zaman çimlenme güçleri kalmaz. Bazı bitkilere ait tohumların kuru ve soğuk ortamlarda, kapalı kutu ve tenekelerde saklanmaları gerekir. Özel koşullar gerektiren tohumlar dışında kalanlarda, bağıl nemi %50 nin alındaki serin depolarda, torba ya da ağzı açık kaplarda ekim zamanına kadar korumak mümkündür. Ancak, mantari hastalıklara ve böceklere karşı tohumların ve deponun ilaçlanmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Isı ve nemi kontrollü, havalandırılabilen depolar en uygundur.
· Embriyo Gelişimi ve Çimlenme Olayı : Tohumun embriyosu, bitki üzerinde olgunlaşmasından başlayarak, muhafaza ve ekime kadar zehirli bir durgunluk ile çimlenme yeteneğini kazanmış olması durumu dışında embriyo gelişimine ve çimlenebilmesi için gerekli koşulların sağlanmasına (ekime) kadar dışarıdan izlenebilecek bir tepki göstermez. Embriyonun gelişmesi için gerekli dinlenme periyodunun tamamlanmış olmasına rağmen tohumun çimlenmemesi, embriyonun gelişmesini engelleyen bazı etkenlerin bulunması sonucudur. Çimlenmenin olmaması; nem, uygun sıcaklık, oksijen ve istenilen diğer çevre koşullarından bir ya da birkaçının yokluğu yüzünden de olabilir. Bu durum tohumun dışındaki koşulların neden olduğu "Dinlenme" olarak ifade edilir. Tüm çevre koşulları uygun olsa bile, bazı hallerde iç koşullar çimlenmeye engel olabilir. Bu durum;
· Embriyo içerisindeki mevcut koşullardaan (Embriyo dinlenmesi),
· Embriyoyu dıştan kuşatan bazı tohum kısımlarından (Tohum kabuğu),
· Tohum ve meyvenin bazı kısımlarındaki kimyasal faaliyetlerin sebep olduğu durdurma (İnhibatör dinlenmesi) sonucunda olabilir. Bu durumda olan tohum (dinlenme halindeki), çevre koşulları uygun olsa bile iç faktörlerin etkisi ile çimlenme olayı meydana gelmemektedir. Çimlenme olayının engellenmemsinde;
· Su alımına engel olan tohum kabukları, (Cercis, Euonimus, Viburnum)
· Embriyo gelişmesine mekanik olarak direnç gösteren tohum kabukları,
· Embriyoya gazların giriş çıkışını kısıtlayan tohum kabukları,
· Gelişmesini tamamlamamış embriyolar,
· İnhibatörler (Gelişmeyi engelleyici maddeler) gibi koşullar etkilidir.


SÜS BİTKİLERİNİN TOHUMLA ÜRETİMİ
Otsu ve odunsu süs bitkilerinin üretiminde benzer yöntemler kullanılmakla birlikte, bu bitkilerdeki yapısal farklılıklar nedeniyle kapalı mekan ve açık alanda üretilen fide ve çöğürlerin geçirdikleri aşamaları ayrı ayrı açıklamakta yarar olacaktır.

ÇİMLENMEYİ UYARICI ÖN İŞLEMLER :
Mekanik Aşındırma : Sert ve su geçirmeyen tohum kabuğunun cilalı dış yüzeyinin aşındırılıp geçirimliliğinin sağlanmasıdır. Basit bidon ya da beton karıştırıcılarının içerisinde kaba çakıl ve kumla karıştırılarak yapılabilir. Tohum ve çakıl irilikleri farklı tutularak ayırma kolaylaşır.

Tohumların Suda Islatılması : Tohum kabuklarının yapısını değiştirerek, çimlenmeyi engelleyici maddeleri yıkamak ve tohum kabuklarını yumuşatarak çimlenme süresinin kısaltılmasını amaçlar. Tohum kabukları yüzünden meydana gelen dinlenmeyi ortadan kaldırdığı gibi su alıp toprakta şişmeleri için geçen zamandan tasarruf sağlanmış olur.

Asitle Aşındırma : Asitle aşındırmanın amacı, sert ve su geçirmez tohum kabuğunun bu olumsuz özelliklerini değiştirmektir. Tohumların derişik sülfürik asitle batırılması etkili bir yöntemdir. İşlem süresi türlere göre farklılık gösterirler. 10 dakika ile 6 saat arasında değişen bu beklemeden sonra tohumların akarsu altında yıkanmaları gereklidir.

Soğukta Katlama : Dinlenme halindeki embiryoların çimlenme olgunluğuna getirilmesi ve tohum kabuklarının yapısının sağlanması amaçlanır. Nemli tohumların çimlenmeden önce belirli bir süre düşük sıcaklıkta tutularak dinlenme halindeki embriyoya sahip çalı ve ağaç tohumlarının çabuk ve yeknesak çimlenmesinde etkin olan bir işlemdir. Bu işlem yapılmadıkça belirli türlerin tohumları çok yavaş, uzun sürede ve düzensiz bir çimlenme gösterir. Bu gelişmenin olabilmesi için sıcaklığın 0-10 oC arasında tutulması, ortamın nemli ve havadar olması, katlamada belirli bir sürenin geçirilmesi zorunlu olmaktadır.

Uyarıcı İşlemlerin Birlikte Uygulanması : İki ya da daha fazla işlemin birleştirilmesinin amacı, sert tohum kabuklarının ve dinlenme halindeki embriyonun getirdiği engeli kaldırmak, karışık bir dinlenme periyodu içinde bulunan embriyonun çimlenmesini teşvik etmektedir.

