23 Ekim 2010 Cumartesi

Mavi Tohum Projesi

Mavi Tohum Projesi
Tohum çimlendirmek kolay ve keyifli bir iştir. Tohum heryerde çimlenebilir. Küçük bir bardakta bilgisyarın yanında, pencerinin pervazında, balkonda, çöp tenekesinin içinde, pet şişede, masada, saksıda, bahçede, kayanın yarığında, büyük br ağacın gölgesinde...

Küçük bir pet bardakta çimlendirdiğiniz tohum fidan olur, bu fidanı arkadaşına hediye edersin, bahçesine kapısının önüne diker. Bu fidan yavaş yavaş büyür ağaç olur. Arkadaşın kapıdan her çıktığında ağacı görür ve seni hatırlar. Ağaca bakar sevdiğini anar içi ferahlar. Sana küsse darılsada seni her gün hatırlar yada ağacı keser :)

Küçük pet bardakta çimlenen tohum bir fidan sonra yavaş yavaş ağaç olur. Bu ağaç bir çok hayvana (bir kuşa, kelebeğe, uğur böceğine, yunusa...) ev sahipliği yapar. Bu ağaçta çocuklar oyun oynar... Bu ağaçtan ev olur, enstruman olur, gemi olur, yelken olur, uçak bile olur.

Her çekirdek bir ağaçtır; akasyanın, meşenin, çınarın, yediğiniz elmanın, ayvanın, narın, dut un , kayısının, armudun... çekirdiği bir ağaçtır. Tohumla toprağı buluşturup azar azar sulamanız yeterlidir. Ben hepsinden çimlendirdim oluyor sizde çimlendirin kolay ve çok keyifli... Onları yavaş yavaş büyürken izlemek güzel duygular uyandırıyor ve bir dal parçasını bile yakarken bir kere daha düşünüyorum çünkü ne kadar yavaş büyüdüğünü görüyorum. Ağaçları seviyorum.

Doğa fotoğrafçısı bir arkadaşım ağaç insan ilişkisi hakkında bir kitap yazıyor. Ağaçların insanlarla konuştuğunu söylüyor...

Her evde tohum çimlendiğini hayal ediyorum, apartman fidanlıkları hayal ediyorum, çocukların arkadaşlarıyla küçük fidanlıklar oluşturduklarını hayal ediyorum.

Ben hayalci bir ziraat mühendisiyim. Bu web sayfasında tohumlarla ağaçlarla ilgili bilgileri paylaşacağım, sorularınızı yanıtlayacağım, sizde tohumlar ve ağaçlar hakkında deneyimlerinizi , bilgilerinizi, duygularınızı burada benimle paylaşırsanız sevinirim.

Hayalci Ziraat Müh. Uygar ACAR
Kaynak:mavitohum

Tohum Çimlendirme tekniği

Çimlendirme Yöntemleri
Çimlendirme Aşamaları




Öncelikle tercihen uzun dikdörtgen şeklinde , yüksekliği en az 9-10 cm olan bir kap bulunmalı,ben kabın altını drenaj için delmiyorum,gerekte görmüyorum çünkü sislemeyle sulama yapılacağı için drenaj deliğinden akacak kadar su kullanılmayacak.

Çimlendireceğiniz tohum sayısına göre kabın boyutlarını hesaplamalısınız,çünkü tohumların aralarında yaklaşık 2 cm kalacak şekilde ekeceğimiz için çok tohum çoook uzun ve geniş bir kap demek..sıra halinde serpilecek tohumlar!



Kaba dört-beş parmak torf dökebilirsiniz yada çok sıkı olmayan herhangi bir toprak..önemli olan toprağın asla kurumaması,sürekli nemli kalması(tohumlar su içindede yüzmemeli)

Toprak konuldu,tamam,şimdi tohumları aralıklı olmasına dikkat ederek -ki ben bazen kaçırıyorum tohumları aynı yerden üç tane çıkabiliyor-toprağın üstüne serpiyoruz.

Tohumların üstüne asla çok fazla toprak dökmeyin çimlenemezler o derinlikte,ben avcuma aldığım toprağı serpiyorum üstlerine..bazıları kapanmıyor neredeyse ama çimlenme gerçekleşiyor..


Bunu da yaptıktan sonra tohumları sisleme yöntemiyle ıslatmak gerekiyor ki bunu toprak hep nemli kalacak şekilde hergün yapmalısınız..sisleme yöntemi için büyük mağazalarda satılan bitkiler için olan fısfıslar var,onlardan alabilirsiniz ya da evde biten herhangi bir malzemenin boş şişesini kullanabilirsiniz.ben bu iş için eskiden içinde sıvı saç kremi olan bir şişeyi kullanıyorum..tabi içini iyice temizledikten sonra.


Bunuda hallettik sanırım,sıra strech filmle kabın üzerini sarmaya geldi..bu sera etkisi yaratarak çimlendirmeyi çabuklaştırıyor..strech film yoksa şeffaf plastik poşetleri keserekte yerleştirebilirsiniz..ama dikkat edin beyaz değil şeffaf olucakk torbalardan..strech filmde olsa plastik poşette tek kat kullanın ve evin içinde gölge bir yerde muhafaza edin çimlendirme kabınızı..

Hergün nemini kontrol edin ve fısfısla su püskürtün, çimlenme en geç on gün içinde olucaktır.

Ben çimlenme başladıktan bir-iki gün sonra strech filmi kaldırıyorum.

Filizler yaklaşık 5-6 cm olunca çok güneş almayan bir yere koyabilirsiniz.ama toprağı kuru bırakmayın sakın.

Zamanı gelince 10 cmlik olanları asıl yerlerine (saksılarına)yerleştirebilirsiniz.

Fideleri yerlerinden çıkartırken dikkatli olmak lasım,kökü toprakta sapı elinizde kalabilir,bunun için yapraklarından tutup çekilir diye biliyorum,bir iki tane fire verdim bunu yaparken ama işe yarıyor.

Ayrıca her çimleneni ekeceksiniz diye bir kaide yok,bazı filizler daha cılız oluyor,onları ayıklamak gerekir.

Bazı tohumlar için örneğin domatesi ekmeden bir gece önce nemli bir tülbentte yada bezde bekletebilirsiniz.kolay gelsin.

Kaynak:http://www.mavitohum.com/

GÜBRELEMENİN ÖNEMİ

GÜBRELEMENİN ÖNEMİA. Gübreleme nin Önemi Bitkiler toprağa bağlı canlılardır. Hayatlarını sürdürmeleri bulundukları ortamda yeteri kadar besin elementi olmasına bağlıdır. Toprak tabi olarak çok sayıda mineral maddeyi yapısında bulundurur. Ancak bunların miktarları her zaman yeterli seviyede değildir. Özellikle üzerinde bitki yetiştirilen topraklar zamanla besin elementleri yönünden fakirleşir. İşte üretimini yaptığımız bitkilerden yeterli miktar ve kalitede ürün alabilmemiz toprakta eksilen mineral besin elementlerinin takviye edilmesine bağlıdır. Bitki beslemenin önemi burada başlar.

Meyve ağaçları topraktan yıllık önemli miktarlarda besin elementi kaldırırlar. Bu kaldırılan besin elementleri ikame edilemez ise ağaçlarda bir takım beslenme bozuklukları ve verim düşüşleri görülür. Bu durumun önlenebilmesi için gerekli besin elementlerinden yeteri kadar takviye yapılmalıdır.

B. Bitki Besin Elementlerinin Alımı Ve TaşınmasıBitkilerin besin elementlerini alım organları birinci derecede kökleridir. Sınırlı da olsa toprak üstü aksamlarından da besin elementi girişi olabilmektedir. Ancak bu toprak üstü organlardan besin alımı bitkinin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır (özellikle makro besin elementlerinde ve bitkinin çok ihtiyaç duyduğu besinlerde).

Bitkinin kökten besin elementi alımı için öncelikle iyi bir kök sisteminin olması gerekir. Bitkiler su ve besin elementlerini kılcal kökleri vasıtasıyla alırlar. Bu yüzdem iyi saçak kök oluşturmuş bir bitkinin besin alımı daha kolay olur. Ayrıca toprak yapısı ve ortamdaki su miktarı da besin elementi alımında etkilidir. Öte yandan besin elementlerinin kökler aracılığı ile alınabilmesi elementlerin elverişli formda olmasına bağlıdır.

Bitki kökleri besinleri diffüzyon-geçişme, osmos, kontak değişim gibi bazı kimyasal ve fiziksel olaylar sonucu alırlar. Besin elementlerinin bitkide taşınması floem ve xylem denilen iletim demetleri aracılığı ile olur. Bunlardan xylem dokusunda su ve suda çözünmüş mineral maddeler; floemde ise özellikle organik maddeler taşınır. Bitkilerde bu iletim dokuları aracılığı ile aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya bir taşınma gerçekleşir. Mesela kökten alınan besin maddeleri yukarı meyve yapraklara taşınırken, fotosentez ürünleri ve bazı besin elementleri de yapraklardan köke veya diğer yapraklara doğru taşınabilmektedir.

. Meyve Ağaçlarının Gübre İhtiyaçlarının Belirlenmesi Meyve ağaçlarının gübre ihtiyaçlarının belirlenmesinde şu yöntemler kullanılabilir Tarla denemesi metodu

Toprak analiz metodu Bitki analiz metodu
Bitkilerde görülen eksiklik belirtilerini teşhis metodu Radyoizotop metodu 1. Tarla Denemeleri Metodu
Bilinen en eski yöntemdir. Gübre ihtiyacının belirlenmesinde en doğru sonucu verir. Ancak özellikle meyve ağaçlarında, çok yıllık oluşları ve uzun sürede verime yatmaları bu yöntemin uygulamasını zorlaştırmaktadır. Öte yandan yöntemin uzun zaman alması da bir başka dezavantajdır.

Tarla denemelerinin esası belli parsellerdeki ağaçlara farklı gübrelerin değişik dozlarının uygulanması ve en uygun olanının bulunmasıdır. Günümüzde verimlilik belirlemede en sık kullanılan yöntemdir. Toprak analiz yönteminde amaç toprağın bitkilerce alınabilir besin elementi miktarı hakkında fikir sahibi olabilmektir. Başlıca 4 aşaması vardır Toprak örneklerinin alınması Toprak örneklerindeki alınabilir besin elementlerinin tayini Analiz sonuçlarının değerlendirilmesi Gübre önerilerinin geliştirilmesi Toprak örneği alımında önce arazinin farklılıkları belirlenmelidir. Eğim, toprak rengi, toprak tipi, yükseklik, taban suyunun durumu gibi arazideki farklılıklar dikkate alınarak, her farklı bölgeden ayrı örnek alınmalıdır. Eğer arazi homojen ise 20 da araziden 1 örnek alınması yeterli olabilir. Bunun için rasgele zig zaglar çizerek veya bir plan dahilinde 5-6 nokta işaretlenir ve buralardan burgu veya bel yardımı ile 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden toprak örnekleri alınır. Her bir derinlikten alınan örnekler kendi aralarında iyice karıştırılarak içinden 1-2 kg toprak alınır ve laboratuvara gönderilir. Eğer bel ile toprak örneği alınacaksa işaretlenen noktalarda toprak 60 cm derinliğe kadar V şeklinde açılır ve V’nin yüzeyinden 2-3 cm kalınlığındaki bir tabaka 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden ayrı ayrı alınır. Laboratuvar sonuçlarının değerlendirilmesi ve gübre önerileri Tablo 1’de verilmiştir.

Tablo 1. Farklı bölgelerde laboratuvar sonuçlarına göre meyve ağaçlarına verilmesi gereken N miktarları (kgN/da).

Bölge
Topraktaki Organik Madde Miktarları (%)

0 - 1,0
1,1 – 2,0
2,1 – 3,0
3 +

Trakya
12
10
8
7

Marmara Bölgesi
12
10
8
7

Karadeniz Bölgesi
11
10
8
6

Orta Anadolu Bölgesi
10
9
7
6

Güneydoğu Anadolu Böl.
12
11
9
8

Doğu Anadolu Bölgesi
12
10
8
7

Ege Bölgesi
12
10
8
7

Göller Bölgesi
12
11
9
7

Akdeniz Bölgesi
12
11
10
8



Tablo 2. Farklı bölgelerde laboratuvar sonuçlarına göre meyve ağaçlarına verilmesi gereken P2O5 miktarları (kg P2O5/da)

Bölge
Olsen metodu ile bulunan fosfor miktarı (kg P2O5/da)

0 - 1,0
1,1 – 2,0
2,1 – 3,0
3,1-4,0
4,1-5,0
5,1-6,0
6,1-7,0
7,1-8,0
8,1-9,0
9 +

Trakya
11
10
9
8
7
6
5
4
3
-

Marmara Bölgesi
11
10
9
8
7
6
5
4
3
-

Karadeniz Bölgesi
12
10
8
7
6
5
4
3
-
-

Orta Anadolu Bölgesi
10
9
8
7
6
5
4
3
-
-

Güneydoğu Anadolu Böl.
12
10
8
7
6
5
4
3
-
-

Doğu Anadolu Bölgesi
11
10
8
7
6
5
4
3
-
-

Ege Bölgesi
12
10
9
8
7
5
4
3
-
-

Göller Bölgesi
12
10
9
7
5
4
3
-
-
-

Akdeniz Bölgesi
12
10
9
8
7
6
5
4
-
-



Tablo 3. Farklı bölgelerde laboratuvar sonuçlarına göre meyve ağaçlarına verilmesi gereken K2O miktarları (kgK2O/da).

Bölge
Topraktaki Yarayışlı Potasyum Miktarları (Kg K2O/da)

0 - 10,0
10,1 – 20,0
20,1 – 25,0
25,1-30,0
30 +

Trakya
10
8
6
4
-

Marmara Bölgesi
10
8
6
4
-

Karadeniz Bölgesi
9
7
5
3
-

Orta Anadolu Bölgesi
10
8
6
4
-

Güneydoğu Anadolu Böl.
10
8
6
4
-

Doğu Anadolu Bölgesi
10
8
5
3
-

Ege Bölgesi
8
6
5
-
-

Göller Bölgesi
10
8
6
4
-

Akdeniz Bölgesi
10
8
5
-
-

Bu tablolara bakılarak verilmesi gereken gübre miktarları gübrelerin N, P, K içeriklerine bakılarak hesaplanır.
3. Bitki Analiz Yöntemi
Yaprak ve diğer bitki organlarının analizleri de son yıllarda yaygınlaşan bir verimlilik belirleme yöntemidir. Ancak tek başına yaprak analizleri ile gübre önerilerinde bulunulamaz. Mutlaka toprak analizleri ile desteklenmesi gerekir. Yaprak örneklerinin alımı: yaprak örneği alınırken bitki türü, yaşı, yaprağın alındığı sürgünün ait olduğu dönem, meyveli olup olmaması, ağacın meyve tutumu, yaprağın durumu vs. gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Her 20 dekardan 1 örnek alınabilir. Örnekler sağlıklı ağaçlardan alınmalı, semptomlu ağaçlardan ayrıca örnek alınmalıdır. Bahçedeki ağaçların en az % 20’sinden örnek alınmalı ve örnek alınacak ağaçlar bahçede zig zag çizerek belirlenmelidir. En uygun örnek alma zamanı tam çiçeklenmeden 8-12 hafta sonradır. Bu da yaklaşık temmuz sonu ile ağustos ortasına denk gelir. Örnekler omuz hizasında güneş gören dalların orta yaprakları sapları ile birlikte koparılarak alınmalıdır. Alınan örnekler delikle plastik torbalara konularak en kısa zamanda laboratuvara ulaştırılmalıdır.

Yaprak analiz sonuçları aşağıda tabloda verilen değerler arasındaysa eksiklik ya da fazlalık yoktur. Aksi halde toprak analizleri ile desteklenerek eksiklik giderilmelidir.


Tablo 4. Değişik meyvelerde yapraklardaki besin elementlerinin alt ve üst sınırları.

Besin Elementi
Yapraktaki besin elementi düzeyleri

Elma
Armut
Şeftali
Kiraz

N (%)
1,5-3,0
1,8-2,6
2,5-3,5
1,7-3,5

P (%)
0,12-0,25
0,12-0,25
0,15-0,4
0,16-0,4

K (%)
1,2-2,0
1,0-2,0
1,5-2,5
1,0-3,0

Ca (%)
1,5-2,0
1,0-3,7
1,5-2,0
0,7-3,0

MG (%)
0,2-3,5
0,25-0,9
0,25-0,6
0,4-1,0

Mn (ppm)
25-150
20,170
20-300
20-300

Fe (ppm)
40-400
100-800
100-200
20-250

B (ppm)
20-50
20-60
20-80
20-60

Zn (ppm)
15-200
20-60
12-50
15-75

Cu (ppm)
5-20
6-25
6-15
5-25


4. Bitkilerde Eksiklik Belirtilerinin Teşhisi
Bitkilerde eksiklik belirtilerinin teşhisi son derece dikkat isteyen bir yöntemdir. Bitkilerde eksiklik belirtilerinin görülmesi besin elementi düzeyinin kritik seviyenin altına düşmesi anlamına gelir ve acil müdahale edilmezse bitkiler ölebilir. Bu konu “Bitki Besin Elementleri” bölümünde ayrıntılı olarak anlatılacaktır.
5. Radyoizotop Metodu
Son yıllarda kullanılan ve bitkilerin topraktan kaldırdıkları besin elementi miktarını dolaysız olarak veren bir yöntemdir. Yöntemde önce toprağa verilecek besin maddesi spesifik aktivitesi bilinen radyoizotopu ile etkilenmekte ve sonradan bitkide radyoaktivite ölçümleri yapılmaktadır. Meyve ağaçları için uygulanabilir bir yöntemdir. İleri teknoloji gerektirir.< Verimlilik belirlenmesinde birtakım saksı denemeleri de kullanılmakla birlikte fazla yaygın değildir. Bu yöntemlerde kısa sürede yetişen bitkiler veya mantarların saksılardan kaldırdıkları besin elementi düzeyinden yola çıkılarak yüksek bitkilerin besin elementi ihtiyaçları belirlenmeye çalışılmaktadır.

D. Meyve Ağaçlarına Verilecek Gübre Miktarının Belirlenmesinde Göz Önünde Tutulacak Hususlar
1. İklim Faktörleri
a. a. Isı Faktörleri
Mevcut bilgiler ışığında diğer gelişim faktörlerinin uygun olması durumunda ısının gündüz yüksek, gece düşük olduğu yerlerde daha fazla gübre kullanılması gerekmektedir.

b. b. Işık Faktörleri
Işık gübreleme ilişkisi özellikle gölgede yetiştirilen bitkiler için önemlidir. Böyle bitkilerde birim alana düşen karbonhidrat miktarı azalacağından daha az gübre verilmesi gerekir. Işık yoğunluğu arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı artırılmalıdır.

c. c. Yağış Faktörü
Su faktörü ile gübreleme arasında çok önemli bir ilişki vardır. Verilen besin elementlerinin çözünüp bitkiye yararlı hale gelebilmesi, bitki tarafından alınabilmesi ve bitki bünyesinde taşınabilmesi suya bağlıdır. Bu yüzden suyun yetersiz olduğu yerlerde verilecek gübre miktarının da ona göre ayarlanması gerekir. Aksi halde ekonomik kayıplar söz konusu olur.

2. Toprak Faktörleri
a. Toprağın verimlilik derecesi
Gübreleme yapılmadan önce toprakların verimlilik durumlarının belirlenmesi ve bitki ihtiyaçları da dikkate alınarak verilecek gübrenin belirlenmesi gerekir.

b. Toprak reaksiyonu
Besin elementlerinin bitkiler tarafından alınabilmesi için toprak pH’sı çok önemlidir. Besin elementlerinin en rahat alınabileceği toprak pH’sı 6-7 arasındadır. Şekil 1’de besin elementlerinin alınabilirliği ile toprak pH’sı arasındaki ilişki görülmektedir.



Şekil 1. Toprak pH’sı ile bitki besin elementlerinin elverişliliği arasındaki ilişki

c. Toprağın su kapsamı
Yukarıda su faktörü anlatıldı. Ancak burada toprağın tekstürüne bağlı olarak bünyesinde hapsettiği su miktarının öneminden bahsedilecektir. Örneğin kumlu topraklarda fazla su da verilse tutulamayacağından pek bir önemi yoktur. Öte yandan aşırı killi topraklarda su çok kuvvetle tutulduğundan mevcut sudan bitkiler yararlanamayabilir. Tablo 5’de toprak yapısına göre yararlı su miktarları görülmektedir.

Tablo 5. Toprak yapısına göre yararlı su miktarları

Toprak Yapısı
Tarla Kapasitesi (1dm3’deki su) (g)
Solma Noktası (1dm3’deki su) (g)
150 cm derinliğindeki alınabilir su (mm)

Kum
100
30
105

Tınlı Kum
200
80
180

Kumlu Tın
300
120
270

Tın
350
150
300

Killi Tın
400
220
216

Kil
450
300
150




d. Uygulanan toprak işleme sistemi
Meyve ağaçları dikildikleri toprakları uzun yıllar işgal eder. Bu sebeple düzenli toprak işleme yapılamaz. Özellikle dikimin ilk yıllarında tarla yabancı ot mücadelesi açısından işlenmelidir. Ancak meyve bahçelerinde derin toprak işleme yapılmamalıdır. Çünkü derin işleme kılcal köklere zarar verebilir. Gübreleme açısından özellikle fosfor ve potasyum toprak işlenerek veya bant şeklinde açılarak kök bölgesine yakın olacak şekilde verilmelidir. Eğer işlenmeden verilirse verilecek gübre miktarı artmaktadır.

3. Bitki Faktörleri
a. Meyvenin tür ve çeşidi
Farklı tür meyvelerin gübre istekleri çok farklılık gösterir. Tablo 6’de bazı meyvelerin gübre istekleri görülmektedir.

Tablo 6. Ürüne yatmış meyve ağaçlarının 1. yılda kg olarak hektardan kaldırdıkları besin maddeleri.

Meyve Türü
Hektardaki Ağaç Sayısı
Azot (kg)
Fosfor (kg)
Potasyum (kg)
Kalsiyum (kg)

Elma
86
57,8
15,7
61,7
63,9

Armut
296
33,1
7,8
37,0
42,6

Ayva
593
51,0
17,4
63,9
73,5

Şeftali
296
83,5
20,2
80,7
127,8

Erik
296
33,1
9,5
42,6
46,0


b. Anaç
Meyve ağaçlarının beslenmesinde besin alımını etkileyen en önemli faktörlerden birisi anaçtır. Çünkü ağaçların verin ve büyüklüklerini anaç belirler. Anaca göre dikim sıklığı da değişmektedir. Tablo 7’te bazı elma anaçlarının cm2 kesit alana verimleri görülmektedir. Buna göre fazla verim veren anaçlar üzerine aşılı ağaçlara fazla gübre verilmelidir.

Tablo 7. Bazı elma anaçlarının cm2 kesit alana verimleri

Anaç
Verim (kg/cm2)

M9
7,07

M7
5,35

M4
5,88


c. Ağacın yaşı
Ağacın yaşı ile verim ve büyüklük doğru orantılıdır. Dolayısıyla ağaç yaşı arttıkça verilecek gübre miktarı da artırılmalıdır. Ancak bu artış ağaç pik verime ulaştıktan sonra durdurulmalıdır.

d. Ağacın büyüklüğü
Ağaç büyüklüğü ile önerilecek gübre miktarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Ağaç büyüklüğünde ölçü ise gövde kalınlığıdır. Gövde kalınlığı arttıkça besin elementi ihtiyacı da artmaktadır.

e. Dikim sıklığı
Birim alana dikilen ağaç sayısı arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı da artmaktadır.

E. Bitki Besin Elementleri (Elverişliliği, Bitki Fizyolojisindeki Önemi, Eksiklik ve Fazlalığı, Gübreleme)
1. Azot
Tabiatta azotun kaynağı organik maddeler ve havanın serbest azotudur. Havanın serbest azotu ve organik maddelerin bünyesindeki azot bazı kimyasal olaylar (amonifikasyon, nitrifikasyon vs.) sonucunda bitkilerin faydalanabileceği amonyum ve nitrat formuna dönüşür.

Azot bitkilerin temel yapı taşlarındandır. Amino asitler, proteinler, nükleik asitler gibi organik bileşiklerin vazgeçilmez bileşenlerinden biridir. Azot bitkilerde vegetatif aksamın gelişmesini sağlar.

Azot Eksikliği: Azot yetersizliğinde bitkiler genellikle koyu yeşil görünümlerinin aksine soluk açık yeşil bir görünüm kazanırlar. Ciddi noksanlık durumlarına yapraklarda kloroz görülür. Bu durum yaşlı yapraklardan başlar.

Azot eksikliği özellikle bitkinin vegetatif gelişimini olumsuz etkiler. Yaprak ve gövde sistemi zayıf olur. Vegetatif gelişme periyodu kısalır. Bitkiler erken olgunlaşır, erken çiçek açar ve erken yaşlanır.

Elmalarda yapraklar küçük dar ve açık yeşil renkli olur. Yapraklar sarımsı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler. Yaprak sapları dar açı oluşturacak şekilde, ince ve kısadır. Şiddetli noksanlıkta yaprak sapları ölür. Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.

Armut, kiraz ve erikte noksanlık belirtileri elmaya benzer. Kirazda meyveler koyu renkli olurlar.

Kayısıda yapraklar kısa ve sarımsı yeşil renkli olur. Dallar ince gelişirler. Genellikle çiçek bol olmakla beraber, meyve sayısı az ve meyveler küçük olur.

Şeftalide dal ve sürgünler kısa, zayıf, kabukları kahvemsi mor renkli olur. Yapraklar sarımsı yeşil renkli, yaşlı yapraklar kırmızımsı sarı, bazen de nekrozludur. Erken yaprak dökümü olur. Meyveler küçük ve ekseriyetle bozuk şekilli olurlar.



Asma yaprakları açık yeşil ve sarıya döner. Yaprak kenarları nekrozlu ve aşağıya kıvrık olur. Yaprak sapları pembemsi bir renktedir. Sürgünler zayıf ve uçları ölüdür.

Azot fazlalığı: Bitkilerde fazla azot vegetatif gelişme periyodunu uzatır. Çiçeklenmeyi geciktirir. Vegetatif aksam yani dal sürgün ve yaprak miktarı fazla, iri, geniş ve uzun olur. Buna karşılık generatif gelişme zayıf kalır. Meyvelerde geç olgunlaşma meydana gelir. Depolanma kabiliyetleri düşer ve bazı depo hastalıklarına daha hassas olurlar.

Gübreleme : Azotlu gübrelerin etkinliği yönünden aralarında önemli bir fark yoktur. Uygulanacak gübrenin belirlenmesinde en önemli faktör toprak faktörüdür. Asit karakterli topraklara üre, kireçli topraklara ise gaz halinde kayıplar fazla olacağından amonyum içerikli gübrelerin verilmesi tavsiye edilmez. Yıkanmanın fazla olduğu yağışlı bölgelerde geleneksel azotlu gübreler yerine yavaş serbestlenen azotlu gübreler verilebilir.

Verilecek gübre miktarı topraktaki organik madde miktarına göre değişmekle birlikte azotun kolay yıkanan bir gübre olması ve organik maddenin zamanla elverişli hale geçmesi nedeniyle toprakta mevcut azot pek dikkate alınmaz. Verilecek gübre miktarının belirlenmesinde ise farklı yöntemler kullanılabilir. Örneğin şu formülden faydalanılabilir;



Ağacın yaşı (yıl) x 2,27

--------------------------------------- = kg gübre /ağaç

Gübrenin % azot içeriği

Yani eğer ağaç 15 yaşındaysa ve gübre olarak ta amonyum nitrat (% 26) kullanıyorsak;

(15x2,27)/26 = 1,3 kg/ağaç Amonyum nitrat vermemiz gerekir. Hesaplamada göz önüne alınması gereken bir diğer husus ta ağacın verimidir. Diğer bir deyişle verilecek gübre miktarı ağaç pik verimine ulaşıncaya kadar artırılmalı ondan sonra artırılmamalıdır. Doz belirlenmesinde Tablo 8’ den de faydalanılabilir;

Tablo 8. Elma için N önerileri.

Yaş (yıl)
g N/ağaç
Kg N/dekar

1
yok
yok

2
100
2,5

3-5
100-150
3-4

6-7
200-250
6

7 yaş üzeri
300-500
8-12


Bu verilen rakamlar kuvvetli anaçlar üzerine aşılı elma ağaçları içindir. Eğer M9 veya MM106 gibi bodur ve yarı bodur gelişen anaçlar için tam verim çağında 80-100 kg N verilmesi tavsiye edilebilir. Öte yandan taş çekirdekliler için ise verim çağında dikim sıklığına göre şu önerilerde bulunulabilir;

Tablo 9. Taş çekirdekli meyveler için N önerileri.

Dikim Sıklığı
Verilecek N (g/ağaç)
Verilecek N (kg/da)

6 m X 6 m
400-600
10-15

Orta sıklıkta
300-400
15-20

Sık dikim (4x2)
200-250
20-25


Azot toplam miktar en az 3 eşit parçaya bölünerek verilmeli ve uygulamalar erken ilkbaharda başlamalıdır. En son uygulama ise temmuz ortasını geçmemelidir. Şiddetli ilkbahar yağmurlarından önce verilmemelidir. Ancak uygulamanın sulamadan veya normal şiddette bir yağıştan önce verilmesi gübrelemenin etkinliği açısından önemlidir. Uygulamalar ağaç gövdesine yaklaşmayacak şekilde ağacın taç izdüşümüne veya banda verilmelidir. Gübre verildikten sonra sulama yapılmayacaksa toprakla karıştırılması tavsiye edilir.