Ekim Zamanının Ayarlanması : Dinlenme halindeki tohumların çimlenme olgunluğuna gelmesi için gerekli çevre şartlarının ve özel isteklerin yerine getirilmesi amacı ile yapılır. Soğukta katlamaya ihtiyacı olan tohumları sonbahardan ekerek ya da hem soğuk hem de sıcak katlama gerektiren tohumlarda erken ekim yaparak önce sıcak sonra da soğuk katlama gereksinmesi karşılanmış olur. Bazı hallere çimlenme, meyveden tohumlar çıkarılır çıkarılmaz ekilerek hızlandırılabilir. Bu yolla tohum kabukları sertleşip kurumadan ekilerek çimlenme kolaylaştırılmış olur. Etkili yöntemlerin bilinmemesi halinde doğal koşullardaki işleme benzer bir uygulama yapılır.

Kuru Saklama : Taze olarak hasat edildiklerinde, dinlenme durumunda olan bazı tohumların çimlenme olgunluğuna getirilmesi amacı ile yapılır. Taze olarak hasat edilmiş birçok otsu bitki tohumu, bir kuru saklama süresinin sonuna kadar çimlenmezler. Bu dinlenme devresi, bitkinin türüne bağlı olarak, birkaç günden haftaya kadar uzayabilir. Tahılların, sebze ve çiçek tohumlarının kuru olarak yetiştirici eline geçinceye kadar çoğu kez dinlenme dönemini de geçirmiş olur.

Belirli Sıcaklık ya da Sıcaklık Kombinasyonları : Yeni hasat edilmiş bazı tohumların çimlenebilmesi için belirli sıcaklık dereceleri altında kurutulup saklanması gerekir. Yüksek ve sabit sıcaklık, yeni derilmiş bazı bitki tohumlarının dinlenmeden çıkarılması için başarı ile kullanılır.

Tohumların KNO3 Çözeltisi ile Islatılması : Yeni derilmiş pek çok bitki türünde tohumların çimlenmesini teşvik etmek için kullanılmaktadır. Laboratuar çalışmalarında da hızlandırıcı bir yöntem olarak uygulanır. İlk ıslatma %0,2 lik potasyum nitrat çözeltisi ile yapılır. Daha sonra sulama suyu olarak çeşme suyu ya da damıtık su kullanılabilir.

Işık : Bazı yeni hasat edilmiş ve dinlenme halindeki tohumlarda çimlenmeye teşvik amacı ile yararlanılır. Uygulanacak ışığın şiddeti, türe bağlı olarak çimlenmeyi teşvik ya da gecikmesine neden olabilir. Tohumlardaki ışıklanma ihtiyacı hasattan sonra en yüksek durumdadır. Tohumlar kuruyup depolanması sırasında bu gereksinme giderek azalış gösterir. Işıklanma ihtiyacı olan tohumların yüzlek olarak ekimi ile çimlenmede artış izlenir. Işığın uyartan kuvveti, tohumların su alıp şişmelerinden sonra etkili olur. ışıklanmadan sonra, nemli tohumlar kurutulabilir ve karanlıkta, çimlerin yeteneklerini kaybetmeksizin haftalarca saklanabilirler.








a) Otsu Süs Bitkilerinin Tohumla Üretimi :
Mevsimlik çiçeklerin hepsi, perenial bahçe çiçeklerinin büyük bir bölümü çiçekli saksı bitkilerinin (Sineraria, Cylcamen, Primula, Gerbera vb.) bir bölümü Kaktüs ve succulentlerin hemen hepsi, sera ve salon bitkisi olarak kullanılan çiçekli bitkilerin (Begonia, Monstera, Orkideler, Sardunya, Punica, Coleus, Lantana vb.) büyük bir bölümü tohumla üretilebilirler.

Mevsimlik çiçek tohumlarının bir bölümü ile perenial çiçeklerin yaz aylarında ekimi yapılabilenler açıkta ekilip büyütülebilirler. Ekim tavalara serpme ya da sıraya ekim yöntemi ile yapılır. Tohumların özelliğine göre, üstleri örtülmez ya da bir miktar elenmiş gübre ile kapatılıp sulanır. Genç bitkiler iki üç yaprak olduktan ve ele gelecek büyüklüğe eriştikten sonra sökülerek uygun aralıklarla yeni tavarala dikilir. Bu işleme ŞAŞIRTMA denir. Dikilecekleri parsellerin boyatılması ve gerekli boya erişmesi sağlanır. Bu işlemler tümüyle dışarıda yapılır.

Soğanlı yumrulu bitkilere ile kışlık çiçeklerden boşalacak parterlerin erken ilkbaharda gelişkin fidelerle doldurulabilmesi için korunmuş mekanlarda üretim zorunluluktur. Yazlık çiçek tohumlarının, güney illerinde bile korunmuş ortamlarda yetiştirilebildiğini, soğuk bölgelerde ise cam örtü altında yapılabileceği bilinmelidir. Dış koşulların büyüme için uygun olmadığı durumlarda üretim yapıları içindeki tezgahlarda, kasalar içinde yetiştirilen fideler, saksı ya da özel kaplar içinde büyütülürler. Dış koşulların uygun duruma geldiği döneme kadar gelişen, hatta çiçeklenen bu bitkiler, çiçek parterlerine dikilerek istenen etki sağlanmış olur.

Daha hassas ve pahalı olan iç mekan bitkilerinin tohumlarının yine içerde ve örtü altında kontrollü koşullarda yetiştirilmelerinde zorunluluk bulunmaktadır. Özel tohum üreticisi kuruluşlardan alınan bu kıymetli ve az sayıdaki tohumun fire vermeden çimlendirilmesi ve büyütülmesi ancak, ısı, nem ve aydınlatması ayarlanabilen ortamlarda yapılabilir. Tohumların doğmadan saksılara ekimi yapılabileceği gibi bazı hassas türlerin aseptik şartlarda özel besin eriyikleri içerisinde çimlendirilip geliştirilmelerinde zorunluluk olabilir. Yaygın ve kitlesel üretim yapan kuruluşlarda çimlendirme, şaşırtma ve saksılama işlemleri tam otomatik çalışan sistemler içerisinde ve en az insan gücü ile yapılır. İç mekan bitkilerinde çiçeklenme ve satış boyuna erişme zamanına kadar içerde bakımları sürdürülür. Bu yolla periyodik olarak kitlesel üretim gerçekleştirilmiş olur.

b) Odunsu Bitkilerin Tohumla Üretimi :
Ağaç,ağaççık ve çalılardan tohumla üretilmesi mümkün olabilen saf hat ya da homozigot türlerde bu yolla üretim sağlanabilir. Melez olmakla birlikte belirli karakterler yönünden kolayca ayrılabilen tür ve kültür formlarında, çıkan çöğürlerden istenmeyen özelliktekiler elemine edilir. Odunsu bitkilerin tohumlarından hemen hepsi (çok hassas ve küçük olanlar dışında) dışarıda hazırlanan yerlere ve tür için uygun dönemde dikilir. İçerde ekilenler için otsu bitkiler için uygulanan yöntem izlenir. Dışarıya ekileceklerde ise; tohumun türüne (büyük-küçük, katlamalı-katlamasız), uygulanacak işleme (şaşırtma, aşılama, yerinde büyütme vb.) ve işletmenin karakterine bağlı olarak belirlenen yöntem uygulanır.

Çöğür yetiştirme amaçlanıyorsa; çimlenmeyi kolaylaştırıcı ön işlemlerden geçmiş olan tohumlar, sıraya ya da serpme olarak tava ve yastıklara ekilir. Ekim aralıkları tohumun türüne, büyüme hızına, bulunulan ekolojik bölgenin bitki gelişimindeki etkisine göre ayarlanır. Çıkan genç bitkilerde aralık ayarlaması, seyreltme yapılarak sağlanır. Seyreltme amacı ile sökülen bitkiler yeniden dikilebilir. Bazı türlerde ilk dönemde yakıcı güneş ışınlarından korunma amacı ile gölgeleme zorunluluğu olabilir. Mevsim sonunda yaprak döken ya da durgunluk dönemine giren (bitkiler) ÇÖĞÜRLER önce kazık kökleri kesilip sökülürler. Sökülüp boylandıktan sonra demetlenen ÇÖĞÜRLER, özel soğuk depolarda ya da nemli yosun ve torf içine yerleştirilmiş olarak kasa ya da naylon torbalar içinde soğuk depolarda dikim dönemine kadar saklanırlar. Kalem aşısı yapılabilecek durumda olanlar makine yardımı ile aşılarak özel seralarda aşının tutması için bekletilirler. Özellikle güllerde bu yöntem yaygın kullanılır.

İşletmenin karakterine göre çöğürler satılır ya da kendi gereksinimleri için ve büyütülmek üzere hazırlanan yeni yerlerine sıra üzerine dikilir. Bu dikim işlemine REPİKAJ adı verilir. Repikaj, büyütülmek üzere çöğürlerin yeni yerlerine dikimidir. Sıra araları genellikle tek akslı el traktörünün çalışabileceği genişlikte tutulur. Sıra üzerleri ise gelişme hızı ve tarlada kalacağı süreye bağlı olarak ayarlanır.

Hızlı gelişen ve büyük tohumlu türlerde tohumların doğrudan büyütme ya da aşı parsellerine ekimi yapılabilir. Bu durumda tohumlar, ideal sıra ve mesafe ayarlaması yapılarak ekilir. Ancak, gereksiz alan kaybı ve bakım masraflarındaki artış başka bir yolla tolere edilmelidir.

Kaplı üretim yapan işletmelerde ise çöğürler uygun büyüklükteki saksı ya da kaplar içerisine dikilir. Gelişmeye paralel olarak saksı boyları ve aralıkları ayarlanır. Saksılar, altları plastik brandalı kum tavaları üzerine yerleştirilir. Sulamada; yağmurlama ya da sisleme başlıkları kullanılır.


EŞEYSİZ ÜRETİM : (Vegetatif Çoğaltma)
Eşeysiz çoğaltma; kök,sürgün,yumru,yaprak ya da meristem hücrelerinin özel koşullarda gelişimi sağlanarak yeni fertlerin elde edilmesi olayıdır. Eşeysiz üretim; yeni bitkinin genetik yapısında herhangi bir değişiklik yapılmadan ana bitkinin tüm özelliklerinin yavru bitkilerde ortaya çıkmasını sağlayan bir üretim yöntemidir.

Değerli meyve ve süs bitkilerinin pek çoğu varlıklarını eşeysiz çoğalmaya borçludur. Bu bitkilerin pek çoğu heterezigot (melez) olup, tohumla aynı özelliklerin korunması olanaksızdır.