2. Fosfor
Bitki ve topraktaki fosforun tamamına yakını beş değerlikli oksidasyon derecesinde bulunur (P2O5). Toprakların fosfor düzeyi % 0,02 ile %0,15 arasında değişir. Ancak bunun çok az bir kısmı bitkiler tarafından alınabilir formdadır. Özellikle topraktaki kil tipi ve miktarına bağlı olarak fosforun önemli bir kısmı toprak tarafından tutulur. Fosfor bitkide son derece hareketli bir besin elementidir. Aşağı ve yukarı doğru taşınabilir.

Fosfor bitkide; enerji depolanması ve taşınması, genlerin ve kromozomların yapı taşı olması ve besinlerin taşınması gibi fizyolojik işlevlere sahiptir. Fosfor ayrıca çiçeklenmeyi ve meyve tutumunu artırır, saçak kök oluşumunu sağlar, tohumların çimlenmesinde etkilidir, olgunlaşmayı hızlandırır.

Fosfor Eksikliği : Bitkilerin normal P içeriği %0,15 ile %0,5 arasındadır. Eksiklik durumunda bu oran % 0,1’in altına düşmektedir. P eksikliğinde bitki türüne ve eksiklik oranına bağlı olarak farklı belirtiler görülse de genel olarak; özellikle yaşlı yapraklarda sararma, kalın ve dik yaprak görünümü, bodur büyüme, mavimsi yeşil veya mor renk oluşumu tipiktir.

Fosfor eksikliği elma armut gibi ağaçlarda hububat ve otsu bitkilerde olduğu gibi çok yaygın değildir. Belirtiler daha çok genç ağaçlarda meydana gelir. Sürgünler ve çiçeklenme azalır, tomurcuk patlaması gecikir. Meyve tutumu zayıftır ve olgunlaşma erkendir. Öte yandan çoğu kez meyvelerde şekil bozukluğu, koyu kırmızı renk ve çatlaklık görülür. Daha çok yaprakların ortasında veya ana damarlar arasında olmak üzere koyu yeşilden mora kadar değişen renklenme görülür. Yapraklar normalden daha küçüktür ve yaprak sapı ile dal arasında dar açı vardır. Sonunda yapraklar açık yeşile veya sarıya dönerler ve erken koparlar.




Fosfor fazlalığı; Fe, Zn ve Cu’ın alımını engellediğinden dolaylı olarak bitkiye zarar verir.

Fosfor Gübrelemesi : Fosfor gübrelemesinde dikkat edilmesi gereken hususların başında toprak çözeltisindeki elverişli fosfor konsantrasyonunun artırılmasıdır. Bunun için kullanılacak gübre çeşit ve miktarı kadar uygulama yöntem ve zamanı da önem taşımaktadır. Gübrenin toprakla temas yüzeyinin artması ve temas süresinin uzaması toprakta fosfor fiksasyonunun artmasına yol açacağından fosforlu gübrelerin mümkün olduğunca bitkinin alacağı dönemde verilmesi gerekir. Öte yandan fosfor toprakta hareketsiz olduğundan gübrenin bitki kök bölgesine yakın verilmesi gübrelemenin etkinliğini artırmaktadır. Ayrıca gübre verilirken kesinlikle serpilerek dağıtılmamalı taç izdüşümüne veya banda açılan çukurlara toplu olarak verilmelidir.

Uygulanacak gübre miktarına gelince; fosforlu gübreler uygulanmadan önce toprağın elverişli fosfor seviyesinin toprak analizleri ile belirlenmesi gerekir. Yöremiz toprakları genel olarak fosfor açısından oldukça zengindir. Yapılan tarla denemeleri sonucunda Isparta – Eğirdir yöresi toprakları için dekara 2-3 kg P2O5 verilmesi tavsiye edilmektedir. Buda eğer triplesüperfosfat kullanılacaksa (%44) toplam dekara 5-7 kg gübre verilmesi demektir.

Fosfor gübrelemesinde uygulama zamanı olarak erken ilkbahar hatta kış sonu yani şubat-mart ayları tavsiye edilmektedir.

3. Potasyum
Toprakta potasyum N ve P’a göre daha fazla bulunur. Toprağın potasyum kapsamı % 2,4 dolayımdadır. Potasyum bitkiler tarafından son derece hızlı ve etkin alınırlar ve çift yönlü taşınabilir. Ancak temel taşınma genç dokulara doğrudur. Potasyum alımının hızlı ve etken olması diğer katyonların alımını sınırlandırabilir. Bitki floem özsuyunun % 80’i potasyumdan oluşur.

Potasyum bitkilerde su dengesini sağlar, fotosentez ürünlerinin üretimini ve taşınmasını sağlar, ve bazı enzim sistemlerini etkinleştirir yada aktive eder. Özellikle meyveler açısından potasyum çok önemlidir. Şeker oranı yüksek, tam renklenmiş albenisi fazla, kaliteli meyveler elde edilmesi yeterli potasyum verilmesine bağlıdır.

Potasyum Noksanlığı : Potasyum noksanlığı kumlu hafif tekstürlü topraklarda yetiştirilen bitkilerde daha çok görülür. Potasyum noksanlığı belirtileri hemen görülmez. Önce önemli oranda gerileme görülür. Daha sonra kloroz ve nekrozlara rastlanır.

Belirtiler önce yaşlı yapraklarda görülür. Zira eksiklik halinde yaşlı yapraklardaki potasyum genç yapraklara taşınır. Belirtiler yaprak kenarlarında ve uçlarında başlar. Yaprak kenarları önce sararır, daha sonra koyu kahverengine döner. Şiddetli noksanlık halinde siyahlaşabilir. Yaprağın kenar ve uçları belirtilen şekilde ölmesine karşılık diğer kısımları uzun süre yeşil kalabilir.

Elmada yaprak kenarlarında esmer-kahverengi kloroz oluşur. Bu bölgeler kurur. Yapraklar bu haliyle ağaç üzerinde uzun süre kalabilirler. Meyveler küçük ve soluk renkli, kalın kabuklu, şeker miktarları az ve ekşi olurlar.



Armut yaprakları sarımsı yeşil olur ve tipik bir şekilde kıvrılma gösterir. Yaprak kenarlarında yukarıda bahsedilen tipik belirtiler oluşur.

Kiraz, şeftali, kayısı gibi taşçekirdekli meyve ağaçlarında potasyum noksanlığı yapraklarda kıvrılma ve kırmızımsı kahverengi lekelerden oluşan belirtilere neden olur. Sürgün uçlarında ölme, zayıf çiçek oluşumu ve normalden küçük meyveler oluşur.

Asma yapraklarında da yaprak kenarlarında sararma kahverengileşme görülür. Çiçeklenme zayıf, meyve tutumu az ve meyveler ekşi olur.



Potasyum fazlalığı : Potasyum fazlalığı Mg ve Ca noksanlığına sebep olabilir.

Potasyum Gübrelemesi : Potasyum gübrelemesi yapılmadan önce toprakların potasyum içeriklerinin toprak tahlilleri ile belirlenmesi gerekir. Potasyumda fosforda olduğu gibi ağaç kök bölgesine yakın ve dağıtılmadan verilmelidir. Uygulama zamanı da fosforda olduğu gibi kış sonu veya erken ilkbahardır.

Uygulama dozu topraktaki potasyum seviyesine, ağacın yaşı ve verimine bağlı olarak değişmekle beraber pratik bir öneri olarak yumuşak çekirdekliler için 10-15 kg/da K2O, sert çekirdekliler için ise 7,5-15 kg/da K2O verilmesi önerilebilir.

4. Kalsiyum
Topraklarda genellikle ihtiyacı karşılayacak düzeyde kalsiyum bulunur. Özellikle kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yıkanma olmadığından Ca oranı oldukça fazladır. Hatta bazı yerlerde diğer bazı mikro elementlerin alımını engelleyecek kadar fazla olabilmektedir. Bu sebeple ülkemizde topraktan Ca ilavesine pek ihtiyaç duyulmaz. Ancak yağışlı bölgelerde yıkanmanın çok fazla olduğu yerlerde topraktan Ca gübrelemesi gerekebilir.

Kalsiyumun bitkilerce alım hızı çok düşüktür ve topraktan Ca++ iyonu şeklinde alınırlar. Taşınması ise büyük ölçüde transprasyona bağlıdır. Yani xylem dokusunda Ca taşınması kitlesel akış ile olmaz. Bu kalsiyumun bitkide son derece hareketsiz olduğu sonucunu ortaya koyar. Floem dokularında Ca içeriği çok düşüktür. Bu durum besinlerinin önemli bir kısmını floem dokuları aracılığı ile sağlayan meyvelerde sık sık Ca eksikliği görülmesine neden olur.

Kalsiyum eksikliği : Kalsiyum noksanlığı meyvelerde, özellikle elmalarda çok önemlidir. Elmalarda görülen acı benek Ca noksanlığının bir sonucudur. Acı benek elmalarda derime yakın veya derimden sonra depolama sırasında meydana gelen ve karşıdan bakıldığında kabuğun üzerinde şekil bozukluğu oluşturan kahverengi-siyah beneklerle kendini belli eden bir fizyolojik bozukluktur.



Kalsiyum gübrelemesi : Yukarıda da söylendiği gibi kalsiyumun floem dokusunda hareketsiz oluşu nedeniyle bitkilerde ancak xylem dokularında ve transprasyon sonucunda taşınabilir. Ca noksanlığının belirlenmesinde yaprak analizleri de faydalı olmamaktadır. Çünkü yapraklardaki Ca meyvelere taşınamamaktadır. Ca noksanlığını gidermenin en etkili yolu doğrudan meyveye Ca içeren çözeltiler püskürtmektir. Bu amaçla yaz döneminde belli aralıklarla (15-20 gün) meyve üzerine kalsiyum sülfat veya bir başka Ca içeren çözelti püskürtülmelidir.

5. Magnezyum
Toprakların Mg içerikleri kumlu topraklarda %0,05 civarındayken killi topraklarda bu oran %0,5 ‘e kadar çıkabilmektedir. Magnezyum kalsiyum gibi kolay yıkanabilen bir elementtir.

Magnezyumun topraktan alımında rekabet koşulları etkilidir. Azot ve potasyum arasında besin alımı arasında rekabet vardır. Mg transprasyon akımı ile yukarı taşınır ve floem de hareketli bir besin elementidir.

Bitkilerde Magnezyum, klorofil sentezinde yapı elementidir, fosforilasyon sürecinde görevlidir, çeşitli enzim sistemlerinde aktivatör görevi görür ve karbon ve protein metabolizmasında görevlidir.

Magnezyum eksikliği : Bitkilerde Mg seviyesi % 0,2’ nin altına düşerse eksiklik durumu oluşur. Magnezyum noksanlığı protein sentezini engellemektedir. Eksiklik daha çok yıkanma tehlikesinin olduğu topraklarda görülür. Ayrıca fazla miktarda potasyumlu gübre verilmesi de Mg noksanlığına yol açabilir.

Elma ağaçlarının özellikle uzun sürgünlerin yaşlı yapraklarında, damarlar arasında gayrı muntazam şekilli açık yeşil, sarımsı, bazen grimsi yeşil renkli lekeler oluşur. Damar arası lekeler bazı durumlarda yaprak kenarlarına kadar genişler. Lekeler hızla kırmızımsı kahverengi nekrozlara dönüşürler. Yapraklar daha sonra solar, kıvrılır, kurur ve erken dökülür. Meyveler tatsız ve kokusuz olurlar.




Armut yapraklarında ana damar çevresi ve kenarlara yakın bölgelerde nekrozlar oluşurken, yaprak kenarları yeşil rengini korurlar. Bu belirtilerin ortaya çıkışı mevsim sonlarına doğru olur ve yapraklarda erken dökülme görülür.

Sert çekirdekli meyvelerden en fazla şeftali etkilenir. Yaprakların damar aralarında kloroz görülür. Renk açılmaları yaşlı yapraklarda, yaprak kenarlarından başlayarak yayılır. Beyaz etli meyve veren ağaçların yapraklarında kırmızı renkli, sarı etli meyve veren çeşitlerin yapraklarında ise sarı renkli lekeler oluşur. Yapraklarda erken dökülme görülür.




Asma yapraklarında damar aralarında lekeler şeklinde başlayan kloroz, lekelerin hızla genişlemesiyle sapa doğru yayılır ve yapraklarda ördek ayağı şeklinde tipik görüntü oluşur. Kloroz görülen bölgelerde kahverengi nekrozlar oluşur.

Magnezyum fazlalığı : Mg fazlalığı nadiren görülür ve potasyum alımını engeller. Ayrıca ağaçların kök gelişmesini olumsuz etkiler.

Magnezyum gübrelemesi : Bitkiler normal şartlarda nadiren Mg gübrelemesine ihtiyaç duyarlar. Ancak günümüzde azotlu ve potasyumlu gübrelerin fazla kullanılması sebebiyle magnezyum gübrelemesi bir ihtiyaç halini almıştır. Özellikle yıkanmanın fazla olduğu topraklarda Mg gübrelemesi önem taşır.

6. Kükürt
Kükürt organik maddelerin yapısında bulunan bir elementtir. Bu yüzden toprakta organik ve inorganik formda bulunabilir. Ancak topraklardaki kükürt miktarının önemli bir kısmını organik kükürt oluşturmaktadır.

Bitkiler kükürdü kökleri vasıtasıyla sülfat iyonu (SO4-2) şeklinde alırlar. Öte yandan stomaları aracılığı ile de kükürt dioksit olarak alabilirler. Kükürt bitkilerde daha çok yukarı doğru taşınır. Aşağı taşınma çok sınırlıdır. Yaşlı dokulardaki kükürt genç dokulara taşınmaz.

Bitkide proteinlerin bileşiminde bulunur. Klorofil oluşumu için gereklidir. Bazı vitaminlerin bünyesinde bulunur. Bitkilerde soğuğa dayanımı artırır.

Kükürt eksikliği : Bitkilerde kükürt eksikliğinde azot eksikliğine çok benzeyen belirtiler görülür. Yani homojen bir sararma vardır. Ancak aradaki fark, sararmanın önce genç yapraklarda olmasıdır. Azotta ise sararma yaşlı yapraklarda olur. Bunun sebebi kükürdün yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınamamasıdır.

Kükürt gübrelemesi : Kükürt gübrelemesi daha çok yağışlı bölgelerde önem taşır. Gübre olarak piyasada bulunan kükürt içerikli gübreler kullanılabilir (jips, amonyum sülfat, potasyum sülfat vs.).

7. Demir
Yer kabuğunun % 5’ ini demir oluşturur. Topraklar genellikle demir açısından zengin olmasına karşılık ortamda Ca’un fazla olması ve havalanması uygun olmayan toprak şartlarında bitkiler demirden faydalanamazlar.