Kolon : Kökeni tek bir dal yaprak ya da fert olan ve vegatatif yollarla çoğaltılmış olan, genetik yapı bakımından birbirini örnekleyen, mutasyon ya da melezleme ürünü bitki olarak tanımlanabilir.

Eşeysiz çoğaltmanın tercih nedenlerini;
· Kolonun korunması ve devamlılığının sağlanması
· Tohumla çoğaltma olanağı bulunmayan bitkilerin devamlılığının sağlanması (muz, incir, çekirdeksiz çeşitler, steril çiçekliler vb.).
· Çabuk köklenen ve büyüme kolaylığı sağlanması olarak toplanabilir. Vegatatif yolla bitki üretiminde günümüze kadar kullanılmış pek çok üretim yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan bir bölümü sadece belirli türler için uygulama alanı bulunmaktadır.



1) ÇELİKLE ÇOĞALTMASürgün, dal, gövde, yaprak ya da yaprak parçalarının, ana bitkiden ayrılarak , uygun çevre koşulları yaratılmış ortamlarda köklendirilip ana bitkinin tüm özelliklerini taşıyan yavru ya da yavruların elde edilmesidir. Üretimde kullanılan bitki parçasına ÇELİK, bu işleme de ÇELİKLE ÜRETİM adı veriliyor. Çelikle üretim, süs bitkilerinin ticari amaçlarla çoğaltılmalarında kullanılan en yaygın yöntemdir.

Çelikler, bitkiden alındıkları döneme ve kesildikleri bitki bölümüne göre adlandırılırlar. Birbirlerinden az çok ayrıcalık gösteren işlemler uygulanarak köklendirilip geliştirilirler.

· Gövde Çelikleri : Çeliklerin sağlıklı, orta kuvvette, çeşidi bilinen genç bitkilerden alınmasına özen gösterilir. Ticari amaçlarla ve kitle üretimi yapan işletmelerde, çelik alınacak bitkiler özel olarak yetiştirilir, bakım ve çeşide 3-5 yılda bir yenilenerek sağlıklı amaçların devamlılığı sağlanır. Bunlara anaç parsellerinde bakılır ve STOK MALZEME adı verilir. Kışın yaprağını döken bitkilerden odun çelikler kış dinlenme periyodunda yeşil çelikler ise, büyüme mevsiminde ve henüz sertleşmemiş ya da kısmen odunlaşmış dalların ve otsu gövdelerin kullanılması ile hazırlanır.

· Odun Çelikleri : Vegetatif üretme yöntemlerinin en kolay ve ucuzudur. Kolaylıkla hazırlanır, saklanır, taşınır, köklendirmede özel ekipman gerektirmez. Odun çelikleri genellikle tam olgunlaşmış, güneşte gelişmiş bir yıllık sürgünlerden, kış dinlenme dönemi içerisinde alınır. Bu tip çeliklerle, yaprağını döken süs çalılarının hemen hepsi kolaylıkla çoğaltılabilir. Çelik yapılacak sürgünlerin boğum araları normal pişkinleşmiş olmalıdır. Obur dallar, gövde üzerinde gelişmiş ince ve cılız sürgünler, hastalıklı dal parçaları çelik olarak kullanılmaz. Dikimden önce çeliklerin alınarak depolanması gerekir. Hazırlama ve depolamada farklı yöntemler uygulanır.

· Kesilip demetlenen çelikler, ilkbahara kadar kuma ters gömülmüş olarak, kiler ya da depo gibi donma derecesinin altına inmeyen yerlerde, kontrollü soğuk depolarda nemleri korunarak saklanır.
· Kontrollü koşullarda, talaş ve naylon torba içerisinde depolanan çelikler 0 oC - 14 oC arasındaki odalarda bekletilir. Aşırı göz gelişmesinin önlenmesi için sık sık kontrol edilir. Alt kısımda kallus (mühre) oluşup kök taslakları belirmeden gözlerin gelişmesi dikim sonrası bozulma ve kurumalara neden olur.
· Ilıman bölgelerde yaprak dökümünden sonra alınan çelikler hemen yerlerine dikilebilir. Ancak, kemirgenler ve kış aylarında alanın kullanılmayışı sakıncalı olabilir. Öte yandan kolaya köklenen bazı türler katlamaya alınmadan ilkbaharda doğrudan yerlerine dikilebilir.

İbreli ağaç ve çalıların çeliklerinin köklendirilmesi çok yavaş ve oldukça zor olur. köklenmeyi uyarıcı bazı kimyasal maddeler (hormonlar) çeliklerin köklenme yüzdelerinde önemli artışlar sağlarlar. İbrelilerden çelik almak için en uygun zaman, anaçların soğuklanma ihtiyaçlarını tamamlamalarına yakın ve tam dinlenme halinde bulundukları kış aylarıdır (Ocak-Şubat). Çelik materyali olarak bir önceki büyüme mevsiminin pişkinleşmiş tepe sürgünleri kullanılır. Juniperus'larda olduğu gibi daha yaşlı ve uzun dallar da çelik olarak kullanılabilir.

· Yarı Odunsu Çelikler : Geniş yapraklı herdemyeşil türlerin, olgunlaşmış dalları ile yaprağını döken türlerin kısmen odunlaşmış yaz çelikleri bu kapsam içinde ele alınıp değerlendirilmektedir.