Bitkiler demiri daha ziyade Fe2+ formunda alırlar. Bazen de Fe3+ formunda alabilirler. Ayrıca demir kleytleri olarak ta alınabilmektedir. Demir hangi formda alınırsa alınsın bitki bünyesinde Fe2+ formuna dönüşmeden kullanılamaz. Yüksek kalsiyum olduğunda yani toprak pH’sı yüksek iken demir bileşikleri Fe2+ ve Fe3+ formlarına indirgenemez. Öte yandan bikarbonat iyonları da demirin hareketliliğini azaltarak, alımını azaltabilirler. Topraktaki kirecin çözünmesinde CO2’in önemli etkisi vardır. Havasız koşullar da CO2 oluşumuna sebep olmakta ve bu durum dolaylı olarak demir eksikliğiyle sonuçlanmaktadır. Sıkışık topraklar, uzun süreli sulama, aşırı yağışlar, yüksek taban suyu da demir alımını engelleyen unsurlardır. Toprakta fazla miktarda ağır metal olması da (örneğin mangan) demir eksikliğine neden olmaktadır.

Demirin bitkilerdeki fizyolojik işlevi; bir çok enzim sisteminde prostetik gurup olarak görev yapan hem hemin maddelerinde yapı elementi olmasıyla ilgilidir.

Demir eksikliği : Demir eksikliği belirtileri öncelikle genç yapraklarda başlar ve yaprak damarları arsında sararma dikkat çeker. Görünümleri oldukça tipiktir. Kolayca tanınırlar. En ince damarlar dahi yeşil kalarak bu damarlar arasındaki renk tamamıyla sarıya döner. Şiddetli noksanlıkta damarlarda sararabilir. Bazen magnezyum noksanlığı ile karışır. Aradaki fark Mg noksanlığında sararma yaşlı yapraklarda görülür. Demirde ise genç ve tepe noktalardaki yapraklarda belirtilere rastlanır.

Meyve ağaçlarında Fe noksanlığının bazı dallarda görülüp, bazılarında görülmemesi sık görülür. Yaprak analizleri demir noksanlığının tanınmasında yeterli değildir. Çünkü bazen klorozlu yaprağın demir içeriği sağlam olandan daha yüksek bile çıkabilmektedir. Bunun nedeni demirin bütün formlarının bitkiye yarayışlı olmamasından ileri gelir.

Tanının en kolay yolu uygun demir çözeltisini yapraklara püskürtmektir. Kloroz kaybolur veya hafiflerse Fe noksanlığı olduğu anlaşılır.




Demir gübrelemesi : Demir noksanlığının giderilmesinde yaprak gübrelemeleri etkili olmaktadır. İnorganik demir tuzları (örneğin demir sülfat) % 0,05 ve % 1 arasındaki konsantrasyonlarda püskürtülmesi faydalı olabilir. Dikkat edilecek husus tuz içerikli gübrelerin yapraklarda yanmalara neden olabileceğidir. Yani uygulama zamanı ve konsantrasyon iyi ayarlanmalıdır.

Piyasada EDDHA ve EDTA ile şelatlanmış demir şelatları bulunmaktadır. Bunlar yapraktan ve topraktan başarı ile uygulanabilir. Toprağa uygulandıklarında pH’ sı yüksek bir topraksa Fe-EDDHA daha iyi sonuç vermektedir. Bazen her iki şelatla da şelatlanmış demirli gübreler olabilir. Bunlar hem düşük, hem de yüksek pH’ da etkili olabilirler. Toprağa uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç büyüklüğüne göre ağaç başına 70-150 gr yetebilmektedir. Bununla beraber şiddetli noksanlık durumunda bu oran 500 gr’ a kadar çıkarılabilir. Bağlarda ise asma başına 10-50 gr yeterlidir.

Demir şelatlarının toprağa verilmesi yaprağa verilmelerinden daha kesin sonuç verir. Ancak bu durumda kullanılacak miktar çok fazla olmaktadır ve maliyeti artmaktadır. Bu yüzden yaprak uygulamaları ekonomik açıdan daha uygundur. Ancak şiddetli noksanlık hallerinde toprak uygulamaları şarttır.

8. Çinko
Yerkabuğunun ortalama çinko oranı 80 ppm civarında iken, toprakların çinko içeriği 10-300 ppm arasında değişmektedir. Toprakta çinko çözünürlüğü toprak pH’sı ile ters orantılıdır.

Bitkiler çinkoyu suda çözünebilir formda ve aktif olarak alırlar. Çinko alımı ile bakır, demir, mangan ve kalsiyum alımı arasında rekabet mevcuttur. Bitki bünyesinde çinko Zn 2+ iyonları şeklinde veya organik asitlere bağlı olarak xylem dokularınca taşınır. Sınırlı da olsa yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma olmaktadır. Bitkilerde fosfor ile çinko arasında antagonistik bir etki vardır. Çinko bitki fizyolojisi açısından son derece önemli bir elementtir. Bitkilerde, enzimleri yapı elementi olarak ve aktive edilmesinde, protein sentezinde, karbonhidrat metabolizmasında ve IAA sentezinde görevlidir. Çinko eksikliği : Meyve ağaçlarının Zn içeriği 15-200 ppm arasında değişmektedir. Çinko eksikliği çoğunlukla fosfor yönünden zengin, karbonhidrat içerikli nötr veya alkali topraklarda meydana gelir. Zn eksikliği kültür bitkilerinde daha ziyade kökleri etkiler ve yaşlı kök dokularının ölümüne sebep olur. Öte yandan çinko noksanlığında yaprak damarları arasında kloroz meydana gelir. Yaprak damarları yeşil kalırken, damarlar arası renk açık yeşil,sarı hatta beyaza döner.

Meyve ağaçlarının hepsinde çinko noksanlığının tipik belirtisi, daralmış, küçülmüş yaprak ve rozet oluşumudur. Bu oluşumun nedeni ise boğum araları uzunluklarının oldukça kısalmış olmasıdır. Yaprak kenarları bazen dalgalı bir hal alır. Yaprak yüzeyinde damar kenarları yeşil kalmak üzere damarlar arasında sarı mozaik şeklinde lekeler oluşur. Noksanlık şiddetli değilse sadece yaprakları etkiler. Şiddetli noksanlı olursa sürgün gelişimi de tamamen durur. Sürgünlerde meyve tomurcuğu sayısı azalır, hatta tamamen yok olur. Sert çekirdekli meyvelerin meyve etlerinde kararmalar görülür.




Bağlarda çinko noksanlığı yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Erken ilkbaharda oluşan yapraklar küçük, dar ve dişli olurlar. Damarlar arasında çok sayıda klorotik lekeler oluşurken damarların etrafında 1-2 mm genişliğinde bir bölge yeşil rengini korur. Alt yapraklar yeşil kalır ve hafif klorozlu olurlar. Belirtiler sürgün uçlarına doğru daha şiddetli bir hal alır. Büyüme geriler, ana sürgünler çalımsı bir hal alır. Salkımlar seyrek ve üzüm taneleri küçük olur.

Çinko Gübrelemesi : Bitkilerin topraktan kaldırdıkları çinko miktarı genellikle 0,5 kg/ha/yıl’ dan daha azdır. En çok kullanılan çinko gübresi çinko sülfattır. Topraktan ve uygun konsantrasyonlarda yapraktan uygulanabilir. Yaprak analizleri sonucunda Zn eksikliği bulunmuşsa 100 litre suya 0,5 kg çinko sülfat, 250 gr sönmüş kireç ve 200 gr üre ve yapıştırıcı karıştırılarak hazırlanan çözelti, meyve tutumundan itibaren eksikliğin şiddeti de göz önüne alınarak 20’şer gün aralıklarda yapraklara püskürtülerek verilebilir.

9. Mangan
Toprakların mangan içeriği 200-3000 ppm arasında değişmektedir. Toprak pH’sı ile mangan elverişliliği arasında sıkı bir ilişki vardır. Yüksek pH’ lı topraklarda manganın alınabilirliği düşüktür. Bu sebeple kireçli topraklarda Mn eksikliği sık görülür. Mangan eksikliği : Mangan noksanlığı belirtileri Mg noksanlığı belirtilerine benzer. Yapraklardaki damarlar arasında sarama görülür. Ancak Mg noksanlığı önce yaşlı yapraklarda olmasına karşılık Mn noksanlığı genç yapraklarda görülür. Mangan noksanlığında yapraklar arası kloroza ilave olarak yapraklarda sarı noktalar halinde lekeler oluşur. Meyve ağaçlarında Mn eksikliği belirtileri rahatlıkla demir noksanlığı ile karışabilir. Yaprak analizleri doğru teşhis için önemli bir araçtır. 25-30 ppm’ den az Mn bulunursa mangan eksikliği muhtemeldir. 20 ppm’ den az olursa mangan noksanlığı vardır. Şeftali, kayısı ve erik diğer sert çekirdeklilere göre daha fazla mangana ihtiyaç gösterirler.




Asmada yaprak yüzeyinde üniform bir sararma olur. Yapraklar normalden küçük ve açık yeşil renklidirler. Zamanla çok sayıda küçük nekrotik lekeler ortaya çıkar. Sonunda sarı bölgeler kahverengine döner ve yaprak ölür.

Mangan gübrelemesi : Mangan noksanlığı daha çok kireçli yüksek pH’ ya sahip topraklarda yetiştirilen bitkilerde görülür. Böyle topraklara mangan sülfat gibi tuzlar vermek genellikle faydasızdır. Çünkü verilen mangan kısa sürede yükseltgenerek alınamaz hale gelir. Böyle topraklara mangan verilecekse serpme yerine banda toplu olarak verilmelidir Manganlı gübrelerin yaprağa uygulanmaları da mümkündür. Bu amaçla kullanılmak üzere çeşitli Mn-şelatlar üretilmektedir. % 1’ lik MnSO4 çözeltisi veya dekara 10-50 gr Mn hesabıyla şelatlı gübreler yapraklardan uygulanabilir. Manganın bitkilerde hareket kabiliyeti iyi olmadığından uygulama 2-3 kez tekrarlanmalıdır. Toprağa verilecekse dekara 3 kg Mn hesabıyla mangan sülfat verilebilir. Yerkabuğunun Cu kapsamı 55 ppm dolayındadır. Bakır toprakta genellikle iki değerlikli bakır iyonu şeklinde bulunur ve elverişliliği organik maddelerle kompleks oluşturmasına bağlıdır. Bakır bitkilerce çok küçük miktarlarda alınır. Bitkiler bakırı Cu 2+ iyonu veya bakır kleyti şeklinde alırlar. Öte yandan bakır ile demir, mangan, çinko ve nikel gibi ağır metaller arasında rekabet söz konusudur. Bitkilerde taşınması % 99 oranında xylem özsuyunda olmakta ve floemde taşınma gerçekleşmemektedir. Bu taşınma transprasyon akımına bağlıdır. Bakır az da olsa yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınabilir. Bakır bitki fizyolojisi açısından çok önemli bir elementtir.. Vitamin, karbonhidrat ve protein sentezi ile fotosentez ve solunum gibi çok sayıda komplike olayda görev alır.

Bakır eksikliği : Bitkilerin bakır kapasitesi vegetatif organlarda 4-20 ppm civarındadır. Eksiklik sınırı 4 ppm olarak kabul edilmektedir. Bakırın yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma kabiliyeti iyi olmadığından eksiklik belirtileri öncelikle genç yapraklarda görülmektedir. Grimsi yeşil renk, hatta beyazlaşma gibi renk değişimleri ve solma görülür. Gelişme zayıflar. Meyve ağaçlarında dalların uç kısımlarında kurumalar olur. Bazı hallerde uç kurumalarının görülmesinden önce normalden büyük yapraklar oluşur.




Bakır fazlalığı : Bakır içerikli fungusitlerin meyve bahçelerinde ve bağlarda çokça uygulanması bakır toksitesi meydana getirebilmektedir. Bakır tositesinde de noksanlıkta olduğu gibi bitki gelişmesi geriler ve yapraklarda yanmalar görülür.

Bakır gübrelemesi : Pratikte meyve ağaçlarında bakır gübrelemesi yapılmaz. Çünkü fungusit olarak bakır sülfat çokça kullanıldığından meyve bahçelerinde genellikle yeterli miktarda bakır bulunur. Bor toprakta borik asit ya da borat anyonu şeklinde bulunur. Bitkilerce bor iyonize olmamış borik asit formunda alınmaktadır. Bitkide hareketi oldukça sınırlıdır ve bitkilerde xylem dokusunda transprasyon etkisi ile taşınır. Bor eksikliği : Normal olarak bitkiler 25-100 ppm arasında bor içerirler. 20 ppm bitkilerde borun eksiklik sınırı olarak kabul edilmektedir. Bitkilerde bir çok hastalığın bor noksanlığından meydana geldiği bilinmektedir. Örneğin elmalarda mantarlaşmış çekirdek evi hastalığı bunlardan biridir. Armut ve elmalarda bor noksanlığında çiçekler soğuktan zarar görmüş gibi aniden solar ve siyah bir renk alır. Bu halleri ile dökülmeyip bir süre dalda kalırlar. Don zararı aynı görüntüyü oluşturmakla beraber dondan etkilenmiş çiçekler hemen dökülürler. Şiddetli noksanlıkta yaprak çıkışı gecikir, vegetatif büyüme noktaları ölür. Sürgünler kısa, yapraklar küçük ve bozuk şekilli olurlar. Ancak yapraklarda kloroz görülmez. Elma ve armut meyvelerinde büyük şekil bozuklukları ve içte ve dışta mantarlaşmalar görülür. Meyveler normalden küçüktür ve bazen çatlamalar olur. Bor noksanlığından ileri gelen dış mantarlaşmalar Ca eksikliğinden meydana gelen acı benek ile karıştırılmamalıdır. Acı benek ya dalda meyvenin olgunlaşmasına yakın, ya da daha çok hasat sonrasında depolama sırasında görülür.




Şeftali ve kayısı meyvelerinde kahverengi lekeler ve veya mantarımsı doku oluşur. Bazı durumlarda meyvelerde çatlama ve büzülme görülür. Olgunlaşma gayrı muntazam olur.

Asmalarda genç yapraklarda damarlar arasında sarı lekeler şeklinde kloroz oluşur. Kloroz yaprak kenarlarından başlayıp, ortaya doğru yayılır. Kloroz çoğu kez şekil bozukluğu ile birliktedir. Sonraları yaprak kenarları kahverengiye döner ve kurur. Yaprak sapları kısa ve kalın olur. Vegetatif gelişme noktaları kalınlaşır ve ölür. Buna bağlı olarak yan sürgün sayısı artar. Ancak bu sürgünler de arızalı olur. Meyve az olur. Salkımlarda üzüm tanelerinin çoğunluğu buruşuk ve çekirdeksizdir. Sadece aralarında birkaç tane normal üzüm bulunur.

Bor fazlalığı : Borun eksikliği gibi fazlalığı da sakıncalıdır. Toprakta 5 ppm’ den fazla bor olması bor fazlalığına işaret eder. Bu sebeple bor gübrelemesi yapılırken dikkat edilmelidir. Bor toksitesinde yaprak uçları sararır ve nekrozlar oluşur. Belirtiler daha sonra yaprak kenarlarına ve orta damara yayılır. Yapraklar yanık bir görüntü alırlar ve erken dökülürler. Belirtiler yaşlı yapraklarda görülür.

F. Fertigation
Son yıllarda sulama yöntemlerinde uygulanan yeni teknolojiler gübrelerin uygulanmasında da bazı kolaylık ve yenilikleri beraberinde getirmiştir. Örneğin damla sulama sistemi modern meyve bahçelerinin vazgeçilmez ekipmanı haline gelmiştir. Bu durum gübre uygulamalarının da sulama suyu ile verilmesini sağlamıştır. Fertigation olarak bilinen bu yöntemde suda çözünebilir formdaki gübreler sulama sistemine aplike edilen bir gübre tankı vasıtası ile meyve bahçelerine verilmektedir. Piyasada çeşitli ticari isimlerle farklı besin elementi içerikli çok sayıda sıvı veya suda eriyebilir gübre vardır. Bunlardan bazıları ve besin elementi içerikleri Tablo 10’da verilmiştir.

Tablo 10. Bazı suda eriyebilir gübre kombinasyonları ve besin elementi içerikleri

Gübre Adı
% Besin Elementi İçeriği

N
P
K
Diğer

Üre
46




Amonyum Nitrat
34




Amonyum Sülfat
20


24 Kükürt

Mono-amaonyun fosfat (MAP)
12,5
22



Di-amaonyum fosfat
19
20



Potasyum klorür
50


Potasyum nitrat
13

38


Potasyum sülfat


42
18 Kükürt

Fosforik asit

Farklı oranlarda






1. Uygulama Yöntemleri
Fertigation yönteminde verilecek su miktarı, uygulama süresi, gübre oranı, uygulamanın başlama ve bitiş saatleri kontrol edilebilmektedir. Ayrıca fertigation yöntemi ile gübre uygulanması bitki besin elementlerinin etkinliğini de artırmaktadır. Öte yandan iş gücü ve gübre ekonomisi sağlamaktadır. Fertigation uygulama yöntemleri şöyle sıralanabilir;

Sürekli uygulama : Sisteme sulamanın başlangıcından bitimine kadar belli bir konsantrasyonda gübre uygulanır. Yani gübre tankına konulan gübre sulamanın başlaması ile beraber sisteme dahil edilir ve sulama süresince bu durum devam eder. Böylece sulama miktarı ne olursa olsum belirli miktardaki gübre sisteme verilmiş olur.

Üç aşamalı uygulama : Sulama gübre olmadan başlar ve toprak ıslanana kadar sisteme sadece su verilir. Toprak ıslandıktan sonra gübreleme uygulaması başlar. Bu gübre tankını kontrol eden vananı açılıp kapatılması ile sağlanır. Sisteme gübre verilmesi sulama bitmeden durdurulur. Sulama sitemi içimdeki gübre kalıntıları basınçlı temiz su ile iyice temizlenene kadar gübresiz sulamaya devam edilir. Bu yöntemde de sulama suyu miktarı ne olursa olsun sisteme sabit miktarda gübre verilmektedir.

Orantılı Uygulama : Bu yöntemde sisteme verilecek gübre oranı suyun akış oranı ile orantılıdır. Örneğin 1 litre gübre solüsyonu 1000 litre sulama suyu gibi. Bu yöntemde gübre tankına koyulacak gübre miktarının önemi yoktur. Çünkü sisteme verilecek gübre suyun akış hızına bağlı olarak gübre tankında vakumla çekilir. Bu yöntemde çok miktarda besin elementi vermek için uzun süre sulama yapmak gerekir.

Miktarı belli uygulama : Bu yöntem daha ziyade deneme amaçlı ve farklı parsellere farklı miktarlarda gübre uygulamak amacıyla uygulanır. Gübre konsantrasyonu belli sulama suyundan değişik yerlere değişik miktarlarda sulama suyu verilir. Mesela A parseline % 2 gübre solüsyonu içeren sulama suyundan 20 litre, B parseline yine % 2 gübre solüsyonu içeren sulama suyundan 40 litre gibi.

2. Kullanılan Ekipman
Fertigation genellikle damla sulama sistemiyle birlikte kullanılmaktadır. Sistemin kurulması içine gerekli olanlar;

1. 1. Su kaynağı

2. 2. Emme basma tulumba

3. 3. Elektrik motoru veya herhangi bir motor

4. 4. Kum ve yosun filtresi

5. 5. Gübre tankı

6. 6. Sulama sistemi için ana ve damlama boruları ve diğer parçalar.

Kurulan sistem kapalı bir sistemdir ve sulama alanının büyüklüğüne bağlı olarak 1-3 atmosfer basınç altında çalışmaktadır.

3. Kullanılacak Gübre Miktarı
Fertigation yönteminde kullanılacak gübre miktarı klasik yöntemlerden daha azdır. Öte yandan fertigation yöntemi ile gübrelenmiş bahçelerde klasik yönteme göre daha fazla verim alınmaktadır. Örneğin elma üzerine yapılan bir çalışmada klasik gübreleme yöntemi ile gübrelenen parsellerde toplam ağaç başına 79 kg elma alınırken fertigation ile gübrelenmiş parsellerde toplam ağaç başına 93 kg elma alınmıştır.

Fertigation sisteminde dekara 250 ağaç dikilen ve 5-6 ton/da verim alınan bir elma bahçesine 8-10 kg/da azot, 2-3 kg/da fosfor ve 14-16 kg/da potasyum verilmesi yeterlidir.

G. Organik Gübreleme
Organik gübreler içerdikleri besin elementleri ile bitki beslenmesine katkıda bulunurken bir yandan da toprağın fiziksel yapısının düzelmesine olumlu etki yaparlar. Organik gübreler; yeşil gübreler, çiftlik gübreleri, ev ve sanayi artıkları olarak sınıflandırılabilir. Meyve bahçelerinde yeşil gübreleme ancak çapalama sonucu yabancı otların toprağa karıştırılması ile yapılabilir. Ev ve sanayi artıklarının kullanılması da pek yaygın değildir. Pratikte organik gübreleme amacıyla genellikle çiftlik gübreleri kullanılmaktadır.

Kullanılacak çiftlik gübresinin yanmış olması gereklidir. Çünkü çiftlik gübrelerinin bünyesindeki azot bitkiler için elverişsiz formdadır. Yanma sürecinde azot fikse olur ve amonyum ve nitrata dönüşerek bitkiler için elverişli hale gelir.

Meyve ağaçlarında mineral gübrelemeye ilave olarak ilk yıldan itibaren her yıl için ağaç başına 5-10 kg çiftlik gübresi verilebilir. Tam meyveye yatmış bahçelerde 2-3 yılda bir 1-2 ton/da çiftlik gübresi verilmesi faydalı olur. Çiftlik gübrelerinin besin içerikleri Tablo 11’ da görülmektedir.

Tablo 11. Bazı hayvansal gübrelerin besin elementi içerikleri.

Hayvan Türü
N
P
K

Tavuk
3,6
1,3
1,3

Sığır
2
0,65
1,6

Ördek
2,6
0,8
0,5

Keçi
4
0,61
2,8

At
2,5
0,25
0,8

Domuz
2,8
1
1,2

Koyun
3,5
0,55
1

Hindi
5
0,6
0,8


Kaynak:
Tarım Bakanlığı Yayınları
TEKNİK METİN YAZARLARI
Doç. Dr. İbrahim GEDİKOĞLU

Zir. Yük. Müh. Fikret EYÜPOĞLU

Doç. Dr. Naci KURUCU

Dr. Süleyman ALTINTAŞ

Editör Zir. Yük. Müh. Erdem ÖNER

BİTKİ BESİN MADDELERİ EKSİKLİKLERİ

BİTKİ BESİN MADDELERİ EKSİKLİKLERİBitkilerde besin maddeleri noksanlığında bazı belirtiler ortaya çıkacaktır.bu belirtiler izlenerek eksik olan besin maddesi teşhis edilebilecektir.Besin maddeleri eksikli ğinde bitkilerde meydana glebilecek değişiklikler aşağıda belirtilmiştir.

1-AZOT NOKSANLIĞI: Zararlanma daha çok yaşlı yapraklarda yapraklar küçük ve yap rak rengi sarı-yeşil portakal sarısından kırmızıya kadar değişebilir. Yapraklar sanki sonbahardaki dökülmeye benzer renk alırlar. Ve aşağıdan yukarıya doğru bir yön takip edip dökülür. Yaşlı yapraklar esmerleşir ve kuruyup erken dökülür. Sürgünler kısa-inçe ka!ır. Çiçek teşekkülü iyi olmaz çiçek sayısı azalır. Çiçekler küçük ve renk leri bozuktur. Kökler sürgünlere oranla daha uzun yan kök teşekkülü azdır. Bitkilerde tohum ve meyvede azalmaktadır. AZOT FAZLALIĞINDA ise bitkiler bodur kalmaktadırlar. Yapraklarda şekil bozuklukları ve renk bozuklukları görülmektedir.

2-FOSFOR NOKSANLIĞI: Zararlanma daha çok yaşlı yapraklarda görülür. YAPRAK koyu yeşil renkli, kenarları kırmızımsı mor olmaktadır. Yaprak kenarlarında yarım ay şeklinde sarımsı kahverengi-siyah benekler oluşur. Erken yaprak görülür. Yapraklar donuktaşır öJür. Gelişme zayıf ve muntazam değildir. Sürgün zayıf, yan sürgün teıekkül azdır. Çiçek ve tomurcuk teşekkülü çok azdır. Çiçekler küçük ve renkleri bozuk, kök teşekkülü zayıf saçak kök azdır. Renk kırmızımsı kahverengidir, (enfeksiyon hastalıklarına karşı hassasiyet fazlalaşır). Fosfor fazlalığı demir ve diğer maddeleri tutar ve onların noksanlık arazlarını ortaya çıkarır.

3- POTASYUM NOKSANLIĞI : Yaşlı yaprak kenar ve uçları kahverengi bir renk almaktadır. Yapraklarda kuruma görülür ve daha sonra pas gibi lekeler görülür.
başlangıçta gelişme kuvvetli ve sürgün teşekkülü iyidir.Fakat çiçeklenme dönemi başlayınca gelişme aniden zayıflamakta ve bitki çabucak solmaktadır. Çiçek rengi beyaz ve çiçek küçüktür. Kökler uzundur fakat saçak kök azdır. Ayrıca kökte sarımsı ifrazat görülebilir. Bitki mantari hastalıklara çabuk yakalanır. Bazı bitkilerde gülde olduğu gibi potasyum noksanlığı etkisiyle demir noksanlığı da ortaya çımaktadır. Fazla potasyum Azot ve mağnezyumm alımlarını engeller.

4- KALSİYUM NOKSANLIĞI : Zararlanma daha çok genç yapraklarda görülür. Gelişme zayıftır. Sürgün ucundaki yapraklar çengel şeklindedir. Yapraklar uç ve kenarlarından itibaren kurumakta ve yırtılmaktadır. Uçtaki tomurcuklar ölür.

5-MAGNEZYUM NOKSANLIĞI : Zararlanma daha çok yaşlı yapraklarda meydana gelir.yaprak beyaz-yeşil bir renk alıp yaprak sapı incelmektedir. Yaprak ucu ve kenarı yukarıya doğru kıvrılır. Çiçek teşekkülü önemli derecede azalmaktadır,kökr kısa ve ifrazatlıdır. Araz potasyum gübrelemesi yapılmadan ,Azot (N) kaynağı ola rakta Amonyum kullanılmak suretiyle giderilebilmektedir. Magnezyum fazlalığında verim azalır.
6-- KÜKÜRT NOKSANLIĞI : zararlanma daha çok genç yapraklardadır.Genç yap raklar sarımsı renk almakta,Yaprak damarları iç kısımda daha açık renge dönüşmek tedir.. Gelişme zayıftır. kökte çok sayıda dallanma olur ve kök rengi beyazdır. Kü kürt fazlalığı halinde ise yapraklar beyazlaşır. Yaşlı yapraklarda kırmızı mor benek oluşur.

7- ÇİNKO NOKSANLIĞI
:yaprak rengi beyaza kadar açılmakta ve yaşlı yapraklarda damarlar arasında benek şeklinde ölü kısımlar görülmektedir.Devamlı çinko noksan lığında bu arazlarlar tüm yapraklara sıçramaktadır. Yaprak yüzeyleri küçülmekte ve yapraklar dökülmektedir.kök gelişmesi fazla etkilenmemektedir.

8-DEMİR NOKSANLIĞI:Genç yapraklar sarımsı beyaz bir renk alırlar.yaprak damar ları başlangıçta yeşil olup sonradan sarı renge dönüşmekte ve yaprak kenarları ölmektedir..Gelişme zayıftır. Çiçekler küçük ve beyazdır. Kök kısa ve kahverengi olup çok sayıda yan kök teşekkül etmektedir. Demir fazlalığı mangan noksanlığına sebep olur. Fosfor nok-sanlığındaki arazlar ortaya çıkar.

9 - MANGAN NOKSANLIĞI : Zararlanma daha çok genç yapraklarda görülmektedir. Yaprak damarları arası benekli olmakta yaprak ölmektedir. En ince yaprak damarları yeşil renkli kalabilmektedir. Kökler zayıftır ve yan kökler çok gelişir. Mangan fazlalığı demir noksanlığına sebep olur.

10 - BAKIR NOKSANLIĞI : Zararlanma daha çok genç yapraklardadır. Yaprak kenar ları sarı ve bu yapraklar uçlarından itibaren kurumaktadır. Yan sürgünler çok zayıftır. Yaprak dökümü yukarıdan aşağıya doğrudur.Çiçek teşekkülü çok azdır. Çiçekler hareketsizdir. Zararlanma özellikle sıcak ve güneşli günlerde çok görülmektedir. Kök gelişmesi de önemli ölçüde engellenmiştir.

11- BOR NOKSANLIĞI : Zararlanma genç yapraklarda çoktur.Renk önce açık daha sonra kahverengiden siyaha kadar değişmektedir. Yaşlı yapraklar kalınlaşır ve çabuk kırılır. Sürgünler küçük kalıp ölürler. (Kısa sürgün oluşur) çiçek teşekkülü zayıflar.

BESİN MADESİ FAZLASI:
Fazla miktarda bitki besin maddesi kullanımı genelde ilk başta fazla etkili olmamaktadır çok ilerleyen dönemlerde yaprak kenarlarında arazlar meydana gelir. Kökte yanma olur. Ve bitki ölür.
Bazı besin madde fazlalıkları diğer bir kısım besin maddelerinin alımını engeller ve böylece o besin madesinin eksikliğinde ortaya çıkan arazlar kendini gösterir.