Herdemyeşil türlerde çelikler yaz aylarında, büyümenin yavaşlayıp sürgünlerin olgunlaştığı dönemde alınır. Cmelia, Pittosporum, Euonymus vb. gibi herdemyeşil çalıların çeliklerinde mişt altında süratli bir köklenme izlenir. Hormon kullanımı ile süre kısaltılacağı gibi çeliklerdeki gelişme de hızlandırılır.

Çelikler 8-15 cm. uzunlukta, tercihen tepe sürgünlerinden alınır. Kesimler tomurcuk yada yaprağın hemen altından yapılır. Toprağa yada üretim ortamına girecek kısımdaki yapraklar kesilir. Sürgünlerin türgor halinde olduğu sabah saatlerinde kesim yapılır. Alttan ısıtmalı sisleme (Mist) tesisleri çelik köklendirme için ideal sistemlerdir. Kasalar içinde yada doğrudan tezgahlara dikim yapılarak üretimde süreklilik sağlanır.

· Yumuşak Odun Çelikler : Yaprağını döken ve herdemyeşil türlerin yumuşak ve etli ilkbahar sürgünlerinden hazırlanırlar. Forsythia, Magnolia, Weigela vb. bu yolla çoğaltma imkanı olan bitkileridir. Ancak sisleme ve örtü altı üretimi gereklidir.

Çabuk gelişmiş, yumuşak ve gevrek sürgünlerin çelik olarak kullanımı arzu edilmez. Bunlarda köklenme olmadan solma ve çürüme görülür.

· Otsu Çelikler : Perenial (Çokyıllık) yada yarı odunsu bitkilerden (Sardunya, Fuosia, Coleus birçok sera ve salon bitkisi) alınan çelikler bu grupta toplanır. Yumuşak odun çeliklerine benzer yöntemle köklendirilir. Ancak; bunlarda köklenme hızı ve yüzdesi çok yüksektir.
Kaktüs ve sütlü bitki çeliklerinin dikimden birkaç gün önce alınarak tür özelliğine göre belirli bir süre açıkta yada kuru kum içinde bekletilmesi, köklenmeyi arttırıcı, çürüme ve bozulmaları giderici bir önlem olarak uygulanır. Succulent çeliklerinin köklendirilmesinde çok nemli ortamlar yarar yerine zararlı etki yapabilir.

· Yaprak Çelikleri : Yaprak ayası yada yaprak sapı üretim ortamına batırılarak yada yatırılarak köklenme sağlanır. Ana yaprak damarı, sap yada kesilen yaprak damarlarından kök ve sürgün benzeri bitki taslakları oluşur.
· Sanseveria (Paşakılıcı) da olduğu gibi uzun sivri yapraklar, 5-8 cm. parçalara ayrılarak dikilir. Renkli kenarlılarda, ortadaki yeşil bölüm çıkarılarak dikildiğinde başarılı sonuç alınabilir.
· Begonia rex gibi etli ve kalın yaprakların damarları kesilerek ters olarak yaprak üzerine yatırılır. Kesik kısımlardan köklenme ve yeni bitki taslaklarının oluşumu sağlanır.
· Saintpaulıa (Afrika menekşesi), sap, yaprak kenarı ya da tüm yaprak yüzeyi ortama serilerek köklenme ve bitki taslakları oluşturulur.
· Peperomia, Sedum, Crassula, bu yolla çoğaltılabilir.

· Kök Çelikleri : Köklerinde adventif göz bulunduran türlerde, bitkiye zarar vermeyecek şekilde açılarak çıkartılan kalın kökler, 3-5 cm.lik parçalara bölünerek üretim ortamına dikey olarak dikilir. Sökümlerin köklerde bitki besin maddelerinin depolandığı sonbahar ve kış aylarında yapılmasında yarar vardır. Gövdeye yakın kenar üste gelecek şekilde dikim yapılır ve üst uç toprak seviyesinde tutulur.
Rhus ve Ribes gibi türler kök çelikleri ile üretilebilir.


KÖKLENDİRME ORTAMLARI Pek çok bitki türünün çelikleri, çok kolay köklendikleri için kullanılacak köklendirme ortamının cinsi önemli değildir. Çok güç köklenen bitkilerde köklendirme ortamı, sadece köklenecek çeliklerin yüzde miktarı üzerinde değil, aynı zamanda oluşacak köklerin miktar ve gücünde de etkili olur.

Kışın yaprağını döken bitkilerin odun ve kök çelikleri toprakta yapılır.

Kum, talaş, peat yosunu, torf, perlit, volgan tülfü, yanmış ahır gübresi, yaprak ve dal çürüntüsü, kayın yaprağı çürüntüsü, funda ve kestane toprağı ve bunların farklı oranlarda karışımları; bitki türüne ve üretim yapılan bölgeden sağlanabilecek malzeme niteliğine göre belirlenerek kullanılır.
Köklendirme ortamından istenen özelliklerin başında süzer ve iyi havalanır olmasıdır. İçerisinde hastalık yapıcı patojenlerin bulunmaması yada sterilize edilmiş olması beklenilen bir özelliktir. Bitki besin maddesi içermeleri koyu renkleri ile (Kış aylarında) ısıyı tutmaları yada yaz aylarında açık renkleri ile yansıtmaları istenebilir.

Havalandırılabilen su, pek çok bitki türü için uygun bir üretim ortamıdır.


KÖKLENDİRMEDE ÇEVRE KOŞULLARI
Odun çeliklerinin açık alanda dikimi, bu bitkilerin doğal koşullara uyma zorunluğunu getirir. Ancak su püskürtme ve örtüleme ile güneşin yakıcı etkisinden çeliklerin korunması yada genç sürgünlerin koruma ve solmalarının önlenmesi getirilecek tedbirlerle sağlanabilir.