Kaynak:http://www.bahce.biz/

GÜBRELEME VE GÜBRE TÜRLERİ

GÜBRELEME VE GÜBRE TÜRLERİ
Tarımsal üretimin artırılması için, toprak işlenmeli, ekilmeli, sulanmalı, hastalık ve zararlılarla mücadele edilmelidir. Bütün bu işlemlerin yanısıra bitkiyi besleyici, üretimi artırıcı çarelere de başvurmak gerekir.

Bitkiler de insanlar ve hayvanlar gibi gelişmeleri için beslenmek zorundadırlar. Bitkiler besinlerinin büyük bir kısmını topraktan kökleri vasıtasıyla alırlar. Toprakta, yetiştirilen bitkilerin ihtiyacını karşılayacak miktarda besin maddesi yoksa, gübreleme vasıtasıyla toprağa bitki besin maddesi verilmesi gerekir. Toprak eğer beslenmezse, bir süre sonra besin maddelerinin eksilmesi nedeniyle üretim azalır. Yeterli ve kaliteli ürün alabilmek için toprağın beslenmesi gerekir.

Bu dersimizde gübre nedir, gübreleme nedir, gübre çeşitleri ve gübrelerin yapısında neler bulunduğunu ve gübrenin bitkiye ve toprağa sağladığı faydaları göreceğiz.

unutma!....

UYGUN GÜBRELEME BOL MAHSUL BOL PARA DEMEKTİR.

Bitkisel üretimde, amaçlanan verimin ve kalitenin sağlanabilmesi için organik ve inorganik kaynaklardan yararlanılır.


Resim 1. Bol mahsül için gübreleme esastır.

GÜBRE NEDİR?

İçerisinde bir veya birkaç bitki besin maddesini birada bulunduran bileşiklere gübre denir.

GÜBRELEME NEDİR?

Gübrelerin toprağa veya doğrudan doğruya bitkiye verilmesi işlemine de gübreleme denir.

Gübreler yapılarına göre işletme ve ticari gübre olmak üzere iki gruba ayrılır.

İŞLETME GÜBRELERİ

İşletme gübrelerinin hayvan gübresi, yeşil gübre, kemik unu, kan tozu, boynuz ve tırnak tozu gibi çeşitleri vardır. Ancak işletme gübreleri içerisinde en çok, hayvan gübresi kullanılır.

AHIR GÜBRESİ NEDİR?

Ahır hayvanlarının ve katı dışkıları ile yataklıklarının artıklarından oluşan karışıma ahır gübresi denir.

FAYDALARI NELERDİR

Ahır gübreleri bitkilerin gelişimi için gerekli besin maddelerini sağlar. Aynı zamanda toprağın yapısını tarıma uygun hale getirir. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini düzenler.

Ahır gübresinin toprağa verilmesi sonucu toprağın su tutma kapasitesi artar, geçirgenliği olumlu yönde etkilenir. Böylece ahır gübresi, suyun toprak yüzeyinden bağımsızca akmasına buharlaşmasına ve tarıma elverişli toprakları taşıyıp götürmesine engel olur . Gübreleme ile toprağın tarlada tutulması erozyon tehlikesine karşı tedbir olarak düşünülmelidir.

Ahır gübrelerinin uygulandığı topraklar daha kolay tava gelir ve işlenmesi kolaylaşır. İnce yapılı kumlu toprakların parça bağlılığını gevşetir, hava boşluklarını artırır ve toprağa bitki gelişimi için uygun bir yapı kazandırır.

Ahır gübrelerinin nemli özelliklerinden biri de zengin mikro-organizma kaynağı olmasıdır. Toprakla karıştırılan ahır gübresi, topraktaki mikro-organizma sayısını ve etkinliğini artırır, biyolojik değişimlerin hızlandırılmasını sağlar.

Hayvanlar yedikleri yemlerdeki besin maddelerinin ancak 45'inden yararlanabilirler. Yemde bulunan bitki besin maddelerinin yarısından fazlası dışkı ile ahır gübresine geçer. Bu nedenle ahır gübreleri içerdikleri besin maddelerinden dolayı, bitki için de zengin bir besin kaynağıdır.

BESİN MADDELERİ NEYE GÖRE DEĞİŞİR

Ahır gübrelerinin içerdiği bitki besin maddeleri, elde edildikleri hayvanın türüne göre farklılıklar gösterir. Koyun ve tavuktan elde edilen ahır gübrelerinin besin maddesi kapsamı, sığır ve beygirden elde edilen gübrelere oranla daha yüksektir. Genç hayvanların gübreleri azot, fosfor, potasyum ve kalsiyum gibi bitki maddeleri açısından, yaşlı hayvanlardan elde edilen gübrelere göre daha düşüktür. Çünkü genç hayvanlar, kemik ve kas yapılarını geliştirmek için besin maddeleri ile proteinlere daha fazla gerek duyarlar ve kullanırlar.

AHIR GÜBRELERİNİN BİTKİLERE YARARLI OLMASI NELERE BAĞLIDIR

Ahır gübresinin bitkilere yararlı olabilmesi için, içerdiği karbon/azot oranı büyük önem taşır. Bu oran yataklıkla birlikte taze sığır dışkısında 60/1 beygirde ise 40/1 dir. İyi bir ihtimar ve yanma ile gübredeki karbon/azot oranının 15/1 veya 20/1'e düşürülmesi gerekir. Ahır gübresi taze halde toprağa verilirse yüksek olan karbon/azot oranından dolayı, bitki bundan yararlanamaz, toprakta kurur. Bu nedenle ahır gübresinin ihtimarı ve fermantasyonu gerekir.

Ahır gübresindeki organik madde ve besin maddeleri kaybını önlemek için, gübre tarlaya verilir verilmez pullukla toprak altına gömülmelidir. Aksi halde, gübre tarlada bekletilme süresine bağlı olarak değerinden çok şey kaybeder.

YEŞİL GÜBRE

İşletme gübrelerinden biri de yeşil gübredir. Yeşil gübre baklagil cinsi bitkilerinden seçilir. Baklagiller havanın azotundan yararlanarak, köklerinde azot depolayan ve toprağın azotça zenginleşmesini sağlayan bitkilerdir.

TİCARET GÜBRELERİ

Gübreler içerisinde en sıklıkla kullanılan tür, ticaret gübreleridir. Gübre bayilerinde satılan ticaret gübreleri, bileşimlerinde bir veya birden fazla bitki besin maddesini birarada bulundurur. İşletme gübrelerinden farklı olarak yüksek miktarda bitki besin maddesi içerir ve suda kolayca çözünürler.

ÇEŞİTLERİ

Ticaret gübreleri içerdikleri besin maddelerine göre;

Azotlu

Fosforlu

Potasyumlu

Kompoze gübreler olarak 4 ana gruba ayrılırlar.

AZOTLU GÜBRELER

Amonyum sülfat

Amonyum nitrat ve

Üredir.

Şimdi bu gübreleri kısaca tanıyalım.

Amonyum Sülfat:

Amonyum sülfat, beyaz renklidir. Ve toz şekere benzediği için halk arasında şeker gübre olarakta bilinir. Kimi zaman açık yeşil, açık mavi veya grimsi yeşil renkli de olabilir. Terkibinde % 21 azot bulunan amonyum sülfat, asit reaksiyonlu topraklarda uzun süre kullanılırsa asitlenme yapabilir. Bu nedenle amonyum sülfat yerine amonyum nitrat kullanılmalıdır.

Amonyum Nitrat:

Amonyum nitrat, kireç ihtiva eder ve 100 kilosunda 20 ile 26 kg arasında saf azot vardır.

Üre:

Azotlu gübrelerden üre, içerisinde en fazla azot bulunduran gübredir. 100 kilogramında 45-46 kilo saf azot bulunur. Suda tamamen erir, beyaz renkli ve yuvarlak tanelidir. Üre bütün bitkilere rahatlıkla uygulanır. Sonbahar ve İlkbahar gübrelemelerinde, bitkinin gelişme dönemlerinde de kullanılabilir. Ürenin fazlaca verilmesi gerektiği durumlarda, verilecek miktar birkaç kısma bölünerek uygulanmalıdır.

FOSFORLU GÜBRELER

Süperfosfat

Triple süperfosfat olmak üzere iki çeşittir.

Süperfosfat:

Süperfosfat danecikler halinde yani granül görünümdedir. Açık gri veya boz renkli olan süperfosfat içerisinde % 16-18 oranında suda eriyebilen fosfor asidi vardır.

Triple süperfosfat:

Fosforlu gübrenin diğer bir çeşidi de triple süperfosfattır. 100 kilogramında 43-46 kilo arasında fosfor asidi vardır. Kirli beyaz veya gri danecikler halindedir. Uzun süre rutubetli yerlerde saklandığında su çekerek topaklaşır. Eğer topaklaşmış ise bu kesekler kırılarak kullanılabilir.

POTASYUMLU GÜBRELER

Ticaret gübrelerinin potasyum içerenleride iki tanedir. Bunlar;

Potasyum sülfat

Potasyum nitrattır.

Yurdumuz toprakları genelde potasyum bakımından yeterli durumda olduğundan, potaslı gübre tüketimi de sınırlıdır. Potasyum sülfat % 48-52 oranında potasyum bitki besin maddesi içerir. Potasyum nitrat ise % 46 oranında potasyum bitki besin maddesi içermektedir.

Potasyumlu gübreler ancak, toprak analizi yaptırıldıktan sonra verilen tahlil sonuçlarına göre ihtiyacı olan yerlerde, uygun miktarda kullanılmalıdır.


Resim 2. Dengeli bir gübreleme ile kaliteli ve bol ürün elde edilmektedir.

KOMPOZE GÜBRELER

Kompoze gübreler birden fazla bitki besin maddesini birarada bulundururlar. Kompoze gübrenin içerisindeki bitki besin maddeleri azot, fosfor, potasyumdur. Bunlar sırasına göre % olarak ifade edilir.

Örneğin 15-15-15 terkibindeki bir kompoze gübrenin 100 kilogramında 15 kilo saf azot, 15 kilo fosfor, 15 kilo da potasyum oksit var demektir.

Diamonyum fosfat:

Diamonyum fosfat 20-20-0, 26-13-0 ve 15-15-15 terkibindedir. Diamonyum fosfat fosfor ve azot gibi iki önemli bitki besin maddesini içerir. Koyu gri veya kirli beyaz renkli danecikler halindedir. içerisinde her bir kilo azota karşılık, yaklaşık 3 kg fosfor bulunur. Bütün bitkilerde kullanılabilir. Diamonyum fosfatın 100 kilosunda yaklaşık olarak 65-70 kg. saf bitki besin maddesi vardır.

20-20-0 terkibindeki kompoze gübrenin 100 kilosunda, 20 kilo saf azot, 20 kilo saf fosfor var; potasyum ise yok demektir. Gri-kahverengi granüller halindedir. Uygun şartlarda uzun süre saklanabilir ve her türlü toprakta kullanılabilir.

15-15-15 şeklindeki kompoze gübrede azot, fosfor ve potas gibi temel bitki besin maddeleri vardır. Bu gübrenin 100 kilogramında 15 kilo saf azot, 15 kilo fosfor, 15 kilo potas vardır.


Resim 3. Gübre ile ayçiçeği mahsulünde önemli artışlar sağlanır.

AŞILAMA

Gübreleri incelerken bitkilerde ürün veriminin ve kalitesinin artırılmasında özellikle baklagiller için uygulanan aşılama yönteminden de söz etmek gerekir.

Baklagil bitkileri havadaki serbest azotu kendi başlarına kullanamazlar, bunun için gerekli bakterilerin toprakta bulunmaları şarttır. Eğer toprakta bakteri yoksa, baklagil tohumları ekilirken bu tohumların hazırlanan mikrobiyal gübre veya nodozite bakteri kültürü ile kaplanması gerekir. İşte bu işleme de AŞILAMA denir.

Baklagil tohumları aşılanarak ekilirse bitki köklerinden gelişmenin erken dönemlerinde nodozitler oluşur. Özellikle azot eksikliği görülen topraklarda, bitkiyi aşılamanın yararları belirli şekilde görülür.

Ayrıca toprağa uygulanacak azotlu gübreden de kazanç sağlanmış olur. Baklagil bitkileri için kullanılacak bakteri kültürleri, ekimden 1-2 ay önce Toprak Gübre Araştırma Enstitülerinden veya Köy Hizmetleri Araştırma Enstitülerinden sağlanabilir.

Gübreleme şekilleri:

Gübre toprağa, banda verme, serpme, üstten veya yandan gübreleme, püskürtme, damla sulama şekillerinden hangisi uygunsa o şekilde verilir. Gübreyi yukarda belirtilen şekillerden biri ile uyguluyorsak uygulamaya geçmeden önce, ne miktarda verileceğinin belirlenmesi önemli bir konudur.

Gübrenin az veya fazla verilmesinin pek yararı olmayacağının da bilinmesi gerekir. En uygun gübre türüne ve miktarına karar verebilmek için, mutlaka ekilecek tarladan toprak örneği alınmalı ve tahlil yaptırılmalıdır.

Toprağa uygun gübrenin cins ve miktarını tespit eden laboratuvarlar, toprak analizi yolu ile raporlar hazırlayarak çiftçiye yardımcı olurlar.

Laboratuvarlarda toprak örnekleri, kimyasal yollarla analiz edilir.

TOPRAK ANALİZİ NEDİR?

Toprak analizi ile toprak içerisindeki bitkiye yarayışlı bitki besin maddeleri, Potasyum, fosfor ve kireç miktarları belirlenir. Toprağın ihtiyacı olan gübreler, bir rapor halinde düzenlenerek çiftçiye ulaştırılır. Böylece bitkide toksik etki yapacak kadar, aşırı gübre kullanımında önüne geçilir.

Gübre kullanımında en ekonomik yol toprak analizidir. Bunun için yapılması gereken tek şey kurallara uygun olarak alınan toprak örneğinin laboratuvarlara ulaştırılmasıdır.

TOPRAK ÖRNEĞİ ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

Toprak örneği alınırken tek yıllık veya çok yıllık bitkilerden hangisi ekilecekse ona uygun olan yöntem seçilmelidir. Tek yıllık bitkilerde toprağın 20 cm derininden örnek alınır.

Çok yıllık bitkilerde ise toprağın derinlemesine örneklenmesi gerekir. Toprak örneği 20-40-60 cm derinliklerden alınabileceği gibi, gerekli görülürse 90 ve 120 cm derinden de alınabilir.

Toprak örneği alınırken, toprak yüzeyi temizlenir ve kürek istenilen derinliğe kadar batırılır. İlk alınan toprak bir kenara konur. İkinci alınan toprak ise temiz bir leğene boşaltılır. Tarlada zik-zaklar çizerek topraklar biriktirilir. En son topraklar paçal yapılır ve torbalanır. Alınan toprak örneğinin 1 kg'dan az olmamasına dikkat edilmelidir.

Bir kağıda, ad, soyad, toprak örneğinin nereden alındığı gibi bilgiler yazılar örnek torbasının içine konulur. Etiketler mutlak kurşun kalemle yazılmalıdır. Torba muayyen bir yerinden delinerek, nemin kağıdı parçalamasına engel olunulmalıdır. Alınan bu örnekler, laboratuvara gönderilir.

Laboratuvar sonuçlarına göre, uygulanacak gübre cins ve miktarı tespit edilmiş olur.

Kaynak:
Tarım Bakanlığı Yayınları
TEKNİK METİN YAZARLARI
Doç. Dr. İbrahim GEDİKOĞLU

Zir. Yük. Müh. Fikret EYÜPOĞLU

Doç. Dr. Naci KURUCU

Dr. Süleyman ALTINTAŞ

Editör Zir. Yük. Müh. Erdem ÖNER

Kaynak:http://www.bahce.biz/gubre/gubreleme.htm

SULAMA TEKNİKLERİ

SULAMA TEKNİKLERİ
Tarım alanlarının sulanmasıyla ilgili bilgi edinmek için önce toprakta bulunan suyun davranışı yada suyun toprakta bulunuşu ile ilgili bilgi edinmemiz gerekmektedir.

Toprak suyunu aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.

1. Toprak Suyu'nun Sınıflandırılması
a. Sızan su
b. Tutulan su
- Kapilar su
- Higroskopik su
c. Taban suyu
d. Durgun su

Sızan su :
Su ile doygun bir toprakta suyun bir kısmı yer çekiminin etkisiyle derinlere dogru sızar. Bu sizma topragin genis gözeneklerinden ve makroporlardan olmaktadir. Sızma yaklaşık 0-1,3 atm basınç altinda gerçeklesir.
Tutulan su : sızan su hareketinin sona erdiği andan itibaren toprakta tutulan su miktarıdır.

Taban suyu : sızan su geçirimsiz bir tabakaya rastlarsa daha derinlere sızamayarak toprak gözeneklerini doldurur. Sonrada geçirimsiz tabakanin egimine, bazi yerlerde de arazinin egimine bagli olarak hareket eder.

Durgun su :
Toprakta geçirimsiz tabakaya rastlayan su hareket edemedigi zaman durgun suyu olusturur.


2. Toprak Nem Sabiteleri
a. Doygunluk noktasi
b. Tarla kapasitesi
c. Daimi solma yüzdesi
d. Higroskopik sabite
e. Fırın kuru toprak
Doygunluk noktasi : toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu oldugu durumdaki nem düzeyidir.

Tarla Kapasitesi : sızan suyun tamamen sızdığı yani sızma işleminin durdugu andaki nem düzeyidir. Pratik olarak 1/3 atm tansiyonla tutulan nem değeri olarak ifade edilebilir. Tarla kapasitesi ile daimi solma yüzdesi arasindaki nem düzeyi bitkilerin faydalanabildigi nem düzeyidir.

Daimi solma yüzdesi : Sulandiklarinda bitkilerin tekrar kendilerine gelemeyecek sekilde solma göstermeye basladiklari nem düzeyidir.

Sulama uygulamalari açısından bu 3 nem sabitesi büyük önem arzetmektedir.
3. Faydalılık Açısından Toprak Suyu

Faydalılık açısından toprak suyu ;
a. Yarayışsız su
b. Yarayışlı su
c. Fazla su olarak sınıflandırılabilir.
15 atm’den yüksek tansiyonlarla tutulan sular yarayissiz su olmaktadir. Tarla kapasitesinin altindaki sularda topragin tüm gözeneklerini doldurdugundan havalanma sorunlari olusturur ve topraktan hizla uzaklastirilmasi gereken sulardir.

Yukarıda da belirtildigi gibi tarla kapasitesi ile daimi solma yüzdesi arasindaki su bitkiler için yarayisli sudur. Yarayisli nem kapasitesi sulama zamaninin tespiti ve sulama dozunun ayarlanmasi bakimindan önemlidir. Ancak bitki-toprak etkilesimleri ve bunlarin kök bölgesi derinligine etkisi ve iklim faktörlerindeki kararsizliklar nedeniyle sulama için tavsiye edilen zaman farkliliklar göstermektedir. Kabaca topragin su kapasitesinin % 25-75 oraninda tükenmesi araliginda sulama yapilmasi tavsiye edilir. özet bir ifade ile toprak neminin tarla kapasitesi civarinda optimum yarayisliliga sahip oldugu, nem miktari azaldikça yarayisliliginin azaldigi ve daha daimi solma yüzdesine gelmeden bitki gelismesinin önemli ölçüde zarar gördügü söylenebilir. Bu sebeple toprak yarayisli neminin tükenmesini veya daimi solma yüzdesine ulasmasini beklemeden sulama yapilmasi gerekir.

Sulama zamaninin belirlenmesinde gözlemlerden yararlanilabilecegi gibi, bitkinin solma belirtileri göstermesi, yapraklarinin normalden daha koyu yesil bir renk almasi suya ihtiyaç duydugunu gösterir. Ancak bu asamaya gelmis bir bitkide ciddi hasarlanmalar meydana gelebilir. öte yandan gözlemle sulama zamani tespiti de her zaman yaniltici olabilir. Objektif olarak sulama zamaninin belirlenmesinde tansiyometreler pratik olarak kullanilabilir.

4. Sulama Yöntemleri
a. Yüzey Sulama Yöntemleri:
Adi salma sulama yöntemi : Bu yöntemde su tarla hendeklerinden saptırılarak toprak yüzeyini devamlı bir tabaka halinde kaplayacak sekilde tarla yüzeyinde rasgele yayılmaya birakılır. isçilik masraflarıinıin ve sulama kültürünün az oldugu yerlerde genis oranda kullanılır.

Tarla laterallerinden salma usulü sulama : Adi salma yönteminin bir degişik şekli olup, sulama suyu tarla laterallerinden taşırma suretiyle tarlaya verilir.

Adi tava usulü sulama : Bu yöntemle sulama etrafi seddelerle çevrili düz parsellere büyük akis debilerinin verilmesi ile yapilir. özellikle düz ve düze yakin arazilerin sulanmasinda uygundur.

Uzun tava yöntemi : Bu yöntemin esasi, tarlanin azami meyil istikametinde uzun şeritlere ayrilmasi ve bunlarin aralarının seddelerle bölünmesidir. şeritlerin üst basindan sevk edilen su ince bir tabaka halinde ve seddelerle kontrol edilerek aşağı doğru akar.

Bu tip sulama yöntemleri gittikçe artan su sorunu dikkate alındığında uygun değildir. Günümüzde su kaynaklarının en ekonomik şekilde kullanılabileceği yöntemler gittikçe önem kazanmaktadır. Bu konu dikkate alındığında suyun ancak çok bol olduğu durumlarda uygulanabilir.

b. Yagmurlama Sulama Yöntemi:
Yağmurlama sulama yönteminde su dogal yağışa benzer biçimde toprak yüzeyine serpilmek suretiyle uygulanır. Bu yöntemde su kapali borularla mekanik püskürtücülere kadar tasinir ve püskürtücülerden suyun topraga yagdirilmasi küçük orifis ve memelerle basinç altinda yapilir. Sistemin çalismasi için gerekli basinç genellikle pompalarla saglanir. Bunun yaninda su kaynaginin sulama alanindan yeterince yüksek olmasi da gerekli basinci saglayabilir.
c. Mini sprink Yöntemi ile sulama
Yagmurlama sulama ile damla sulama arasinda bir yöntem olup, ince borularla tarlaya dagitilan su küçük yagmurlama basliklari ile araziye dagitilir. Sabit bir sistem degildir gerektiginde toplanabilir.
d. Toprak Altı Sulama Yönemi
Toprak alti sulama sun’i yolla toprak altina su ilavesiyle taban suyu seviyesinin düzenleme faaliyeti olarak tanimlanabilir. Bu yöntemde su seviyesi kök bölgesinde su ve hava miktarinin en iyi sekilde kombine edilmesini saglayacak yükseklikte muhafaza edilmelidir.
e. Damla Sulama Yöntemi
Damla sulama intensif sulu tarimda kullanilmak üzere gelistirilmis olan bir yöntemdir. Damla sulamasi toprak yüzeyine veya yüzeyin hemen altina yerlestirilen küçük çapli orifis yardimiyla aritilmis suyu toprak yüzeyine veya içerisine veren bir sistemdir. Bu sistem suyun belirlenmis bir desene alçak basinç altinda verilmesine imkan saglar. Bu sistemin çalistirilmasi için gerekli olan basinç yagmurlama sistemindekinden daha azdir. Bu sistemde su yaygin boru agi araciligi ile her bitkiye kadar götürülür. öte yandan bitkilere verilecek gübreler de sulama suyu ile birlikte verilebilir (fertigation). Kisacasi sistemin esasi bitkinin ihtiyaç duydugu su ve besin maddesi miktarini optimum seviyede tutmaktir. Klon anaçlari ile tesis edilmis bahçeler için en uygun sulama sistemi damla sulama kismen de mini-spring sulama sistemidir. Salma sulamada arazi yüzeyinde göllenmeler olusmakta ve özellikle MM 106 gibi kök bogazi çürüklügüne hassas anaçlarda kurumalar görülebilmektedir. öte yandan isgücünden tasarruf edilmesi, sulama ve gübreleme etkinliginin artirilmasi, sulama suyundan tasarruf edilmesi gibi üstünlükleri nedeniyle damla sulama sistemi tercih edilmelidir. Hüseyin AKGüL (Ziraat Yüksek Mühendisi)

Kaynak:http://www.bahce.biz/

Yeni trend hobi bahçeleri

Yeni trend hobi bahçeleri
Son dönemlerde şehrin stresinden kurtulmak, doğal sebze ve meyve tüketmek isteyenler bir “hobi bahçesi” kiralıyor. Burada hem kendi bahçenizin bahçıvanı olabilir hem de doğal ve taze sebze meyve tüketebilirsiniz

Ece Emre

“Bahçıvanlarımız müşterilerimize danışmanlık yapıyor”

Pelin Akman (Yemyeşil Hobi Bahçeleri)

Beykoz Boshane köyünde şu an 30’ar metrekareden 70 hobi bahçemiz var. Bahçıvanlarımız, müşterilerimize ekim-dikim konusunda danışmanlık yapıyor. Su ve elektrik tarafımızdan karşılanıyor. Müşterilerimiz bahçeleriyle ilgilenemedikleri zaman bakımlarını biz yapıyoruz. Burada köy tarımı yapıyoruz. Ücretimiz yaz-kış kullanmak isteyenler için 750 TL, sadece yazın kullanmak isteyenler için de 575 TL. Tel: (0555) 579 23 02

“Yabanmersini de yetiştirebilirsiniz kapari de”

Emel Akdere (Akdere Peyzaj)

Burası 17 bin metrekare. 100 tane hobi bahçesi çıkabilir. Ne yazık ki insanlarımız bu tarz şeylere uzak kalmış. Bahçelerimiz 30’ar metrekare. Yabanmersini, kapari bile yetiştirebilirsiniz. Burada zaman zaman bahçe kursları da açıyoruz. Bahçe kirası için ayda 150 TL, bahçecilik kursu için 400 TL alıyoruz. Tel: (0216) 391 07 77

“Bahçecilerimizin zirai tarım ürünlerini kullanmasına kesinlikle izin vermiyoruz”

Ufuk Kaya
(Cavidan Hanım Çiftliği)
40 tane bahçemiz var, her biri 55 metrekare. Şu anda 24 tanesi dolu. Bahçecilerimizin uyması gereken en önemli kural, zirai tarım ürünlerinin kullanılmaması. Bizim çiftliğimizden yer kiralamak istiyorsanız iki seçenek sunuyoruz: Kulübeli bahçeler yıllık 1450 TL, kulübesiz bahçeler ise 950 TL.
Tel: (0216) 414 10 58
HOBİ BAHÇESİ KİRACILARI NE DİYOR?

“Sebze bol, arkadaşlara da dağıtıyoruz”
Şahin Önder

Eşimle birlikte Cavidan Hanım Çiftliği’ne geldiğimizde hobi bahçeleri yeni kuruluyordu. Böylelikle ilk müşteri olduk. Her şeyini kendimiz yaptık. En çok domates, biber, maydanoz, patlıcan yetiştiriyoruz. Bahçe çocuk gibi. İlgilenmek gerekiyor. Topladığımızın bir kısmını arkadaşlarımıza veriyoruz.

“Gerçek domatesi koklamak istedik”

Muhammed Nur Anbarlı
Üç yıldır eşimle birlikte hobi bahçeciliği yapıyoruz. Çocuklarımızı doğayla buluşturmak istedik. Domatesin soframıza nasıl geldiğini öğrenmelerini istedik. Bir de gerçekten marketlerdeki domatesler domates gibi değil. Gerçek domatesi koklamak istedik. “Benim için en önemlisi doğal gıda yetiştirmek”

Mustafa Taş
Ben üç yıldır hobi bahçeciliği ile ilgileniyorum. Şehir stresinden kurtulmak, doğal gıda tüketmek benim için en önemli
sebep. Toprağa çekirdek atıyorsunuz ve sizin boyunuzdan daha uzun bir ağaç çıkıyor.
“Bahçe sahipleri bakımlarını yapmazsa sözleşmesi feshediliyor”
Zeynel Abidin Gül (Beykoz Belediyesi)

Kiremitdere mevkisinde yer alan hobi bahçelerimiz 95 adet, her biri 50’şer metrekare. Burada elektrik, su gibi temel ihtiyaçlar belediyemiz tarafından karşılanıyor. En çok biber, domates, patlıcan dikiliyor. Burası iki ay önce tamamlandı. Her bahçemize ait bir kulübe var. Eğer bahçelere düzenli olarak bakım yapılmazsa bahçe sahibi idaremiz tarafından uyarılıyor. İkinci uyarıdan sonra da dikkate alınmıyorsa karşı taraf hiçbir hak iddia etmeden sözleşmesi feshediliyor. Üyelik ücreti 900 TL. Tel: 444 66 61

Bonsai ağacı özel ilgi bekler!


Bonsai ağacı özel ilgi bekler!
Bonsai hakkında bilgilenerek mutsuz bir bonsai ile mutlu büyüyen bonsai arasındaki farkı öğrenebileceksiniz.

Bu bitkinin su ihtiyacı, budama ve bakımı diğer bitkilerden farklıdır. Dünyanın en küçük ağacı olarak kabul edilen bonsai, özellikle duygusal anlamda bakıcısına bağlanabiliyor. Sahibi yanında olmadığında yapraklarını dökebiliyor.

Bonsai ağacını budamak her ne kadar bu iş size angarya gibi de gelse çok gereklidir. Böylelikle onları şekillendirebilirsiniz de. Bir bonsai ağacı da eğer izin verirsek normal bir ağaç kadar büyüyebilir. Ancak onun özelliği minik olmadı değil mi? Evinizden taşan ağaç kökleri istemiyorsanız onları budamaktan sıkılmayın.