İşletme masraflarının yüksek oluşu ve ihmallerin büyük kayıplara beden olabileceği kapalı ortam üretiminde;; kontrollü tutulması kışın ısıtma, yazın havalandırma ile sağlanır. Gece ve gündüz arasındaki ısı farkı 5-10 oC yi geçmemelidir. Çelik köklendirmede gece 16-21 oC, gündüz ise 21-27 oC lik sıcaklık bitki türüne ve mevsime bağlı olarak istenir. Köklendirme tezgahlarında ise 21-24 oC lik toprak sıcaklığı ideal kabul edilir.

Çelik köklendirmede, özellikle yeşil çeliklerin köklendirilmesinde güneş ışığı mutlak gereklidir. Bu amaçla gölgeleme yada mist (sisleme) uygulanması ile suyun serinletici ve rutubeti artırıcı etkisinden yararlanılır. Sileme ile yaprak gübrelemesi ve köklenmeyi uyarıcı maddelerin bitkiye verilmesi de mümkün olacaktır.

Nem, çelik köklendirmede vazgeçilmez temel elemandır. Succulent ve kaktüs çelikleri dışlanacak olursa, tüm yeşil çeliklerde toprak rutubetinden çok hava nisbi neminin yüksek olması arzu edilir. Bu yolla kökler henüz oluşmamış bitki parçalarının besin maddesi ve su gereksinmeleri karşılandığı gibi transprasyonla su kaybı önlenmiş olur.


KÖKLENMEYİ UYARICI YÖNTEMLER
Çeliklerin uçlarının çizilmesi, yararlanması yada ezilmesi kök oluşturma için gerekli uyarının yapılmasını, kallusun oluşumunun hızlandırıldığı varsayılır. Yaralanmış bu bölümlerin köklenmeyi uyarıcı hormonlarla muamelesi ile etki daha da artırılmış olacaktır.

Kullanılabilecek maddelerin çokluğuna rağmen, çeliklerde köklenmeyi uyarıcı kimyasal maddeler, IBA (Indolbütirik asit), IAA (Indolasetik A.) ve NAA (Naftalenasetikasit) tir.

Ticari uygulamalarda; toz preparatlar (Talk için karıştırılmış olanlar) ve çözeltiler kullanılır. Toz preparatlar standart dozlarda ve ticari işletmenin patentli karışımı olarak tavsiyeler doğrultusunda kullanılır. Eriyik halinde olanlar ise çeliklerin uç kısımlarının kısa süre batırılıp çıkarılması yada seyreltik eriyikte uzun süre bekletilmesi ile istenilen sonuca ulaşılmak istenir.


KÖKLENMİŞ ÇELİKLERİN GÖRECEĞİ İŞLEMLERKöklendirme ortamında 5-10 mm. boya ulaşan yada çelikler hafifçe çekildiğinde kolayca çıkmadığı görülen çelikler yeterli gelişmeyi göstermiş kabul edilerek sökülürler. Köklendirme ortamının başka bir önemi burada söküm sırasında ortaya çıkmaktadır. Köklerin bozulup kopmadan sökümün sağlanması ortamın hafif ve yumuşaklığına bağlıdır.
Köklü çelikler fincan saksılara yada özel kaplara dikilirler. 10-15 gün kadar nemli ve rutubetli bir tünel içerisinde adaptasyon için bekletildikten sonra kontrollü olarak açık alana alınır. Burada kap değiştirilerek gelişmesi sağlanır yada toprağa dikilerek toprakta geliştirilir.
Ticari işletmelerde ve özellikle Akdeniz ve Ege bölgemizde kap içindeki uygulamalar ve yağmurlama sulama uygulamaları ile kısa sürede gelişme ve ticari satış boyuna ulaşma mümkün olacaktır. Bu genç bitkilerden uç alma yapılarak dallarına teşvik edilirken yeni çeliklerin elde edilmesi sağlanır.

AŞI İLE ÜRETİMBitkinin toprakaltı ve topraküstü kısımlarının farklı özellikte, ancak; aynı bitki türünden seçilecek örneklerin özelliklerinin bir bitkide toplanıp bu şekilde yararlanma amacı ile yapılır. Yeni bitkinin üst kısmını (tacını) oluşturan aşılanan kısma KALEM, alt kısmını yada kök bölümünü oluşturan kısma ise ANAÇ adı verilir. İki bitki parçasını birleştirip kaynaştıran tüm yöntemlere AŞILAMA adı verilir. Anaca takılacak kısım, tek bir göz içeren küçük bir kabuk parçası olduğu zaman bu işleme GÖZ AŞISI denir. Anaç-kalem uyuşmazlığı aşılamada en büyük sorundur.