Bir bonsai ağaç yok sıradan bir ağaç farklı ve eğer izin verirsen aynı boyutta büyüyecektir. Bu nedenle daha düzenli boyutunu istediğiniz tutmak için budamak gerekebilir. Bir çok uzman her iki yılda bir yapılmasını öneriyor. Bu daha sağlıklı bir büyümeye neden oluyormuş. Dilediğiniz oranda budayarak onun büyüme boyutunu siz ayarlayabilirsiniz.

Bazı insanlar için bu ağacı bulmak ve korumakta güçlük çekebilirler. Diğer taraftan bazıları, bonsai ağacına bakarken büyük bir keyif alırlar. Onları arkadaşlarına göstermekten gurur duyarlar. Ağaçseverler evlerindeki bu minyatür ağaca adeta çocukları gibi bakarlar. Çünkü ne kadar büyük olursa olsun hiçbir ağacı evinizde yetiştiremezsiniz. Tabii bonsai dışında…

Dikenli çalılar bahçenizi de koruyor!


Dikenli çalılar bahçenizi de koruyor!
Dikenli teller, yüksek çitler ve projektörler… Doğa ile barışık bir bahçe güvenliği sağlanabilir mi?

Bahçenizin arkası hırsızın işlerini halletmesi için ideal bir ortamdır. Sokak lambalarının, komşuların meraklı gözlerinden uzak şekilde rahatlıkla içeriye girebilir. Ağaçlarda ona kamuflaj olabilir.

bu duruma önlem olarak, bahçenin bütünlüğünü bozmadan, korkuluklar çok eski bir yöntem de olsa caydırıcı olabilir. Yüksek çitler, dikenli tellerde işinizi görür.

Dikenli teller yerine zaten bol dikeni olan bitkilerde yetiştirmek çok mantıklı. Böylece bahçeniz daha fazla kendisiyle barışık olacak. ‘Pembe hanım’, ‘Ortak alıç’, ‘Rubra’ ve ‘Karaçalı’ gibi Frenk çalılar,davetsiz misafirlere engel olmaya yeter.

Dikenli çalılar etkili bir güvenlik yöntemi. Ancak iyi bakılmadıklarında çok kötü bir çöp yığınına dönüşebilirler.
Evinizin pencere kenarına koyacağınız dikenli kaktüsler de pencere güvenliği için etkili bir çözümdür. Çok az su isteyen bu bitkiler uygun güvenlik elemanıdırlar.

Bahçenizde çok büyük ağaçlar yetiştirmemeye özen gösterin, yada onları budamayı alışkanlık haline getirin. Eğer kısa ağaçlarınız varsa hırsızlar meraklı komşularınızdan çekinebilirler. Böylece bahçenize girmekten vazgeçebilirler.

2007 yılı üzümsü meyveler ihracat değerleri


Uluslar arası piyasada üzümsü meyvelerin toplam ihracat değeri yaklaşık üç milyar dolar düzeyinde seyretmektedir. FAO’nun 2007 yılı verilerine göre, yaklaşık bunun yarısı sadece çilek meyvesine aittir. Üzümsü meyvelerin toplam ihracat miktarı ise 961.454.000 ton düzeyindedir. Bu miktarın 604.857.000 tonu çilek meyvesine ait olup, toplam miktarın yaklaşık %62 lik oranına karşılık gelmektedir. Çilekten sonra, ihracat değeri olarak ikinci önemli üzümsü meyve ahudududur. Uluslar arası piyasada ahududunun toplam ihracat değeri 457.843.000 dolardır. Ahududunun 4,67 dolar olan birim fiyatı dikkate alındığında en değerli üzümsü meyve olarak göze çarpmaktadır. Birim fiyat dikkate alındığında ikinci öneme sahip üzümsü meyve 4,38 dolarlık kg fiyatıyla mersindir.

Ne yazık ki FAO’nun verilerinde dut, böğürtlen ve diğer bazı üzümsü meyveler ayrı ayrı gösterilmemektedir. Bu yüzden dut ve böğürtlen gibi değeri artmakta olan üzümsü meyve türlerinin değerlendirilmesi sağlıklı yapılamamaktadır. Ancak yine de dut ve böğürten meyvelerinin dış piyasa değerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle dut türlerinin (kara dut, mor dut, kırmızı dut, ve beyaz dut ) ülkemizde d artan kıymeti bunu göstermektedir.

Tablo 1. 2007 yılı verilerine göre üzümsü meyvelerin dünya üzerindeki toplam ihracat miktarları ve toplam değerleri (FAO)

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Çilek
604857
1483438
2,45

Bataklık mersini (Turna yemişi)
108559
416812
3,84

Ahududu
97953
457843
4,67

Böğürtlen, dut, vd.
82081
283411
3,45

Mersin
55640
243918
4,38

Frenk üzümü
11948
32205
2,70

Bektaşi üzümü
416
1126
2,71

TOPLAM
961454
2918753
3,04




Uluslar arası piyasada, üzümsü meyveler içersinde, en fazla işlem gören meyve çilektir. Toplam ihraç miktarı 604.857 ton ve bunun karşılığı olarak toplam 1.483.438.000 $ değer üretilmiştir. Çilek ihracatında en önemli ülkeler İspanya ve ABD dir. İspanya Avrupa Birliği üyesi olmanın verdiği avantajları kullanarak, dünyanın en zengin bölgesine satış yapabilme imkanı elde etmiştir. İspanya 186.377 ton ihraç miktarının karşılığı olarak 423.968.000 $ gelir elde edebilmiştir. Bu değerin yaklaşık yarım milyar dolarak yakın olduğu göz önüne alınırsa konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. İspanya dünya toplam çilek ihraç değerinin neredeyse üçte biri kadarını kendine çevirebilmiş bir ülkedir. Çilek ihraç eden ülkeler incelendiğinde, Belçika ve Hollanda’yı ayrı tuttuğunuzda, geri kalan ülkelerin Akdeniz kuşağı ülkeleri olduğu göze çarpacaktır. Bu kuşakta ABD’nin California eyaletinin de olduğu gözden kaçmamalıdır. Türkiye son yıllarda çilek ihraç edebilen ülkeler sıralamasında yerini almaya başlamıştır. Henüz oldukça düşük düzeyde olmasına karşın gelecekte önemli ihracatçı ülkeler arasında yer alacağını söylemek kehanet olmasa gerektir. Özellikle son yıllarda dünya çilek üretiminde üçüncü sıraya oturması bu konudaki öngörüleri desteklemektedir. İç piyasanın doymasıyla etkili ve yoğun bir şekilde ihracatında artacağı kanaati hakimdir.

Tablo 2. 2007 yılı Çilek ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

İspanya
186377
423968
2,27

A.B.D.
116744
297996
2,55

Meksika
66914
124411
1,86

Belçika
39004
155171
3,98

Hollanda
35068
167104
4,77

Fransa
23228
65552
2,82

Mısır
21613
12061
0,56

Fas
18066
23327
1,29

İtalya
17746
50771
2,86

Türkiye
17354
15932
0,92

Dünya
604857
1483438





Bataklık mersin (turnayemişi) ülkemizde hiç bilinmeyen türlerdendir. Son yıllarda Karadeniz bölgesinde kimi çalışmalar ile ülkemizde de yetiştirilebileceği gösterilmiştir. Dünya ticaretinde toplam 416.812.000 $ lık toplam ihracat değerine sahiptir. Tablo 1 de de görüleceği üzere üzümsü meyveler içersinde çilekten sonra ikinci önemli bir türdür. İhracatçı ülkeler içersinde ihracat değeri açısında yapılan sıralamada Şili birinci sırada yer almaktadır. İkinci sıradaki Kanada Şili’ye göre daha fazla bataklık mersini ihraç etmesine karşın birim fiyatını çok düşük olması toplam elde edilen değeri de düşürmüştür. Bataklık mersininde en yüksek fiyatla ürün satabilen ülke 14,59 $/kg fiyat ile Belçika olup bu ülkeyi 11,52 $/kg fiyatıyla Fransa izlemektedir. Ancak Fransa’nın ihraç ettiği bataklık mersini miktarı 42 ton düzeyinde olup oldukça düşüktür.

Tablo 3. 2007 yılı Bataklık mersini (Turnayemişi) ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Şili
41745
314498
7,53

Kanada
45316
41437
0,91

A.B. D.
16128
33503
2,08

Beyaz Rusya
3105
8140
2,62

Hollanda
894
8016
8,97

Belçika
491
7166
14,59

Litvanya
280
1204
4,30

İngiltere
119
1150
9,66

Makedonya
213
640
3,00

Fransa
42
484
11,52

Dünya
108559
416812





Dünya ahududu ihracat pazarında, 2007 yılında, 97.953 ton ürün el değiştirmiş ve bunun karşılığı olarak toplam 457.843.000 $ değer üretilmiştir. Ahududu ihracatında miktar ve değer olarak Meksika birinci sırada yer almaktadır. Üstelik satış fiyatı da 5,32 $/kg ile oldukça yüksektir. Polonya ikinci sıradaki en önemli ihracatçı ülkedir. Ancak kg satış fiyatının 1,78 $ gibi düşük bir değerde olması nedeniyle elde ettiği toplam gelir Meksika’ya oranla düşük kalmıştır. Polonya’nın ihraç ettiğin ürün miktarı Meksika’ya göre %69 düzeyinde olmasına karşın elde ettiği toplam gelir Meksika’ya göre %23 düzeyinde kalmıştır. Bunun yanı sıra İspanya Polonya’ya göre çok daha düşük miktarda ürün ihraç etmesine karşın oldukça yüksek düzeyde gelir elde edebilmiştir. Bunun nedeni İspanya’nın birim fiyatının 8,96 $/kg gibi yüksek bir fiyatla ahududları satabilmiş olmasıdır. Ahududu ihracatında en iyi fiyatla satış yapabilen ülke Hollanda olup kg fiyatı olarak 14,87 $ olarak gerçekleşmiştir.

Tablo 4. 2007 yılı Ahududu ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Meksika
35162
186911
5,32

Polonya
24106
42812
1,78

İspanya
10009
89710
8,96

Şili
8314
54161
6,51

Sırbistan
6794
11126
1,64

Avusturya
3711
7106
1,91

Kanada
2369
4409
1,86

Fransa
1383
13695
9,90

Hollanda
1079
16048
14,87

Bulgaristan
957
1948
2,04

Dünya
97953
457843





FAO’nun 2007 yılı verilerine göre böğürtlen, loganüzümü, beyaz dut, kırmızı dut ve diğer üzümsü meyveler (Myrtus communis , Gaylussacia spp) toplamında ihracatçı ülkeler arasında en yüksek değere ABD (110.376.000 Dolar) erişmiş olup ikinci sıradaki Arjantin’den açık ara önde yer almaktadır. Birim fiyatlar dikkate alındığında ise Avustralya 15,90 $/kg fiyatıyla en yüksek fiyattan satış yapabilen ülkedir. Yine aynı şekilde İspanya, Hollanda ve Belçika’da 10 doların üzerinde fiyatla satış yapabilen ülkeler arasında yer almıştır. Türkiye yaklaşık 1 tonluk satış karşılığında 1000 $ elde edebilmiştir.

Tablo 5. 2007 yılında böğürtlen, loganüzümü, beyaz dut, kırmızı dut ve diğer üzümsü meyveler (Myrtus communis , Gaylussacia spp) toplamında ihracatçı ilk 10 ülke ve Türkiye’nin durumu. Böğürtlen, tahmini olarak, değerlerin yarısı olarak hesap edilebilir. (Fao, 2010)

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

A.B. D.
33744
110376
3,27

Arjantin
7558
62564
8,28

İspanya
3066
31232
10,19

Hollanda
1473
16739
11,36

Suriye
22121
16327
0,74

Avustralya
396
6296
15,90

Belçika
563
5963
10,59

Guatemala
2955
5336
1,81

Sırbistan
2678
4387
1,64

İtalya
357
3288
9,21

İsveç
1379
2914
2,11

Türkiye
1
1
1,00

Dünya
82081
283411





Mersin veya bir diğer isimle maviyemiş ihracatında ihracat miktarı ve ihracat değeri toplamı açısından değerlendirildiğinde birinci sırada ABD gelmektedir. Kanada diğer önemli ihracatçı ülkedir. ABD 29033 ton ihracat miktarına karşılık 90.993.000 $ lık bir satış değerine ulaşmış olmasına karşın Kanada 12.780 ton luk ihracat değerine karşın 53.671.000 $ lık değere ulaşmıştır. İhracatçı ülkeler içersinde en yüksek fiyatla mersin satabilen ülkelerin başında Yeni Zelanda gelmektedir. Yeni Zelanda’yı Hollanda izlemektedir.

Tablo 6. 2007 yılı Mersin (Mavi yemiş) ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

A.B.D.
29033
90993
3,13

Kanada
12780
53671
4,20

Polonya
3409
24820
7,28

İsveç
2755
7842
2,85

Hollanda
1791
21683
12,11

Fransa
931
8331
8,95

Litvanya
820
2784
3,40

Yeni Zelanda
793
10176
12,83

Almanya
576
2766
4,80

Uruguay
488
4628
9,48

Dünya
55640
243918





Son yıllarda, özellikle, meyve suyu işleyen firmalar tarafından en fazla aranan türlerden olan frenküzümü ülkemizde Bursa dolaylarında ve oldukça düşük düzeylerde yetiştiriciliği yapılmaktadır. Dünya ticaretinde en yüksek miktarda ürün satan ülke Polonya olmasına karşın, Hollanda en yüksek değer elde edebilmiş ülkedir. Polonya 4.218 ton ürünü 1,46 $/kg fiyatla satarak 6.168.000 $ elde edebilmişken, Hollanda 1.333 ton ürünü 10,22 $/kg fiyatla satarak toplam 13.627.000 $ elde etmiştir. Frenk üzümü ihracatında en yüksek fiyatla ürün satabilen ülke ise Belçika dır. Belçika 13,69 $/kg fiyatla frenküzümü satabilmiştir. Ancak satış yapabildiği ürün miktarı oldukça düşük kalmışır.

Tablo 7. 2007 yılı Frenküzümü ihracatında önde gelen ilk on ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Polonya
4218
6168
1,46

Çek Cumhuriyeti
1893
1539
0,81

Danimarka
1341
1483
1,11

Hollanda
1333
13627
10,22

Almanya
954
1407
1,47

Macaristan
684
899
1,31

Fransa
435
746
1,71

Belçika
298
4079
13,69

İtalya
205
966
4,71

Avusturya
128
296
2,31

Dünya
11948
32205





Dünya Bektaşi üzümü piyasasında ihracatçı ülke konumunda kayıtlara sadece Litvanya girebilmiştir. Litvanya 416 ton karşılığı olarak toplam 1.126.000 $ değer elde edebilmiştir. Bektaşi üzümü ithalatı incelendiğinde ise listenin başında yine Litvanya nın yer alması şaşırtıcıdır.

Tablo 8. 2007 yılı Bektaşi üzümü ihracatında tek ülke

Ülkeler
Miktar (Ton)
Değer (1000 $)
Fiyat ($/kg)

Litvanya
416
1126
2,71

Dünya
416
1126
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top