Gül, erik, kiraz, renkli yapraklı süs çalıları, çiçekli süs ağaçlarının çoğaltılmasında aşılama işleminden büyük ölçüde yararlanılır. Yapılma nedenleri ve sağladığı yararları;

· Diğer üretim yöntemleri ile çoğaltılamayan kolonun devamı sağlanır.
· Bazı anaçların özelliklerinden yararlanma (kurağa, nemliliğe dayanıklı)
· Melezleme sonucunda elde edilen çöğürlerin kaliteleri ve sağlayıcıları olarak görülmesi sağlanır.
· Büyük ve verimsiz ağaçların çeşitlerinin değiştirilmesi
· Üretimde sürat ve amaca uygun üretim sağlama
· Bazı ara anaçların olumlu etkilerinden yararlanma

Soğanlar : Özelleşmiş toprakaltı organları olarak kısa, etli, çoklukla dikey duran büyüme konisi içinde çiçek taslakları bulunan, kalın, etli pullarla kaplı bir gövde ekseninden oluşmaktadır. Soğanlar tek çenekli bitkiler tarafından oluşturulurlar.
Dışarıdaki soğan pulları depo, iç pullar ise yaprak benzeri organlardır.
İki tür soğan vardır. Bunlar:
· Kabuklu Soğanlar: Dış pulları kuru ve sertleşerek iç pulları koruma görevini üstlenmişlerdir. Lale, Nergis, Ieucojium örnek verilebilir.
Yemeklik soğan ise en tipik örneğidir.

· Pullu Soğanlar : Bunlarda tüm soğanı kaplayan kabuk yerine, ayrı ayrı soğanı balık pulu gibi görünüş verecek biçimde kaplar. Kolay zararlanabilirler ve kuruyabilirler. Bunlara örnek olarak, Zambak (Lilium), Galanthus (Kardelen), Fritillaria örnek olarak verilebilir.

Soğanımsı Gövdeler (Corm) : Bir soğanımsı gövde, gövde ekseninin, kuru pul benzeri yapraklarla kaplanmış dip kısımdır. Esas olarak yaprak pullarından oluşmuş olan soğanın aksine, boğumlar ve boğum araları iyice belirgin yekpare bir gövde yapısındadır. Büyük bir kısmı depo dokularından oluşur. Soğanımsı gövdeli Gladiolus, Fresia, Crocus gibi bitkilerin çoğaltılması esas olarak doğal yolla oluşan yeni soğanımsı gövdelerle (Crolen) yapılır.

Yumrular : Yedek besin maddelerinin toplanması nedeniyle irileşmiş olan toprak altı gövdesinin kısa uç kısmıdır. Yumru üreten bitkilere örnek olarak patates, Caladium ve yer elması verilebilir. Bir yumruda gövdenin bütün kısımlarını görmek mümkündür. Çoğaltmada bölme yada sürgünlerin çeliklenmesi ile yapılır.

Yumru Kökler : Bazı çok yıllık otsu bitkiler, şişkin ve fazla miktarda depo maddeleri içeren yumru kökler oluştururlar. Görünümleri türlere göre değişiklik gösterirlerse de iç ve dış yapıları tipik kök özelliği taşır. Yumru kökler, gerçek yumrulardan üzerinde boğum ve boğum arası bulunması ile ayrılır. Yıldız (Dahlia) yumruları dikildikleri ilkbaharda yeni sürgün oluştururlar. Bunlar başlangıçta yumrudaki depo maddelerini kullanarak gelişirler. Sonbaharda ana gövdeye bağlı yumru kök saçağı oluşur. Ilıman bölgelerde kış dinlenmesini dışarıda yapabilirler. Yumrulu begonya da birincil kazık kök irileşerek, tekbir yumru kök halini almıştır. Bu yumru kök çok yılık olup, her yıl aynı yumru gelişerek büyüt.

Rizomlar : Toprak altında yada toprak yüzeyinde büyüyen yatay bir gövdedir. Alt yüzünden verdiği köklerle toprağa tutunur. Üst kısımda yaprak ve çiçek sürgünleri bulunur. Rizom, şişkin ve etli yada uzun ve silindirik şekilde olabilir. Rizomlu bitkilerin çoğaltılması, çelikleme yada rizonların bölünmesi yoluyla yapılır. Eğreltiler, Convullaria, İris, Hemerocallis, ayrık cinsi çim bitkileri bu grupta sayılabilirler.

Yalancı Soğanlar : Bazı orkide türlerinde görülen ve birkaç boğumdan oluşan etli ve iri gövde parçasından oluşmuş özelleşmiş bir depo organıdır. Yalancı soğanlar, büyüme mevsiminde yatay duran rizomun yanlarından yada tepesinden çıkıp dikine büyüyen kısımlarıdır. Yaprak ve çiçekler, türe bağlı olarak, yalancı soğanın tepe yada dip kısmında oluşurlar. Genel özelliklerine değindiğimiz soğanlı, yumrulu ve rizomlu bitkilerin dış mekanda en çok kullanımı olanlar ile kesme çiçekçilikte yararlanılanların özel üretimleri ilgili bölümlerde ayrıca verilecektri.




SÜS BİTKİLERİ ÜRETİMİ VE DAMIZLIK MALZEME SORUNUÜretim malzemesi olarak tohum, çelik, yumru, rizon ve soğanların elde edilebileceği anaç bitkilerin yetiştirilip kullanılmasına DAMIZLIK (Stok malzeme) üretimi, bu amaçla kurulan tesislere DAMIZLIK BAHÇESİ yada ARBORETUM adı verilir.

Damızlık malzeme; hastalıklardan arınmış, saf, türün tüm özelliklerini gösteren bireylerden oluşmalıdır. Bu malzeme, nöbetlemeye sokularak ve belirli sürelerde yenilenerek gençlik ve üretkenliği sürdürülür. Damızlık bulundurulması ve bunlardan yararlanılarak kitle halinde genç bitkilerin üretiminin sağlanması, özel ihtisas ve bilimsel çalışmayı gerektiren bir konudur. Sağlam ve güvenilir bir damızlık üretim işletmesinin bulunmadığı durumlarda; damızlık yetiştirilmesi, üretim malzemesi hazırlığı, fide, çöğür ve köklü çeliklerin yetiştirilmesi yanında bunların bakım ve geliştirilme işlemlerinin bir işletme bütünü içinde çözümlenmesi gibi zor ve külfetli bir çalışma düzeni içine girme zorunluluğu ortaya çıkar. Bu durum, konularda fazla dağınıklığı, koruma ve aşırı ihtimam gerektiren anaçların bakımı ve yenilenmesi ile yeni türlerin devreye sokulması gibi konulara yeterince eğilinemeyeceği, sonuçta, verim düşüklüğü ve bozuk kaliteye neden olacağı bilinmelidir.

1. Tohum ve Tohumluk Malzeme TeminiTohumla üretim, bahçe çiçekleri, succulentler, bazı ağaç ve çalı türlerinde geniş çapta uygulanmaktadır. Bunlardan özellikle melezleme yolu ile elde edilenlerin tohumları, oldukça pahalı ve açılma göstermeleri nedeni ile bunlardan alınan tohumların yeniden kullanılması sakıncalı olabilir. Bu gibi durumlarda, damızlık üretim yapan kuruluşlardan sürekli tohum alınması söz konusu olacaktır.

Çim bitkileri, mevsimlik ve parenial çiçekler, Primula, Cineraria, Gerbera Cyclamen gibi saksı çiçeklerinin tohumları, ihtisas sahibi uzman kuruluşlarca üretilebilir. Amatör yada profesyonel çalışmalara uygun olarak paketlenerek saflık, çimlenme gücü ve türün yada kültür formunun sunulan özellikleri garanti altına alınıp belgelenir.

Pek çok çalı ve ağaç türleri (melez ve kültür formları dışında) tohumla üretilebilirler. Tohum alınacak ana bitkiler önceden belirlenip, bitkinin özellikleri yanında tohumların özellikleri yıllık kayıtlarla desteklenir.

Tohum üretimi genellikle dış mekanda yapılır. Mevsime bağlı üretimler yada iç mekanda kullanılacak saksı bitkilerinin tohumları kapalı ortamlara ekilerek, fideleri yine kapalı mekanlarda geliştirilir. Yatırımlar ve verilen emeğin karşılığı olarak elde edilecek ürünün kalitesi ve sağlanacak gelirin miktarı, ekilen tohumun kalitesi ile doğrudan ilgilidir.

2. Stok Malzeme Yetiştirilmesi ve Köklü Çelik ÜretimiSüs bitkilerinin çelikle üretiminde anaç (Stok-Damızlık) materyalin amaçlanan üretim kapasitesine ulaşılabilecek ölçüye tutulup geliştirilmesi ilk ve temel koşuldur. İster sera çiçeklerinde, ister kesme çiçekçilikte isterse süs ağaç ve çalılarının üretiminde olsun; üretim yapılarının yakınında bir yerde STOK malzemesinin depolanması ve geliştirilmesi için uygun koşulların yaratılmasında zorunluk vardır.

Ağaç ve çalıların çeliklerinin, park ve bahçelerdeki yerleri belirlenip kartları düzenlenmiş bitkilerden alınabilirse de iç mekan bitkileri ile kesme çiçekçilikte gerekli çeliklerin alınabilmesi için mutlaka çelik kesmek amacı ile özel ortamlarında yetiştirilecek stok malzemenin ayrıcalıklı bakım koşulları altında bulundurulması gerekir.

Çevrede köklenmiş çelik üretimi yapan işletmelerin bulunması halinde üretim programı çerçevesinde, köklenmiş çelikler hazır olarak istenen zamanda ve miktarda satın alma yoluna gidilmesi gerekecektir.
Ağaç ve çalıların çelikle üretiminde gerekli tesislerin yoğun olarak yaz aylarında çelir durumda olması, kış ayları için sera ve üretim tesislerinin boşaltılacağı anlamına gelir. Böylece yaz aylarında çelik köklendirme ve adaptasyon için kullanılan sera alanları, kış üretim döneminde kesme çiçek yada saksı çiçeklerinin üretimi amacı ile değerlendirilir.

3. Yumru, Soğan ve Rizomların ÇoğaltılmasıÖzelikle kesme çiçekçilik yapan işletmelerin ihtiyacı olan soğan, yumru ve rizomların özel olarak yetiştirilip, üretimde zamanlama yapabilme olanağı sağlamak üzere soğukta depolanmaları zorunludur. Hastalık ve zararlılardan arındırılıp, soğuklama ihtiyaçları ısısı ayarlanabilen depolarda karşılanan, standart tür ve boyuttaki malzeme kooperatifler yada özel işletmeler tarafından üreticiye aktarılır. Bu yolla üreticiler, üretim takvimine göre materyalini alır ve istediği dönemde ürün alacak biçimde dikimini yapar.
Kesme çiçek üretimi için hazırlanıp kullanılan bu malzeme yeni bir üretim dönemi için kullanılmaz. Ancak yaz aylarında açıkta yapılan bu tür üretimden sonra, çiçek sapları kısa kesilecek olursa, yeni oluşacak yumru ve soğanlar bahçe çiçeği olarak değerlendirilmek üzere bekletilebilirler. Bu uygulamanın ekonomik ve pratik yararları işletme bünyesinde düşünülmelidir. Bunların büyütülmesi için harcanan zamanda yeni bir ürün için hazırlık ve dikimin yapılması ile elde dilecek gelirin daha fazla ve tatminkar olacağı bilinmelidir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top